“EY ELÇİLER” İFADESİ HAKKINDA

Müminun 49-53 arası şöyledir:

Andolsun biz Musa’ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik.

Meryemoğlunu ve annesini de bir ayet/alâmet kıldık; onları, yerleşmeye elverişli, sulu bir tepeye yerleştirdik.

Ey peygamberler! Temiz olan şeylerden yiyin; güzel iş işleyin. Çünkü ben sizin yaptıklarınızı bilirim.

İşte bu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir ve ben de Rabbinizim. Öyle ise benden sakının.

Derken işlerini aralarında parça parça/kitaplar şeklinde böldüler. Her grup, kendinde bulunan ile sevinip böbürlendi. [Müminun 49-53]

……….

Burada dikkat edilirse “ey elçiler” diye bir ifade var. Halbuki elçiler ayrı ayrı zamanlardadır, o zaman bu hitap kimedir? Fakat denilebilir ki; her elçi kendisinden öncekini tasdik ettiği için böyle bir ifade kullanıldı. Peşine ise bu sizin ümmetiniz bir tek ümmet ve ben de Rabbinizim denilmekte. Saniyen; bu ifadeler ayetlerin akışında İsa (as)’dan bahsedildikten sonra geldiği için hitap onadır da denilebilir. Mesela “ümmetiniz bir tek ümmettir” ifadesi Enbiya Suresi’nde de var. Orada da İsa (as)’dan sonra bu ifade geçiyor. Şöyle ki:

“Zekeriya da hani Rabbine: “Rabbim! Beni tek başıma bırakma, sen varislerin en hayırlısısın” diye nida etmişti.

Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya’yı ihsan ettik. Ve eşini (doğum yapmaya) elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar iyiliklerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.

Irzını koruyan Meryem’e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir mucize kılmıştık.

Doğrusu bu sizin ümmetiniz bir tek ümmettir Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin.

Ama işlerini aralarında parça parça ettiler, hepsi bize döneceklerdir. [Enbiya 89-93]

……..

Yine denilebilir ki, o dönemde Zekeriyya, Yahya gibi peygamberler de vardı. Dolayısıyla “Ey elçiler..” ifadesi direkt o dönemde söylenmiş olabilir.. Nitekim diğer ayette geçen “işlerini parça parça ettiler” kısmı da en ziyade bundan sonra gelişen Hristiyanlıkta oldu.

Yine denilebilir ki; bu ifadeler son elçi olduğu için Hz Muhammed (sav)’e hitaptır.

……

Öte yandan, bir de Hristiyanlarda elçiler diye bir ifade var; İsa (as)’ın havarileri, ondan sonra işi sağa sola götüren kişiler için kullanılıyor bu ifade. Hristiyanların İsa (as)’ı Rab olarak gördüğü de düşünülürse sözkonusu ayetlerdeki ifadelerin İncil’de de olduğu ve fakat tefsirlerle işin çarpıtıldığı düşünülebilir. Çünkü ayette “ey elçiler.. Rabbiniz benim” denilmekte. Saniyen “temiz şeylerden yiyin” ifadesiyle ilgili de Yeni Ahit’teki Elçilerin İşleri kitabında gayet mevzular vardır. Şöyle ki:

“Elçilerle tüm Yahudiye’deki kardeşler, diğer ulusların da Tanrı’nın sözünü kabul ettiklerini duydular.

Ama Petrus Kudüs’e gittiği zaman sünnet yanlıları onu eleştirdiler. «Sen sünnetsiz kişilerin evine gidip onlarla yemek yemişsin!» dediler.

“Petrus baştan başlayarak olanları tek tek onlara anlattı. «Ben Yafa kentinde dua ediyordum» dedi. «Kendimden geçerek bir görüm gördüm. Büyük bir çarşafı andıran bir nesnenin dört köşesinden sarkıtıldığını, bunun gökten aşağı inip benim bulunduğum yere kadar geldiğini gördüm. Gözlerimi çarşafa dikip dikkatle baktım. Çarşafın içinde, yeryüzünde yaşayan dört ayaklılar, yabanıl hayvanlar, sürüngenler ve gökte uçan kuşlar gördüm.

Sonra bir sesin bana, `Kalk, Petrus, kes ve ye!’ dediğini işittim.

«`Asla olmaz, Rab!’ dedim. `Ağzıma hiçbir zaman murdar ya da kirli bir şey girmemiştir.’

«Ses ikinci kez gökten geldi: `Tanrı’nın temiz kıldıklarına sen murdar deme’ dedi.

Bu, üç kez tekrarlandı; sonra her şey yeniden göğe alındı.” [Elçilerin İşleri: 11: 1-9]

Bu kısım Maide Suresi’nde geçen sofra kıssasına da benziyor. Fakat burada iş, İsa (as)’dan sonraki bir zamana ve herşeyin yenilebileceğine dair bir anlama çevrilmiş.

Yine şu kısma dikkat. İlk Hristiyanlar, Yahudi olmayanların, Greklerin, şeriatın ne kadarına uyacaklarını konuşurlarken Yakub söyle der:

“Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrı`ya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız. Ancak putlara sunulup murdar hale gelen etlerden, fuhuştan, boğularak öldürülen hayvanların etinden ve kandan sakınmaları gerektiğini onlara yazmalıyız. Çünkü çok eski zamanlardan beri Musa`nın sözleri her kentte duyurulmakta, her Şabat Günü havralarda okunmaktadır.”  [Elçilerin İşleri 15: 19-20]

Dikkat edilirse burada da Kuran’da çeşitli ayetlerde sayılan yasak listesi var. Sadece domuz eksik. Onun yerine de zina yasağı konulmuş.. Kuran’da şöyle geçer örneğin:

De ki: ‘Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve günah işlenerek Allah’tan başkası adına kesilenden başka yiyecek kimseye haram kılınmış birşey bulamıyorum; fakat darda kalan, saldırmaksızın ve haddi aşmadan (bunlardan da yiyebilir) Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder. Yahudi olanlara bütün tırnaklıları haram kılmıştık. Sığırların ve koyunların, sırtlarında bulunan yahut bağırsaklarına yapışık veya kemiklerine karışmış olanların dışındaki içyağlarını haram kılmıştık. Taşkınlıkları yüzünden onları işte böyle cezalandırdık. Şüphe yok ki biz doğru sözlüyüz.[Enam 145-146] 

Dikkat edilirse iki metinde de sadece yiyecek yasakları geçiyor.. Bütün yasaklar geçse Hristiyanlıkta da başka yasaklar var. Fakat yiyeceklerin arasına bir de zina konulmuş Yeni Ahit’de.. Kuran’da ise domuz geçiyor. İkincisi; iş İsa (as)’dan sonraki bir zamanda “toplanıp karar aldılar” şeklinde geçiyor Yeni Ahit’de, İsa (as)’a verilen bir vahiy olarak değil. Denilebilir ki, Yeni Ahitteki bu kısım, İsa (as)’a verilen İncil’de vardı, fakat işi sonraya götürdüler, domuz yasağını metinden çıkardılar ve belki tefsiri bir ibareyle zina yasağını koydular. Bütün bu çevrimler, Kuran’ın düzelticiliği gözlüğüyle bakıldığında gayet farkediliyor. Öte yandan, Kuran’daki ayetler de bu gerçeklik bilinince daha iyi anlaşılıyor.

Beri yandan, ayetlerdeki “ümmetiniz bir tek ümmettir” gibi ifadelerin adresinin tam belli olmaması, bizlerin de ders almamız gereğini düşündürüyor. Düşünelim; İslam aleminin de bir ölçüde parça parça olması sözkonusu ve bu, ille de belli alimlerin kitabını okuma, başkalarını red şeklinde gelişmiş büyük ölçüde. Bir de önceki ümmetlerden, metinlerden aşırı habersizlik sonucu böyle oluyor denilebilir.. Bunlara dikkat edilmeli.

Bir cevap yazın

*
= 5 + 9