DEİZM YA DA NUSH OLMASIN NUS OLSUN

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Deizm, Batıda ortaya çıkmış ve hümanizme payanda olmuş akımlardan biri. Dini metinleri reddeder, Tanrı’yı ise kabul eder. Neredeyse Tevhid de sananlar olur, alakası yoktur. Batıda ortaya çıktığı, Hristiyanlığı, dolayısıyla teslisi reddettiği ve Tanrı’yı kabul ettiği için, ilk bakışta öyle sanılabilir.

Lakin Tevhid dediğimiz şey, sadece “herşeyi bir güç yaratmış, sebep olmuştur”un (Nus-Akıl) ötesinde o güce teslimiyettir. Bu ise Kitab’la olur. Yoksa o gücü, “cüziyyatı bilmez” “hayata müdahale edemez” gibi düşünürseniz mesela, pratikte inanıp inanmamanın hiçbir farkı kalmaz. Bu deizm de zaten böyle bir isteğin sonucudur. Tanrı’yı tamamen red akla çok aykırı, çok fazla zorluyor insanı, bari böyle bir ara formül.

Günümüzde ise endirekt yollarla yapılmaya çalışılıyor bu. Direkt Kutsal Kitab reddedilerek değil de yorumlarla vs. genişletilerek, genişletilerek, “Ya, aklın ne derse odur işte!” noktasına getiriliyor iş. Tabii burada “akıl” denilen şey de batı kültürü aslında. Bilim, sanat, entellektüalizm, basılı yayınlar, üniversite ve bütün bunlarla oluşan sahte rahatlık-normallik duygusu, o atmosfer.

Zaten Tanrı’yı reddetmiyoruz, hatta asıl Tevhid budur havası estiriliyor öte yandan. Sanırsın ki, Kuranın istediği de bu, deizm. Haniflik vs de deniliyor buna, Kurani bir tabir. Ama yapılan, edilen, en önemlisi de “istenen” bu dediğimiz. O yüzden, dikkat edin “ahiret” neredeyse hiç söz konusu edilmez bu kişilerce.

En kritik nokta ise şudur, Yahu, İslam Allah’a kulluğu savunmakta nihayet. Aklımı kullanıyorum diye bundan uzaklaşmayı değil! Demek ki aklını yanlış kullanıyorsun, kendini-ya da başkalarını kandırıyorsun. Yer yer batıya çakması da önemli değil burada insanın. Kimse Sartre kadar çakmamıştır herhalde. Ama mühim olan, eleştirileriyle, beğenileriyle, kafasıyla, batıya mı alan açıyor, hakikate mi? Sonuçta günümüzdeki en temel şirklerden biri de “hümanizm” adı verilen, zevklerin serbestliğini-ilahlığını savunan, araya da bir sürü cilalı “iyi şeyi” sokuşturan, Batı merkezli dünya dini. Hatta dominant olarak düşünürsek ilk budur tartışmasız. Peki o zaman bunu görmeyen nedir?

Şurası açık ki, batı medeniyetine, hümanizme “dayanmaya” çalışan bir hakikat, sahtedir. Onun dışındaki lafı ise kal.

……………………………….

“Yeryüzünde tapılan sahte tanrılardan Allah’ın en çok buğz ettiği, hevâ ve hevestir.” (Heysemî, I, 188)

“Allah’ın indinde, gök kubbe altında Allah’tan başka tapınılan tanrılar içinde kendisine uyulan hevadan  daha büyüğü yoktur.” (Taberânî; İbn Kayyim el-Cevziyye, İğâsetu’l-Lehefân, 2/148)

 ……………………….

Rasulullah (s.a.s.) şöyle buyurdu:

“Ümmetim hakkında en çok korktuğum şey, Allah’a ortak koşmadır. Bilmiş olunuz ki, onlar, güneşe, aya ve puta tapacaklar diyecek değilim, velâkin bir takım ibâdetleri Allah’dan başkası için işleyecekler ve gizli bir şehvet arzulayacaklar. (İbni Mace- Zühd 4205)

Ahmed’in Müsned’inde, Nevadiru’l-Usul’de ve El-Müstedrek’te olan bazı rivayetlerde bu hadiste geçen “Şehveti Hafiye”‘yi açıklayıcı şu ilâve vardır:

Gizli şehvet nedir?, diye soruldu,

Rasul-i Ekrem (s.a.s.):

“Kul, oruçlu olarak sabahlar, sonra şehvetlerinden biri kendisine sunulur. Kendisi de, o şehvete uyar ve orucunu bırakır” buyurdu.

……

Gelelim başlığımızdaki diğer kelimeye yani nush kelimesine, bu nasihat kelimesinin başka bir versiyonu. Bu kelime öğüt anlamına da geliyor, samimiyyet anlamına da geliyor. İkisi de yazıda belirttiğimiz çerçevede söz konusu. Hadiste ise şöyle denilir:

Temim ed-Dari (ra) şöyle dedi: “Nebi (sav) : ‘Din nasihattır’ buyurdu. Biz, Nebi (sav)’e−Kimin için nasihattır? dedik. ‘Allah için, Kitabı için, Rasulü için, Müslümanların imamları ve onların geneli için’ buyurdu. [Müslim-İman 95]

Bir cevap yazın

*
= 5 + 5