CİDDİ BİR HAKİKATÇİLİĞİN TEŞEKKÜLÜ (CİHAT)

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Sloganımızı değiştik, daha önce “Levhi Mahfuz’a doğru” idi, şimdi “Ciddi bir Hakikatçiliğin Teşekkülü” oldu. Peki neden? Çünkü gördüğümüz kadarıyla; hakikatlerin araştırılması, izahların ortaya konulması, hakikat meselelerin konuşulması, yayılması işi, adeta ya yok ya ezbere var ya da zayıf, laçka bir şekilde, çok mesafeli bir şekilde vs. var da ondan.

Burada bir kaç konunun altının çizilmesi lazım. Birincisi; bilindiği gibi hakikat meseleleri çok, özellikle de kainatın keşfinden sonra, “Kuran’da geçen göklerin ve yerin yaratılması, kainattaki işleyiş gibi konular, nasıl anlaşılmalı” soruları oluştu. Çünkü dünyanın güneş çevresinde döndüğü iddiası batılıların bulduğu bir iddiaydı ve gerçekti. Yaratılış meselesi hakeza, çünkü bigbang iddiası da böyle. Öte yandan bir de evrim iddiaları var. Bütün bunlar Kurani çerçevede ya onaylanmak ya eleştirilmek durumunda ve bu güçlü şekilde olmalı. İşte bu meseleler uzun zamandır masada. İzahlar, teoriler de az değil, fakat belirttiğimiz sorunlar çok. Tabii, bilimsel teorilerin zaman içinde gelişmesi ve “teori” olmaları problemi de az değil bu noktada. Dolayısıyla bir bekleyiş havası.. Fakat gayet netleşen konular da var.

İkincisi; Kuran’ın Tevrat ve İncil’i son derece düzelticiliği boyutları var. Ve bunlar nedense ve nedense ve nedense gecikmiş de gecikmiş. Neden gecikti, hakikatçiliğin zayıflığında bunun bir rolü var mı? Şimdi hakikatçiliğin çıkışında bu damar lokomatif olabilir mi, olmalı mı konuları var. Ve tabii meselelerin ortaya konulması ve konuşulması başta.

Üçüncüsü de biz bu konuları niye konuşuyoruz meselesi var. İnsanlar ve devir öyle istediği için mi, bir şekilde savunu olsun diye mi, Kuran’ın iyi anlaşılması ve dünyaya tebliği gereğinden mi? İşte buradaki amaç, ayrıntılarda işi o tarafa bu tarafa çekiyor. Bu bağlamda Kuran’ın levhi mahfuzdan olup tabiatıyla meseleleri bugün açısından da içerip içermediği konuları var. Hatta bu bağlamda tarihi izah ediciliği var.

Dördüncüsü; işte bütün bu meselelerin sadece konuşulması değil, doğruların biriktirilmesi ve “doğrular alanının” insanlara yol gösterici şekilde belirmesi lazım. O yüzden de kitlelerin meseleleri sahiplenmesi şart. Çünkü üç beş kişi ile ve ağır aksak bir gidişte “sen dedin, ben dedim” davası  çok oluyor.

Elhasıl, bütün bu meseleler elbet bir anda çözülemez ama bir sorun olarak belirtilmeli. Çünkü sorun olmazsa çözüm de zaten olmaz. Bilgi ve iletişim ve aynı zamanda heva ve imaj çağında bu işler biraz çabuk olmalı, artı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 4

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ