AKIL BAĞLANTILAR KURAR

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Aklın en önemli işlevi bağlantılar kurmasıdır, zaten akletme “bağlama, bağ kurma” demektir. Mantık ise “bağ kurma kuralları”dır, mantıksız denildiği zaman bir şeye “bağ kurma kurallarına aykırı bağ kurulmuş” demektir.

Peki bütün bunları niye anlattık, gelelim ona. Öncelikle bir kaç şey soralım, Peygamber niye 5 yıl Hira mağarasına gitmiştir? de sonra vahiy gelmiştir? Ya da Musa niye 8-10 yıl Medyen’de kalmıştır da sonra Peygamber olmuştur? İbrahim ya da Buda neden insanlardan uzakta ermiştir? Anlaşılıyor ki, hakikate muhatabiyette bir sükunet ortamı var önce. Neden peki?

Çünkü insan sükunet içerisindeyken akıl, düzgün, mantıklı bağ kurar. Yoğunluk içerisindeyken ise bağ kurma saçmalaşır. Peygamberler, muhatabiyetten önce belli ki -Hz İbrahim örneğinde çok açık bu- aklederek Tevhid’e ermekte. Bu bizim için de örnektir, özellikle de bugün.

İnsanlar o kadar yoğun bir bilgi akışı ve meraklandırma-ilgi çekme çarkları içerisinde ki günümüzde, sürekli aklediyorlar belki, lakin “mantık” pek aranmadığı için bu akletmeler ancak ziyanı arttırıyor. İnsan öncelikle bu yoğunluktan çıkmalıdır. Yani düzgün akledilebilecek bir ortamı “amaçlamalı”dır. Aslında dikkat edilirse İslam’ın bütün hassasiyetleri de dön dolaş bu “düzgün akletme” ortamını sağlamaya yöneliktir.

Nihayetinde, dünyaya pek daldırmama, heveslere, nefslere pek daldırmamaya yöneliktir emir ve yasaklar. Kimisi de total amacı unutuyor bu anlamda; akletmek.

İkinci sorumuza gelelim şimdi? Akletme, bağ kurma, en ziyade nerede olabilir? Bağ olması en muhtemel yerlerde değil mi? Yani madde, kainat ve Kuran.. Bakın, kendi hayatımız ya da bugün değil. O en subjektif olacağımız yerler çünkü. Peki ona hiç gelmeyecek miyiz? Önce gelinmesi gerekene gelinecek. Çünkü sonra o ağın içinden çıkamazsın.

“AKIL BAĞLANTILAR KURAR” için 2 yanıt

  1. Doğru, hareket akl etmeyi yavaşlatır. Hareket maddenin kendisinden olabileceği gibi, ürettiklerinden, yansımalarından da kaynaklanabilir.Renk ve ses gibi. O yüzden algı mühendisleri algılatmak veya algılatmamak istedikleri olguları hareketlerin içine saklarlar.
    Ancak, atladığımız bir husus var mı? Olayın gelişim sırası. Önce mağara yolu, daha sonra tefekkür? Aksi de olabilir önce tefekkür sonra mağara ve sonra tefekkürde derinleşme.
    Bu iki şıktan hangisini öncelersek sonuçta, önce tercih sonra tercihte derinleşme araçları sıralaması değişmeyecektir diye düşünüyorum.
    Akıl tercihimizi nasıl eyleme dönüştüreceğimize, araçlara kapı açar. Tıpkı hırsıza eylem yolları açması gibi.
    Akletmeye kapı açtığınız için teşekkür ederim.

  2. @Muhammed Kırvar
    ben teşekkür ederim, dediğiniz gibi süreç tam belli değil, çünkü rivayetler çok pratik bir anlatım içerisinde, nihayetinde vahiy geldi, işin o boyutu hep ön planda. bir de “düşünerek erse” sanki felsefeye dönecek iş kaygısı var sanki. bizce bu sebepliliği fazlasıyla dışlıyor, o da akletmeyi dışlıyor tabii. saygılar.

Bir cevap yazın

*
= 4 + 3