“ELÇİLERİMİZE SOR” İFADESİ, ZUHRUF SURESİ 45. AYET TEFSİRİ

Zuhruf Suresi Tefsirlerinde gayet rivayet ve görüşlerin olduğu bir kısım var. Bu rivayet ve görüşleri tarihi akış içerisinde izleyince ise büyük bir gerçeklik ortaya çıkıyor. Bu konuyu ele alalım. Öncelikle, 57. ayette daha önce surede misal getirilmediği görülen İsa (as) hakkında “o misal getirilince” denilir. Şöyle ki:

Meryem oğlu (İsâ) bir misal olarak getirilince, senin kavmin hemen ondan ötürü bağrışmaya başladılar.

Onlar dediler ki: “Bizim ilâhlarımız mı daha hayırlıdır, yoksa o mu?” Bu misâli sırf seninle tartışmak için ortaya attılar. Doğrusu onlar çok kavgacı bir topluluktur. (Zuhruf 57-58)

Buradaki “İsa misal olarak getirilince” kısmı hakkında çeşitli nüzul sebebi rivayetleri vardır. Kimileri şöyle demiştir. Allah İsa’yı Adem’e benzetince (bknz Ali İmran 59) müşrikler “bizim ilahlarımız mı hayırlı yoksa o mu” dediler. Çünkü müşrikler meleklere tapıyordu, İsa ise bir insandır. Kimileri ise demiştir ki; “siz ve taptıklarınız cehennem odunudur” (bknz Enbiya 98) ayeti inince “İsa’ya, Üzeyr’e ve meleklere de tapılıyor, onlarda mı cehennemde” diye itirazlar ettiler vs. Özellikle bu konuda uzun kıssalar vardır. Üçüncüsü; denilmiştir ki, Kuran İsa’dan bahsedince müşrikler dedi ki; “Muhammed de İsa gibi kendisine tapmamızı istiyor”

Dikkat edilirse burada nüzul sebebi olarak zikredilen ayetler nüzül sırasında sonra inen ayetler. Mesela İzzet Derveze şöyle der:

“Gerçekten siz de, Allah’ın dışında taptıklarınız da cehennemin odunusunuz, siz ona varacaksınız.” ayetine karşılık Allah’ın peygamberlerinden olan İsa’ya da tapılıyor sözlerine bu ayetle cevabın geldiği ile ilgili bu rivayetten biz şüphe ediyoruz. Çünkü, bu ayetlerle hemen öncekiler arasında münasebet bulunmaktadır. Ayetlerin ruhu da bizim kabullendiğimize daha çok şans vermektedir. Çünkü rivayetin gereği Enbiya süresindeki ayetin, nüzulde bu ayetlerden önce olmasını zorunlu kılıyor; ancak gerçek bunun tam tersidir.

Buna karşılık kimi rivayetlerde ayet olarak değil de Peygamberimizin “Allah’tan başka tapılanlarda hayır yoktur” dediği ve aynı tartışmanın olduğu geçer. Ya da başka bir ayet verilmeden mantıken “İsa mı hayırlı, yoksa melekler mi” dedikleri geçer. Fakat burada aslen şöyle bir sorun vardır. Önceki kısımla bağlantılıdır iş metinde. Her ne kadar direkt İsa (as)’dan bahsedilmiyorsa da mevzunun oraya gelebileceği bir ayet vardır. Şöyle ki:

Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor, biz Rahman olan Allah’tan başka kendisine ibadet edilecek ilâhlar yapmış mıyız? (Zuhruf 43) deniliyor, sonra Musa (as)’dan bahseden ayetler var, sonra İsa (as) meselesine geçiliyor. O zaman buradaki tartışmayı başka ayetlerle bağlamaya gerek yoktur, buraya bağlamak gerekir. Fakat rivayetler işi ille de başka tarafa çekmeye çalışır gibidir.  Çünkü burada “Hristiyanlar İsa’ya neden ilah diyor, İncillere göre diyebilirler mi” gibi konulara girilmesi gerekir mantıken ama çeşitli tartışmalarla bu noktaya girilmiyor.

Yine mesela “senden önce gönderdiğimiz elçilerimize sor” ayeti hakkında da; “Peygamberimiz İsra gecesi onlara sordu” ya da “sormaya gerek duymadı” şeklinde rivayetler var. Elbet “Bu ayet, Tevrat ve İncil ehline sor demektir” şeklinde rivayetler de var. Fakat iş öyle görülüyor ki; anlatılara boğulmuş durumda. Bu şekilde İncil konusuna girilmemiş oluyor.

Mesela Razi şöyle der:

Bil ki kâfirlerin, Hz. Muhammed (s.a.s)’in peygamberliğini inkâr edip, ona buğzetmeleri hususundaki en kuvvetli sebep, onun putperestliği yadırgaması ve kabullenmemesidir. Bundan dolayı Cenâb-ı Hak, putlara ibadeti yadırgamanın, sadece onun dininin özelliklerinden olmayıp, bütün peygamberlerin de, putperestliği yadırgamada müttefik olduklarını beyân ederek, “Senden evvel gönderdiğimiz peygamberlere, biz o Rahman ‘dan başka tapılacak tanrılar yapmış mıyız bir sor?” buyurmuştur. Bu İfadeyle ilgili şu görüşler ileri sürülmüştür: Birinci Görüş: Bu, “Ehli kitabîn, Tevrat ve İncil’e mensup olmuşlardan mü’minlerine sor, onlar sana, hiçbir peygamberin dininde putlara tapmanın yer almadığını söyleyeceklerdir. Binâenaleyh bu husus bütün peygamberlerin ittifak ettiği bir husus olduğuna göre, müşriklerin bunu, Hz. Muhammed (s.a.s)’e bir buğz sebebi kılmamaları gerekir” demektir. (Taberi, ikinci görüşü aktarmakla birlikte bunu tercih eder)

İkinci Görüş: Atâ, İbn Abbas (r.a)’ın şöyle dediğini rivayet etmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s) Miraç için Mescid-i Aksâ’ya götürülünce, Allah Teâlâ, Hz. Muhammed (s.a.s) için, Hz. Adem (a.s)’i ve zürriyetinden gelen bütün peygamberleri diriltti. Cebrail (a.s) ezan okudu, sonra da kamet getirdi, “Ey Muhammed, öne geç ve onlara namaz kıldır..” dedi. Hz. Peygamber (s.a.s) namazı bitirince, Cebrail (a.s) ona, “Ey Muhammed, “Senden evvel gönderilen peygamberlere, o Rahman’dan başka tapılacak tanrılar yapılmış mı sor?” dedi. Hz. Peygamber (s.a.s) de, “Hiçbirşey sormuyorum, çünkü bunda şüphem yok” cevabını verdi. (Kurtubi Tefsiri’nde bu sahih görüş olarak verilir. Bu konu hakkında çeşitli rivayetler aktarılır. Kimisinde Peygamber gerçekten de İsra Gecesi’nde bunu sorar. Daha sonra birinci görüş aktarılır)

Üçüncü Görüş: Sorma mümkün olmayan bir hususta, “sor” demek ile, “Bak, araştır, istidlalde bulun” manası kastedilir ki, bu tıpkı bir kimsenin, “Yeryüzüne, “nehirlerini kimin kazdığını, ağaçlarını kimin diktiğini ve meyvelerini kimin topladığını sor. Eğer o sana diliyle cevap vermezse bile, lisan-ı haliyle cevap verir” demesi gibidir. İşte burada, Hz. Peygamber (s.a.s)’in, kendinden önce geçmiş peygamberlere birseyler sorması (aklen) imkânsızdır. Dolayısıyla bu ifade, “Bu meseleyi aklınla araştır, anlayışınla incele..” manasınadır. Allah en iyi bilendir.

Razi Tefsirindeki eksik yön ise, madem “bak araştır” manasındadır ayet, İncil’de bu konu nasıl geçiyor, bunun ortaya konulması gerekir burada artık. Fakat onu çok sonraki tefsirlerde görüyoruz. Örneğin EtTefsirul Hadis, Tefhimul Kuran gibi tefsirlerde görüyoruz. Lakin orada da çeşitli sorunlar var. Mesela, Mevdudi, bu ayetleri tefsir ederken başka ayetlerdeki açıklamalarına yönlendirme yapar, direkt burada İncil’de geçen konuları açmaz. Halbuki tam yeri burasıdır ve burası adeta kazanın kaynadığı yerdir. Yine mesela İzzet Derveze tam burada bu meselelere girer ve İncil’den örnekler verir. Fakat o da biraz alelusül işe yaklaştığından, İncil’deki yanlışlar belirtilmediğinden bu örnekler biraz havada kalıyor. Mesela “Kendinize yeryüzünde baba çağırmayın. Çünkü babanız birdir, O göklerde olandır” “Fakat beşeroğlunun yeryüzünde hataları affetmesi için otoritesi olduğunu bilmeniz için” gibi ifadeleri işi doğrulama sadedinde kullanıyor tamamen. Halbuki bunlar gayet masaya yatırılması gereken ifadeler.

Denilebilir ki; Allah’tan başka bir şeye tapılmamasıyla ilgili İncil’deki şu kısımlar yeterlidir:

İsa ona şöyle karşılık verdi: “Çekil git, Şeytan! ‘Tanrın Rab’be tapacak, yalnız O’na kulluk edeceksin’ diye yazılmıştır.” (Matta 4: 10)

Ferisiler, İsa’nın Sadukiler’i susturduğunu duyunca bir araya toplandılar. Onlardan biri, bir Kutsal Yasa uzmanı, İsa’yı denemek amacıyla O’na şunu sordu: “Öğretmenim, Kutsal Yasa’da en önemli buyruk hangisidir?”
İsa ona şu karşılığı verdi: “ ‘Tanrın Rab’bi bütün yüreğinle, bütün canınla ve bütün aklınla seveceksin.’ İşte ilk ve en önemli buyruk budur. (Matta 22: 34-38)

Yine İncillerde, gösterişi yeren, Allah’ı razı etmeyi vurgulayan çok yerler var, öbür dünya vurguları var. Tabii başka yere gidebilecek, çarpık şeyler de var. Fakat bunların da tahrifat olduğu açıktır. Özellikle de işi vurgulayan sağlam bir metin geldikten sonra..

Nitekim ayette de şöyle denilir:

İsâ mucizelerle indiği zaman dedi ki: “Ben size hikmeti getirdim ve hakkında ihtilâfa düştüğünüz şeylerin bir kısmını size açıklamak için geldim. O halde Allah’tan korkun, ve bana itaat edin.

Gerçekten benim de Rabbim sizin de Rabbiniz Allah’tır. Öyle ise O’na kulluk edin. Bu doğru bir yoldur.

Fakat aralarından çıkan gruplar, İsâ hakkında ihtilâfa düştüler. Acı bir günün azâbından dolayı vay zulmedenlerin hâline! (Zuhruf 63-65)

Bütün bu tefsir faaliyetlerinde ise; Tevrat ve İncil’in içeriğine çok geç hakim olunması durumu göze çarpıyor. Artık bu eksiği görüp bu alana biraz rahat girilmeli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 3

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ