AMEL Mİ ÖNCELİKLİ İMAN MI?

Kuran’da salih amel ifadesinin kullanılışı enteresandır. Çok büyük çoğunlukla imanın peşine gelir bu ifade. Adeta “ancak onunla olabilir” gibi bir hava oluşur. Buradaki incelik nedir? “O varsa öteki de zaten vardır” mı demek bu yoksa başka bir şey mi? Aslında burada mesele şu olsa gerek; doğru davranışlar parça parça olabilir ama iman onun arkasındaki sağlam, kalıcı bilinç demek. O yoksa ya da zayıfsa davranış da ona göredir; ruhundan uzaklaşır, kopuklaşır, boşlaşır, yapmacıklaşır, gidicidir vs. Bir kaç örnek verirsek; mesela Sokrat’a göre doğru düşünen insan doğru davranışta bulunacaktır. O yüzden Sokrat çeşitli sorularla insanları sürekli doğru düşünmeye sevketmeye çalışmıştır. Yine, İsa (as) da sürekli iman, mana üzerinde durmuştur. Mesela riyayı eleştirmiştir, ahiret üzerinde durmuştur vs. İslamiyet de Mekke Döneminde büyük ölçüde düzgün imanı yerleştirdi evvela. Burada mesele dön dolaş imanın, bilincin önceliğine geliyor. Şimdi günümüz çerçevesinde özellikle düşünürsek.. Kuran’ın inişinden çok zaman geçmiş.. Zaman içinde İsrailiyyat (kaynağı belirsiz anlatılar) işin içine girmiş, sonra bunlar gayet ayıklanmış ama görüyoruz ki bunlara sarılanlar halen çok.. Yine bu bağlamda, Kuran’ın Tevrat ve İncil’i içericiliği ve düzelticiliği mevzusu, işin delilleri çok iyi tesbit edilememiş.. Bir de üstüne başka bir medeniyet tarafından kainat keşfediliyor ve dünyacı bir anlayış hakim oluyor.. Şimdi bu şartlarda öncelik nerededir, Kuran’ın iyice anlaşılmasında ve bu çereçevede imanın ihyasında mı, yoksa tek tek davranışların söylenmesinde, yayılmaya çalışılmasında mı? Hatta bu çerçevede “salih amel” en evvela nedir? Anlamak ve anlamın yayılması mı, çeşitli işler mi? Belki ille bu ikisinin yarışması gerekmiyor fakat bu mevzu da gereği, önemi belirtilmeden olacak bir şey değil, bu anlaşıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 3

Youtube Hesabımız
Facebook Hesabımız