EMRİ BİL MARUF, NEHYİ ANİL MÜNKER NEDİR?

Emri bil maruf, nehyi anil münker ifadesi ayet ve hadislerde gayet geçer. Ali İmran 104’te “İçinizden/Sizden hayra çağıran, marufu emredip münkerden alıkoyan bir topluluk olsun. İşte bunlar kurtuluşa erenlerdir.” denilmekte. Ayette geçen “hayr” kelimesi, iyilik anlamındadır. O zaman marufu emretme başka bir konu olmalıdır. Fakat genelde marufu emretme iyiliği emretme, münkerden sakındırma ise kötülükten sakındırma olarak çevrilmektedir. Burada maruf ve münker kavramlarına bir yoğunlaşma gerekiyor, bunlar nedir?

Maruf, bilinen, tanınan demektir, münker ise bilinmeyen, tanınmayan, inkar edilen, aykırı demektir. Bu ifadeler iyilik ve kötülük olarak çevrilir genelde. Öte yandan genelde iyi ve kötünün akılla bilinmeyeceği anlayışı vardır. Yani işin açılımında maruf dinin emirleri, münker ise yasakları denilir. Fakat, farzı emredin, haramdan sakındırın demiyor, maruf ve münker kavramları kullanılıyor. Elbette farz ve yasaklar da bu kapsamdadır, lakin bu kelimelerin asıl anlamı normal ve anormal olarak gözüküyor. Böyle baktığımız zaman ise iş sırf bir gelenek olmaktan çıkıyor. Çünkü normal, akla normal olandır. Bu ise delilleri açık olan, faydası bilinen, sebepliliği açık olan, herkese ifade edilebilen şeyleri belirtir. Münker ise tersi.. Bu ise dinamik bir alanı öngörür, mesela Kitabın ve kainatın keşfe açıklığı malum. Görüldükçe de kabul edilecek yani. Denilebilir ki, fakat dinin çoğu gaybtır, nasıl böyle akla çekebiliriz işi. Hem bu işin hükümleri hevalara çekme tehlikesi yok mu? Elcevab; eğer işe Kitabın delillerinden başlarsanız, iş normal şekilde gider, ama bundan başlamazsanız, sonra da ona sıra gelmiyor.

Maturidi, Tevilat’da şöyle der: “İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarsınız” anlamına gelen cümledeki maruf ve münker, üç anlama gelir: Biri, maruf aklın iyi gördüğü, yani aklın güzel bulduğu şeydir; münker de aklın çirkin görüp kötü kabul ettiği şeydir. Diğeri, maruf, ayetlerin ve delillerin işaretiyle güzel olduğu bilinen şeydir, münker de çirkin olduğu deliller vasıtasıyla bilinen şeydir. Öbürü de, maruf peygamberlerin dilinde güzel görülen şeydir, münker de onların çirkin gördükleri ve yasakladıkları şeydir. (Tevilat, Ali İmran 110 tefsiri)

Biz de bu çerçeveyi savunuyoruz aslen. Fakat bir de bu çerçeveyi savunmak gerekiyor sanki. Unutmayalım ki; herşeyi bilen, Yüceler Yücesi Allah diyor ki “normali emredin” Bu işin buna göre olacağını da biraz anlamak gerekir.

Elbette burada aklın dine muaraza çıkarabilecek bir güç ve otorite olduğunu söylemiyoruz. Çünkü işi oraya çekenler de olabilir, sabit din-dinamik şeriat türünde yaklaşımlar var. Ama normal bir şekilde inanma ve kabul noktasında da aklın “delil üzere kabul” özelliği gayet işletilecek. Bu, durdurulmaya çalışılmayacak.. Bu işin dön dolaş düğümlendiği nokta işte bu.

Konu hakkında bir açıklama

Facebook Hesabımız Youtube Hesabımız