AKLI MAAŞ MESELESİ ÜZERİNE (TEMEL O KADAR DA İHMALE GELMEZ)

Müslüman belki de sadece ama sadece şahit olmaya, anlamaya razı olan insandır. Peki böyle bir şey aklı maaşla mümkün olabilir mi?

Belki çoğusu eften püften, soyut, entelektüel bir mesele olarak görecek bunu. Zaten mesele de tam olarak budur.

Kuranda Zuhruf Suresi 33. Ayet şöyledir mealen

Eğer insanlar küfre sapan bir ümmet haline gelmeyecek olsalardı, biz O Rahman olan Allah’ı inkâr eden kimselerin evlerine gümüşten tavanlar ve üzerine çıkacakları merdivenler yapardık.

Peki neden?.. Bu kadar inanan insan var. Neden kafirler lüks içinde diye insanlar küfürde birleşiyor sonunda.

Bu ayetten çıkan iki tane sonuç vardır.

1-Aklı maaşla gerçek bir iman olmaz.

2-İnsanların çoğu aklı maaşla inanmaktadır.

Şimdi meseleyi biraz daha açalım. Aklı maaş yaşamla ilgili akıldır. Ve insanın yaşamını devam ettirmesi için gereklidir de. Herkes belli bir ortamda çevrede doğmuş ve büyümüştür. Buna göre bir nefsi vardır. İşte bu nefis ona belli bir hareket imkanı sağlar. Evlenir, iş sahibi olur, belli bir çevresi olur. Mesele ise şu, her şeyi bu nefisle düşünemezsin.

Eğer her şeyi bu nefisle düşünürsen aklı maaşı mutlaklaştırmış olursun ve bu döngü içerisinde hakikate sonsuza ulaşmak mümkün değildir. Olsa olsa aklın firavunlaşır. Bakın, din, Allah kavramları belli bir düzeyde aklı maaş içinde yer alabilir. Bu insanları yanıltmasın. Dinin de dünyevi bir yönü sözkonusudur. Sonuçta kurumsallaşmış yönü, ibadetler, düzenli hayat vurguları, insanın zorda kalınca bir şeylere sığınma ihtiyacı, hatta muhalefet vurguları aklı maaşa yönelik büyükçe bir alandır. Ama buna bina diyebiliriz nihayet, temel değil.

Peki temel nedir? Temel Manadır, Kurandır.. Manaya verilen ehemmiyyet, duyulan güvendir. Hiçbir kayda değer gerçeği es geçmeyerek hakikati aramaktır. Buna ise gerçekten anlamak isteyen insan ancak yönelir. Emir komutayla olmaz, samimiyyetin bir gereğidir. Anlama gerekli önemi veren kişi ise doğal olarak aklı maaşı geçmek durumundadır. İşte Allaha ve ahrete iman bu mantıkla gerçekleşir. Daha da açığı ruhla gerçekleşir. Daha da doğrusu gerçekleştikçe gerçekleşir..

Nefsini terk etmeyen ise asla bu boyutta düşünemez. Düşündüğünü sanar sadece..

O namaz da kılsa oruç da tutsa hep aklı maaş boyutunda kalır. Hatta İslamcı da olsa… Ve kafirlerin dünyevi lüksü rahatı eninde sonunda onu kendine çekip eritir. Aklı maaş dünyaya kayıtsız kalamaz çünkü. İşte bu ayetin anlamı budur.

Haa Allah insanların bu durumunu bildiği için bunun aşırı boyutta gerçekleşmesine izin vermez. Ama bir imtihan olarak bunun belli bir boyutta olacağı da açıktır. Çünkü temel o kadar da ihmale gelmez.

AKLI MAAŞ MESELESİ ÜZERİNE (TEMEL O KADAR DA İHMALE GELMEZ)” için bir yorum

  • 13/09/2011 tarihinde, saat 14:35
    Permalink

    aklıma güya reformist Calvin’in katoliklerle işbirliği yaparak cezalandırdığı teslise eleştiri getiren Miguel Servet’in son sözü geldi. “Ben yanacağım, fakat bu sadece bir olay. Tartışmamıza ebediyette devam edeceğiz”
    işte manaya ehemmiyyet vermenin bariz örneği..
    bu yıl 500. doğum yılı olan bu şahsı gayet dillendirmeli bu arada.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 6

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ