FATİHA SURESİNİN MEALİ ÜZERİNE 1

Fatiha Suresi, bilindiği gibi Kuranı Kerim’in ilk suresidir ve yedi ayettir. Ve çoğu kişinin ezbere bildiği ama “ilk ayeti hangisidir” diye sorulduğunda yine çoğu kişiden yanlış cevap alabileceğiniz bir suredir.

Çünkü Fatiha Suresinin ilk ayeti, mushaflarda (Kuran-ı Kerim) Bismillahirrahmanirrahim’dir. Elhamdülillahi Rabbilalemin değil.

Peki bu kafalardaki karışıklık nereden kaynaklanmakta?..

Öncelikle namazlarda besmelenin sessiz okunmasından tabii. Çünkü Hanefi mezhebine göre bütün surelerdeki besmeleler müstakil birer ayettir. O sureye bizzat dahil değildir. Fatiha’da da öyledir. Şafii mezhebinde ise bütün surelere dahildir besmeleleri. O yüzden de sadece Fatiha’nın değil bütün surelerin besmeleleri sesli okunur.

Farklı görüşler mevcut fıkhi mezheplerde. Lakin elimizdeki Kuranlarda sadece Fatiha’nın besmelesi sureye dahildir. Diğerlerinde müstakildir. Yani özetleyecek olursak, Fatihanın ilk ayeti Bismillahirrahmanirrahimdir.

Fatihanın ilk ayetinin mealleri..

Tabii bu konu meal açısından da önem arzetmekte kanaatimizce. Bu işin hikmeti bizce Kurandaki şiirsel anlatımın altını çizmektir. Yani besmelenin sadece Fatihada sureye dahil olması. Tabiri caizse Kuranı açtık Bismillah, karşımıza ilk bu çıkıyor.

Ve şöyle ki, ilk ayet besmele dedik. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.. Diğer ayetlere geçelim.

Hamd Alemlerin Rabbi olan Allah’adır. Elhamdü lillahi rabbil alemin.

Bakın üçüncü ayet Errahmanirrahim. Yani ilk ayette besmelede de geçen Errahmanirrahim.

Ve herkes buna ilk ayetteki gibi mana veriyor Yani “Rahman ve Rahim olan” şeklinde.. Ya da üç ayete toplu mana veriyor.

Halbuki o zaten ilk ayette vurgulanmış. Allah’ın Rahman ve Rahim olduğu.. Burada mana “hamde gitmeli” o zaman. Yani “Rahmana Rahimedir” (Esirgeyene Bağışlayanadır) olmalı anlam.

Şöyle ki..

Esirgeyen Bağışlayan Allah’ın adıyla..

Alemlerin rabbi Allah’adır hamd

Esirgeyene Bağışlayana..

Din gününün sahibine..

Yalnız sana ibadet ederiz ve senden yardım dileriz sade

Burada göstermek istediğimiz şu. Şiirsel anlatımın gücü. Meallerde genelde bunun yeterince iyi verilmediğini görmekteyiz çünkü. İlk meal adlı yazımızda da buna değinmiştik. Bu da örnek olsun diyelim.

Meallerde bu belirttiğimiz kısma anlam verilirken genellikle “hamd vurgusu” zayıflatılıyor. Ve tabii “yalnız sana ibadet ederiz”deki coşku da zayıflamış oluyor böylelikle.

Üstelik en sonunda Hristiyanların kastedildiğini ortaya çıkaracak ikincil his öldürülüyor. O anlaşılmayınca Yahudiler de anlaşılmaz oluyor. Ve bu Kuranın “özeti” ve ilk suresi oluyor.

Demek istediğimiz şu, açık konuşalım. Bu üç ayette (2-3-4) adeta “üç zat söz konusuymuş gibi” gelmesi önemli anlatımın. “Yalnız sana ibadet ederiz”deki teslimiyeti ve Tevhidi zirveye çıkaran bir anlatım bu aynı zamanda. Artı, surenin devamında iş isim vermeden Yahudi ve Hristiyanlara gelecek. Hristiyanların meşhur “teslis inancı” var malum. Ve işte o ikincil his, alttan gelerek isim verilmediği halde onların (Hristiyanların) anlaşılması açısından da mühim.

Bizi dosdoğru yola yönelt

Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna

Gazaba uğrayanların değil

Ve sapanların da..

Toplu bir şekilde görelim en son

Esirgeyen Bağışlayan Allah’ın adıyla..

Alemlerin rabbi Allah’adır hamd

Esirgeyene Bağışlayana..

Din gününün sahibine..

Yalnız sana ibadet ederiz ve senden yardım dileriz sade

Bizi dosdoğru yola yönelt!

Kendilerine nimet verdiklerinin -gazaba uğrayanların değil ve sapanların da- yoluna..

İşte bizce bu anlam zenginliğini sağlayan ve nüansları ortaya çıkartan besmelenin ilk ayet olması. Ve tabii mealin de buna göre yapılması.

FATİHA SURESİNİN MEALİ ÜZERİNE 1” için 3 yorum

  • 03/08/2011 tarihinde, saat 08:52
    Permalink

    “Halbuki bu zaten ilk ayette vurgulanmış. Allahın Rahman ve Rahim olduğu.. Burada mana “hamde gitmeli” o zaman. Yani “Rahman ve Rahimedir” (Esirgeyene Bağışlayanadır) olmalı anlam.” Bediüzzamanda İşaratül İcazda Fatiha suresini bu şekilde besmeleye atıfta bulunarak diğer ayetleri tefsir eder özellikle hamdın sebebinin rabbül aleminin rahman ve rahim olmasına aynı zamanda rahman ve rahim olduğu için bize verdiği tüm bu nimetlere hamd ettiğimiz şeklinde siyak ve sibaka bakarak her birinin kendi arasında bir sebeb -sonuç ilişkisi içinde olduğunu açıklar.Haşrin bir nimet oluşundan dallin sınıfından olmadığımıza şükre kadar surenin her yerine her bir kelimesi besmeleye bağlı olarak rabt edilmiştir aslında.
    Bu şekilde meal verilmesi fatihanında ruhuna uygun olmuş.
    ve bana nedense bu yazı Kuranın yasinde ve besmelede saklı olduğuna dair yapılan rivayetleri özellikle Hz. Ali’nin sabaha kadar besmelenin b’sini tefsir ettiği şeklindeki haberlerin ne kadar doğru olduğunu gösterdi.

    Yanıtla
  • 26/12/2020 tarihinde, saat 10:40
    Permalink

    Merhaba
    “Bismillahtan evvel قُلْ kelimesi mukadderdir.” demek doğru mudur?
    Yoksa 2,3,4. ayetler 3. kişi konuşuyor gibi 5,6,7. ayetlerde 1. kişi konuşuyor gibi olmaz mı?

    Yanıtla
    • 27/12/2020 tarihinde, saat 06:38
      Permalink

      İyyake nabüdü ve iyyake nestein derken bizim bunları dediğimiz, bunun istendiği anlaşılıyor. bence mukadder bir şey gereksiz ama gerekli görene de hata diyemeyiz.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 2

Youtube Hesabımız
Facebook Hesabımız