ALAK SURESİNİN YERİNE DİKKAT

Alak, Kadir ve Beyyine sureleri. İlk inen ayetler, indiği geceden bahseden sure ve içeriğinden bahseden sure peşpeşe geliyor. Lakin bunların iniş sırası böyle değildir. Özelikle de Beyyine Suresi, Medine’de inmiştir. Burada ise dikkat çeken şu; Beyyine Suresi’nde “tertemiz sayfaları okuyan” diyor, Kadir Suresi’nde “onu indirdik” diyor. Buralarda hep kitap anlaşılır. Halbuki olaylara binaen gelen ayetler vardı realitede. Sonradan kitaplaştı. İşte burada levhi mahfuz boyutu öne çıkıyor. Kitab, Kadir Gecesi’nde levhi mahfuzdan toptan indirildi, Peygamberimize ise sadece Alak ilk 5 ayet indirildi. Beri yandan, “onda dosdoğru kitaplar var” deniliyor ve bu açık delil. O da Kuran’ın Tevrat ve İncil’i içericiliği, düzelticiliği boyutları. Bu bağlamda ikra emrine de dönük boyutlar var. Tevrat’ta “adımla konuşacak” deniliyordu. (bknz Tevrat/Yasanın Tekrarı 18: 19) Başka bir kısımla “Rabbin adıyla ilan edeceğim” diyordu, ilan ederken de “Hannun, Rahum” (Rahman ve Rahim olarak çevrilebilir) gibi ifadeler vardı. (bknz Tevrat/Mısırdan Çıkış 33: 19, 34: 6) İlk tam inen sure olan Fatiha da “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” diye başlıyor ve Rabbin adıyla okumanın nasıl olacağını gösteriyordu. Bunlara dikkat vesselam.

Beri yandan öncesinde de Tin Suresi var.

Tin Suresi 1-3. ayetler şöyle: “İncire ve zeytine.. Sina dağına.. Ve bu emin beldeye..”
Tevrat’ta şöyle bir yer vardır: “Rabb Sina’dan geldi, Onlara Seir’den doğdu, Faran Dağı’ndan parladı” (Tevrat/Yasanın Tekrarı 33: 2) Buradaki Faran, başka bir yerde Hz İsmail’in ve annesinin gittiği yer olarak geçer. (bknz Tevrat/Yaratılış 21: 21) Burası da biliyoruz ki, Mekke idi. Yahudiler Faran’ı Sina yarımadasının kuzeyinde bir yer olarak göstermektedir fakat tarihi realite bu dediğimiz şekilde. Dolayısıyla “Faran Dağı’ndan parladı” kısmı Peygamberimizin risaleti olmakta. Bir de burada “bir dağdan parlama” var. İlk vahiy de Hira Nur Dağı’nda geldi. Dolayısıyla denilebilir ki; Tin Suresi’nde Tevrat’taki bu kısım çağrıştırıldıktan sonra ilk inen vahiyi içeren Alak Suresi geliyor. Çünkü Tin Suresi’nde de Sina ve Mekke’ye yemin var. Beri yandan incir ve zeytine yemin ediliyor. Zeytin bilindiği gibi çekirdeği olan bir meyva, incir ise çekirdeksiz. Denilebilir ki Tevrat şeriatı da biraz daha zorluydu, Kuran şeriatı daha kolay. Öte yandan bir de Seir var. Bunun da Hz İsa’ya işaret olduğu söyleniyor. Dolayısıyla zeytin ve incirin Kudüs’e işaret ettiği söyleniyor vs. Buralar biraz daha bulanık bizim gördüğümüz. Seir, İsrailoğullarının arzı mukaddese girişlerini simgeleyebilir. Çünkü o güzergahtan oldu. İncir ve zeytin de burayı simgeleyebilir. Ama Hz İsa ile direkt bir çağrışımı yok. Bu da şununla bağlantılı ki, Hz Musa “size kardeşleriniz arasından benim gibi bir peygamber çıkaracak” (bknz Tevrat/Yasanın Tekrarı 18: 18) demiştir. Hz Musa (as) gibi şeriat verilen peygamber ise Hz Muhammed (sav) dir. Tin Suresi’nde bu çerçeveye gayet net işaretler dikkat çekiyor. Sonra Alak Suresi ve ilk vahiy geliyor, sonra Kadir Suresi’nde de ilk vahyin indiği gece konu ediliyor. Burada şunu tekrar edelim bu surelerin iniş sırası böyle değildir.

 

Konuyla ilgili video açıklama

Facebook Hesabımız Youtube Hesabımız