BUGÜNÜN HAKİKATİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Hakikatçilik mevzusunda en mühim bir nokta hakikatin kendi kriterlerinin olmasıdır. O da neyse odur. Çünkü sorun önceden belli değildir, sorun görülecek ve çözüm görülecek..

Günümüzde ise iş “eskiye dönüş” üzerinden temellendirilmeye çalışılıyor genelde. Halbuki orada sorun olduğu için bugüne gelindi. Bu yüzden de ne yeni bir ruh sözkonusu ne de başarı. Ve ne de gerçek bir hakikat davası..

Göze çarpan “kısıtlı başarı” ise batıyı daha iyi takip etmekden kaynaklanıyor daha çok. Demokrasi, insan hakları gibi noktalarda batıyı daha iyi takip sözkonusu ve pratik bir durum bu, kendi başarınız sayılmaz. Ya da ekonominiz güçleniyor, refah artıyor vs. Ülkenin çıkarları daha ziyade kollanıyor. Ana meseleler bunlar değil mi? Elbette hak hukuk, adalet ve örf de davadır, fakat hakikat dediğimiz şey Kitab’ın bugüne ne dediği noktasına teksif olmuşsa en öncelikli mesele budur. Bunu en öncelikli etmemeniz de yeterli bir sakatlıktır.

Hasıl, bugünün hakikati ortaya konulmadan ve dava edilmeden ne gerçek bir hakikat davası olacaktır ne de başarı. Ve bu öylesine büyük bir meseledir ki, bugünün hakikatine gelmeyen ama onun dışında kırksekizbin hakikate gelen adam vardır. Çünkü de kaçabilecek kırk tane kapı var, hatta ne kaçması, basbaya asıl edilecek..

Çünkü bugünün hakikati salt akıl ile hakikate yönelme, bütün bir tarihi masaya serme, kimsenin gözünün yaşına bakmadan sonuçlar çıkarabilme gibi şeyler ister. Üstelik hiç de böyle olmayıp çok daha hakikatçi görünebilme de sözkonusu.

Lakin unutulan şey şudur, hayat-imtihan bir oyun değil. Bugünün hakikati varsa ona taraf olma da şarttır. Fakat kayıtsızlık iş edilebiliyor “bari” Hatta yer yer düşmanlık..

Nihayet işi netleştirelim; bugünün hakikati dediğimiz şey şudur; Bugün, tarihle bağlantılı bir şekilde ilahi iradeye ve Kuran’a -O’na yaraşır ve zorlama olmayacak şekilde- bağlanacak…

Ve soralım, bu yapılmadığı takdirde hakikat diye bir şeyden ne kadar bahsedilebilir?.. Ayette deniliyor ki:

De ki; Şüphesiz benim namazım, ibadetim, hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rab’bi Allah içindir. [Enam 162]

O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir. [Hud 112]

Şu halde, biraz hakikate uydum biraz da tarihe, topluma, güne, şuna buna deme lüksü var mı? İyi düşünülsün..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 1

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ