KURAN ELLERİNDEKİNİ ONAYLIYOR “DAVASI” ÜZERİNE

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Kuran’da geçen pek çok şey Tevrat’ta geçmemektedir. Pek çok şey farklı geçmektedir. Hatta kimileri o zamanlarda Medineli Yahudilerin elinde başka bir Tevrat vardı, o şimdi elimizdeki Tevrat değildi iddiasında bulunmuştur. Biz ise Kuran’ın Tevrat’ı düzelttiğini ve bunun zamanla anlaşıldığını söylüyoruz. Bu Kuran’ın büyük bir icazıdır. Çünkü çok kritik düzeltmeler yapıyor Kuran ve bunu öylesine fiili şekilde yapıyor ki çok sonra anlaşılıyor, bu ne kadar üst bir bilinçtir!

Fakat şimdi de “Tevrat’ı değil de ellerindekini doğruluyor” iddiası çıktı. Özellikle Kitab ve Tasdik programı ısrarla bu konu üzerinde duruyor. Biz de işin öyle de olmadığını göstermeye çalışalım.

Öncelikle ele alacağımız yayın şu:

……..

Şimdi konuya girelim; bazı konular Tevrat’ta geçmiyor demiştik, fakat bunların kimisi ellerindeki yan kaynaklar olan targumlarda, midraşlarda vs geçmektedir. Fakat bu iş o kadar da basit değil. Bir defa Tevrat Hristiyanların da inandığı bir kitap ve yan kaynaklar buna dahil değil. Hristiyanların da Yahudilere nisbetle ne kadar çok olduğunu düşünelim. Ki bütün insanlık çapında bakarsak da böyledir; resmi metinler kale alınır. O yüzden, şunu görmeli ki; işin resmi Tevrat merkezli olması, bütün kaynaklar merkezli olmasından çok daha yerindedir evrensel bir metinde. Ve bu gerçek ışığında bakmalıdır işe.. İkincisi; targum ve midraşlarda nice masal hikayeler var. Yahudiler bunlara Tevrat’a inanır gibi inanıyorlar mıydı ki?! Elbette sözlü kaynağın da gelenekte bir ağırlığı vardır. Fakat mantıki bir düzlemde resmi kitabın ağırlığının bu yan kaynaklarda olamayacağını görmek gerekir. Şu halde bu yan kaynaklarda geçen herşeyi sahiplendiklerini ve tastamam bildiklerini ne kadar iddia edebiliriz?.. Ki bunu merkez alarak teoriler kuralım.. Üçüncüsü; özellikle de Kuran’da geçen şeyin aynısı diye kaynak gösterilen ellerindeki pek çok kitap Kuran’dan sonraya tarihlenmekte. Yani Kuran’dan almışlar denilebilir rahatlıkla.

Şu halde bunca muğlak bir alanda “Kuran ellerindekini onaylıyor” davası güdülebilir mi?

Şimdi bir kaç örnek verelim; videoda geçen “Adem’e secde emri ve İblis’in karşı çıkışı kıssası Yahudilerin elinde vardı” denilen Bereşit Rabbeti adlı kitabın tarihlenmesine bakınız 11. yy

Şunu iyi bilelim ki; bu, şeytanın insana niye düşman olduğu bilgisi Yahudi-Hristiyan ilahiyatında eksiktir, zayıftır. Tevrat’ta bu kıssa adeta tamamen çıkartılmıştır. Ellerindeki diğer kaynaklarda bazı bilgilerin geçmesi de bunu doğruluyor aslen, çünkü bu kadar temel bir bilgi nasıl yan kaynakta olur. Fakat bu bilgiler de kalıntı babındandır ve Kuran’a bakılınca tasdik değil yine düzeltmeler içerir. Mesela videoda geçen, şeytanın “bizi yani melekleri sekinahın ışığından yarattın” demesi neye uygun? Onun melek değil, cin olduğu geçiyor Kuran’da. Yahudi geleneğinde melek diye geçiyor şeytan. Burada çok kritik bir düzeltme var, çünkü düşünelim; meleğin Allah’a isyan edebileceği kapısı açılırsa Cebrail de edebilir vs uçsuz bucaksız senaryolara yer açılır. Sonra Kuran’da geçen, şeytanın kıyamete kadar mühlet istemesi ve ona saptırma izni verilmesi vs önemli değil mi, bu nerede geçiyor ellerindeki metinlerde? Bütün bu çerçevede “birebir tasdik ediyor, orada da geçiyor burada da geçiyor” vurguları ve zorlamaları  nedir?! Bir düzeltme var açık şekilde.

Eğer tamamen ellerindeki gibi olmasa itiraz ederlerdi iddiasının cevabı da açık; çünkü de “ellerindekinin bariz açıklarını vurguluyor Kuran” Öyle ki elimizdeki şöyle deyip itiraz etseler ters köşe olacaklar, akıllarıyla görüyorlar bunu. Onun için itiraz edemiyorlar.

Yine, Süleyman (as), hüdhüd ve Sebe Kraliçesi ile ilgili kıssanın geçtiği Targum Şeni’nin tarihlenmesine bknz.   7,8. yy

Burada da şu var ki, nüzül döneminde Yahudilerin “Kuran Süleyman’ı yanlış anlatıyor, o sadece bir sihirbazdı” demeleri vardır. Bu Bakara 102. ayetin nüzul sebeplerinde geçer. Hani hiç itiraz etmiyorlardı?.. Ve üstelik bu itiraz Tevrat’a dayanarak da değil, ellerindeki diğer kaynaklara dayanaraktır. Çünkü Süleyman’ın cinlere hükmettiği vs Tevrat’ta geçmez. Lakin Tevrat’ta da başta iyi biriyken sonunda puta tapmaya başlayan biri olarak geçer Süleyman (as). Hasılı, burada Yahudilerin Süleyman (as)’ı bir peygamber olarak görmediği açıktır, Davud (as)’ı da öyle. Kuran’da ise öyle oldukları söyleniyor. Bu açık bir düzeltme değil mi? Ki bu düzeltme damarı daha nice örnek barındırır. Bunları ısrarla görmemek için ya bilgisizlik ya kuru inat gerekir en hafif tabiriyle. O yüzden bu yöndeki ısrarları hayretle izliyoruz.

Öte yandan, İbrahim (as)’ın putları kırması kıssası, yan bir kaynak olan Bereşit Rabbah 38:13’te; put yapıcısı babasının İbrahim’i putları satmak üzere bırakması ve onun da onları kırması olarak anlatılır. Bu ne kadar Kuran’a uyuyor? Videoda anlatılan versiyon ne zamana ait bilmiyorum. Ama bir de böyle versiyonlar var en azından. Burada nasıl seçmece şekilde “onaylıyor” kapısı ardına kadar açılabilir?

Hasılı herhalukarda bir düzelticilik ve Tevrat’ın tahrifini açık etme var ve vurgulanması gereken budur. Özellikle de günümüzde.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 5

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ