EMROLUNDUĞUN GİBİ DOSDOĞRU OL, HUD SURESİ 112. AYETİN TEFSİRİ

Kuran’ın ilimlerinden gayet bahsediyoruz. Kimileri diyebilir ki, ahlaklı olmak çok mu zor, insan fıtrat sahibi vs. Neden bunca akletme, ölçme biçme gereksin?! Unutmayalım ki burada hedef sadece doğru olma değil dosdoğru olmadır. Bu da yakin iman ister.

Yine unutmayalım ki; ayette “gördüklerinize yemin ederim ve görmediklerinize” (Hakka 38-39) demektedir. İnsan büyük bir gaybın içerisinde.. Dünya hayatı aldatıcı, kitleler sürükleyici, devirler belirleyici, hak davası çeşitli iddialar içerisinde vs. Dolayısıyla insanın neyi niye öyle düşündüğü gayet mesele. Berikini niye kerih gördüğü, ötekini niye onayladığı vs.. Mesele sadece “birini vurup öldürmedim, birisine düpedüz zulüm etmedim” değil ki, “idealler noktasında neredesin” “muradı ilahinin anlaşılması ve anlatılması noktasında neredesin” konusu var. Bu çerçevede en düzeltici noktanın tesbiti ve o noktaya çekme gereği var. İnsan hakikat konularında kaçıcı, az gelici, çıkar menfaat ile gelici, fakat bunu da örtücü vs. Bunu hiç dert edinmeme başlı başına insanı tehlikeye düşüren bir nokta. Yeterli düzeyde dert edinmeme bile çok sakıncalı. İşte bu bağlamda ahlak, hakikat davasındaki samimiyettir başta. Burada kalan, başka noktalarda geçer mi ne derece geçer bunu iyi düşünmek gerekir. Örneğin Hud Suresi’nde şöyle denilmekte:

112 – İşte bundan dolayı emrolunduğun gibi doğru ol! Beraberindeki tevbe edenler de (doğru olsunlar). Aşırı gitmeyin! Muhakkak ki O, bütün yaptıklarınızı görüp durmaktadır.
113 – Ve zulmedenlere yakınlık göstermeyin ki, size de ateş dokunmasın. Allah’dan başka yardımcılarınız da yoktur. Sonra yardım da göremezsiniz.
114 – Gündüzün her iki tarafında ve gecenin saçaklarında (gündüze yakın olan saatlerinde) namaz kıl! Muhakkak ki, iyilikler kötülükleri giderir. Bu ise düşünebilenlere bir öğüttür.
115 – Ve sabret! Çünkü Allah iyilik edenlerin mükafatını yitirmez.
116 – Sizden önceki devirlerde bakıyye sahipleri (kitap ehli) yeryüzünde bozgunculuktan vazgeçirmeye çalışsalardı ne iyi olurdu. Fakat onların içinden kurtardığımız pek az kimse bunu yaptı. O zulmedenler ise şımartıldıkları refahın peşine düştüler ve hepsi de suçlu oldular.
117 – Senin Rabbin, halkları ıslahatçı iken, o memleketleri haksız yere helak edecek değildir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 0

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ