BİLMEK ÜZERİNE 1

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

İnsan akıl sahibidir ve akıl sahibi olmasının sonucu olarak hakikati arar, düşünür, sadece “nasıl yaşayacağı” sorunuyla yetinmez. Çünkü bu onun potansiyelinin çok altındadır.

Descartes “düşünüyorum o halde varım” demiştir misal. En meşhur arayışlardan biri. Ama burada bitmiyor cümle, pek çok kişinin bilmediği.

Öncelikle; Descartes, en kesin bilgiyi arıyor. Ve şunu farkediyor düşünürken herşey rüya olabilir teorik olarak. “O zaman gördüklerim kesin bilgi olamaz. Kesin olan varolduğum, düşünüyorum. İkinci kesin olan ise kendi kendimi var etmediğim, öyle olsa bunu bilirdim. Demek ki varedildim” Yani Descartes aslında “Düşünüyorum, o halde O var” demişti aslında.

“Tanrı ise mükemmeldir, beni kandırmaz, o zaman dış dünyadan da şüphe edemem”

Bu noktadan sonra ise Descartes ikili bir yapıya gidiyor; ruh ve beden. Çünkü İncil-bilim zıtlığı var. İkisini de Tanrı yarattığına göre uyumlu olmalıydı normalde, neden farklı? Çünkü ikisinin doğası farklı. İki doğa yarattı Tanrı, ruh ve beden.  Yani “Tanrı kandırmaz” dedi ilk başta ama sonunda “kandırdı” diyor, demiş oluyor.

Lakin, güçlü bir felsefe oluşturduğu için dini de ayakta tutuyor aslında Descartes. Ama sonra gelenler onu yıkmayı biliyor. Mesela Freud rüyanın tamamen bilinçaltının eseri olduğunu iddia ediyor. Bu aslında Descartes’in tezini altüst eden bir şey. Çünkü Descartes “rüyada olabilirim.. kendimi varetseydim bilirdim” demişti. Freud ise “rüyayı kendimiz varederiz ama bilmeyiz” diyor. İşte insan-tanrıya kapı açış.

Sonra ise varoluşçular geliyor, bunlar ne Tanrı ne kutsal kitab tanıyor genelde, kendi varlığımızı kendimiz gerçekleştireceğiz çıkmazına giriyorlar. “En büyük özgürlük intihar etmektir” gibi bir şeyle neticeleniyor.

Deist taifesi ise kutsal kitabı reddediyor, Tanrıyı kabul ediyor. Maddeyi varetmiştir diyorlar ve çelişkiyi bir yerde aşıyorlar. Lakin mesele şurada ki, bir kutsal kitab daha var yahu, son kitab Kuran. Ona gelemiyorlar bir türlü.

Maddeciler ruhu ve Tanrı’yı tamamen inkar ederek maddeyi yüzdeyüz gerçek yapmaya çalışıyorlar.

Hümanizm diye “insanın isteklerinin” ölçü olduğu bir din yürüyor gidiyor velhasıl, felsefi mesele gittikçe örtülüyor, binbir provakasyonla da tabii. Yahudiler, masonlar vs.

Ama şimdi Descartes’e dönüp kaldığı yerden devam edersek.. “Madde ve Kutsal Kitap uyumlu olmalı” noktasına geleceğiz. İşte hakikatin yürüyeceği yol o.

 

…………………….

Bir cevap yazın

*
= 4 + 4