ALLAH BİR KİMSEYİ ANCAK VERDİKLERİYLE SORUMLU TUTAR AYETİ HAKKINDA

Bilindiği üzere çok farklı bir zamana geldik. İnsanlar her an birileriyle iletişime geçiyor, bir şeyleri yayıyor, yayınlar yapıyor, her türlü araştırma ve oyalanma imkanı var. Peki neyden sorumluyuz? Denilebilir ki, hala namaz, oruç, zekat ve hacdan sorumluyuz sadece. Ya da denilebilir ki, hala kandil geceleri ve cuma yeterli. Kimileri ise “yepyeni bir zamana geçtik, eski şeyler masal hikaye” diyor. “İnsan bilim öğrenir, insanlığa faydalı olur, kariyer yapar vs.”

Beri yandan Alemi İslam’ın hali ahvali ortada. Çeşitli tuzak ve zulümler sürgit devam ediyor. Ve bir batı hegamonyası var uzun süredir. Bu azalıyor mu artıyor mu pek belli değil. Yine, büyük bir anlam sorunu var; “bütün bunlar nedir, nereden çıkmıştır?” Alemi İslam bilimden uzak kaldı da böyle oldu deniliyor, batıcılık mikrobu girdi de böyle oldu deniliyor, kıyamete yaklaştık, zaten ahir zaman deniliyor. Kimileri de Kuran’dan uzak kaldık diyor, hurafeler ve şirk aldı başını gitti. Ondan böyle oldu sırf.. Biz ise diyoruz ki, bütün bunların doğru tarafları olmakla beraber asıl mesele Kuran’ın dünya çapında tefsir ve tebliğine iyi yönelinmemesiydi. Bu yüzden de delillerinin iyi anlaşılmaması ve başka arayışların imanı beslemesi idi. Hasılı kısaca ifade etmek gerekirse sorun, Kuran’ın Tevrat ve İncil’i düzelticiliği boyutundan uzak kalınmasıdır. Bundan geri kalındı, temel sebep budur. Öte yandan denilebilir ki tam da günümüz imkanlarıyla bu iş layıkıyla yapılabilir. Önceden bu derece yapılamayabilirdi, imkanlar azdı. Hem bu derece etkili olmayabilirdi, çünkü şüpheler çok olabilirdi. Şimdi ise herkes açıp herşeye bakabiliyor, çek imkanı var. Yine denilebilir ki; tam da Kuran’dan şüpheler vs oluşmuş durumda ve tam da beyyine damarı bu.. Tam da dünya çapında tebliğ imkanları ve gereği var, tam da dünya çapında taze bir alan.. Tam da batı karşısında ezik büzüklük varken onlara “neden bundan geri kaldınız?” denilecek bir nokta. Yani denilebilir ki, bunca boyut varken, bu herşeyden önce “kaderin bir cereyanıdır” Fakat ve fakat ve fakat, çeşitli sebeplerden dolayı iyi yürümüyor bu iş. Çünkü pek bir geleneği yok, çeşitli perspektif sorunları var, karıştıran çok, türlü tedirginlikler var, hepsinden önce de denilebilir ki “şeytan var” Çünkü basit evhamlarla bunca büyük hayırlardan kaçılıyor. O zaman altını çizmenin vaktidir; Allah bir kimseyi ancak verdikleriyle sorumlu tutar.

Burada “Ey iman edenler iman ediniz..” (Nisa 136) türündeki ayetleri hatırlayalım ve bu işin hayırlarını farekedelim. Az da özeleştiri gerekiyorsa yapılacak..Bir başka mesele ise bu anlamda; dikkat edersek “ellerindekini doğrulayan geldiğinde onu inkar ettiler” tarzında pek çok ayet vardır Kuran’da, Ehli Kitab’la ilgili. (bknz Bakara 41, 89 vb) Bu mesele de biraz buna benziyor. Kuran’ı doğrulayan bir süreç bu çünkü. Biraz değişik, beklenmedik, lakin çarpıcı şekilde.. Fakat Kuran’a inananlar, türlü bahanelerle bundan uzak durabiliyor. O zaman, iyi düşünmenin vaktidir deriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 8

Youtube Hesabımız
Facebook Hesabımız