BATININ YANAR DÖNERLİĞİNDE MUHARREF KİTAPLARIN ETKİSİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Bilindiği üzere Hristiyanlar, Tevrat, Zebur, Tanah metinleri, İncil ve Yeni Ahid külliyatına inanıyor, Yahudiler ise Tevrat ve Zebur ve Tanah metinlerine  inanıyor. Ve bunlar muharref kitaplar.. Bu da genel olarak biliniyor fakat iyi bilinmiyor. Bu çerçevede bazı örnekler dile getirelim.

Mesela, Tevrat’a göre; Harun (as) altın buzağıyı yapan kişidir. Sorulduğu zaman da şöyle der:

Harun`a, “Bu halk sana ne yaptı ki, onları bu korkunç günaha sürükledin?” dedi. Harun, “Öfkelenme, efendim!” diye karşılık verdi, “Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir. Bana, `Bize öncülük edecek bir ilah yap. Bizi Mısır`dan çıkaran adama, Musa`ya ne oldu bilmiyoruz` dediler.Ben de, `Kimde altın varsa çıkarsın` dedim. Altınlarını bana verdiler. Ateşe atınca, bu buzağı ortaya çıktı!” [Çıkış 32: 19-24]

Öte yandan, Yakub babası İshak’a büyük kardeşi Esav olarak kendini tanıtır ve sahtekarlıkla onun tarafından kutsanır, Yusuf kibirli biridir, Lut’un kızları onu sarhoş edip ondan çocuk sahibi olur, Davud mezmurlarda onca ahlaktan bahsederken; birinin karısını beğenir, onu öldürtmek için cephede öne sürer, ölünce de karısıyla evlenir. Süleyman onca bilgedir, mescidi aksayı inşa etmiştir, ama ömrünün sonuna doğru puta tapar. Nuh, sarhoş olur ve çıplak şekilde yatar, Eyüb bazı zorluklarla karşılaşınca Tanrıyı müthiş derecede sorgular, ateistçe konuşmalar yapar.. Peki bunca terslik insanlara nasıl bir öğreti verebilir? En yüce insanlar böyleyse sıradan insan ne olabilir?!..

İşte Kuran burada geçen konuları düzeltmiş ve insanlığa adeta tek çıkış yolu olmuştur. Fakat bunların ciddi şekilde bilinmesi ve duyurulması da gayet amaçlanmalı.

Yine İncil’de gayet sorunlu yerler vardır. Mesela şöyle geçer:

Bu nedenle İsa şöyle dedi: “Soylu bir adam, kral atanıp dönmek üzere uzak bir ülkeye gitti.

Gitmeden önce kölelerinden onunu çağırıp onlara birer mina verdi. `Ben dönünceye dek bu paraları işletin` dedi.

Ne var ki, ülkesinin halkı adamdan nefret ediyordu. Arkasından temsilciler göndererek, `Bu adamın üzerimize kral olmasını istemiyoruz` diye haber ilettiler.

Adam kral atanmış olarak geri döndüğünde, parayı vermiş olduğu köleleri çağırtıp ne kazandıklarını öğrenmek istedi.

Birincisi geldi, `Efendimiz` dedi, `Senin bir minan on mina daha kazandı.`

Efendisi ona, `Aferin, iyi köle!` dedi. `En küçük işte güvenilir olduğunu gösterdiğin için on kent üzerinde yetkili olacaksın.`

İkincisi gelip, `Efendimiz, senin bir minan beş mina daha kazandı` dedi.

Efendisi ona da, `Sen beş kent üzerinde yetkili olacaksın` dedi.

Başka biri geldi, `Efendimiz` dedi, `İşte senin minan! Onu bir mendile sarıp sakladım.

Çünkü senden korktum, sert adamsın; kendinden koymadığını alır, ekmediğini biçersin.`

Efendisi ona, `Ey kötü köle, seni kendi ağzından çıkan sözle yargılayacağım` dedi. `Kendinden koymadığını alan, ekmediğini biçen sert bir adam olduğumu bildiğine göre,

neden paramı faize vermedin? Ben de geldiğimde onu faiziyle geri alırdım.`

Sonra çevrede duranlara, `Elindeki minayı alın, on minası olana verin` dedi.

Ona, `Efendimiz` dediler, `Onun zaten on minası var!`

O da, `Size şunu söyleyeyim, kimde varsa ona daha çok verilecek. Ama kimde yoksa, kendisinde olan da elinden alınacak` dedi.[Luka 19: 12-26]

Bunu kapitalizme işaret görenler olmuştur. Elbet raydan çıkanı durdur durdurabilirsen. Fakat ideal de hiçbir yerde yoksa gerçekleşmez.

Hasıl, öyle görülüyor ki bu çerçevede bu muharref metinlerin düzelticiliğin vurgulanması dünyaya şart.

Bir cevap yazın

*
= 4 + 9