ana sayfa > KUR'AN ARAŞTIRMALARI > FATİHA VE ZEHRAVEYN TEFSİRİ

FATİHA VE ZEHRAVEYN TEFSİRİ

Pazartesi, 15 Guc 2016 yorum ekle yorumlara git

Bir süredir hazırlamakta olduğumuz “Kitabın Meseleleri 1-Fatiha ve Zehraveyn Tefsiri” adlı çalışmamızı fikir teatisi amacıyla yayınlıyoruz.

………..

 

Video açıklamalar için bknz.

 

……….

                                                             MUKADDİME

Taşlanmış şeytandan Allah’a sığınırım. Çok merhamet eden, Pek merhamet eden, Allah’ın adıyla..

Hamd, (akıllı) alemlerin Rabbi’ne.. Gökleri ve yeri var edene.. Kitabı gönderene ve oku diyene..

Elçimiz Muhammed Mustafa’ya ve ehline selam olsun..

Her devrin bir adı vardır, olmalıdır ve bunu biraz da o devirde yaşayanlar bulmak durumundadır. Özellikle de bir daha Peygamber gelmeyeceğine göre. Çünkü o ada göre harcanacaktır enerjiler. Onun için de belki de en mühim bir şey.. Tarihe dönüp bakarsak; denilebilir ki, bu, ilk dönemlerde kıraat, fıkıh, hadis, meani gibi ilimlerdi.. Çünkü muamelatta nesh vardı, bekleyen fetvalar vardı, yazı ve hareke meselesi vardı, düz anlama meseleleri vardı, çözülmesi gereken meseleler bu yöndeydi. Ayrıca kelam idi; kader meseleleri, teşbih meseleleri çözülmeliydi. Daha sonra ise felsefe ve tasavvuftu, varlık ve varoluş meseleleriydi. Beri yandan yazılı kültüre geçildikçe tefsir faaliyetleri önem kazanmış ve mesafe de alınmıştır sürekli, lakin günümüzde gayet anlaşılıyor ki bir ağırlık da var.. Ve günümüzde gayet artmıştır bu faaliyet, fakat çeşitli cereyanlar ve dirençler sebebiyle patinajlarla beraber..

Yine de denilebilir ki; bu devrin adı “ilmi iman”dır, “Kuran’ın Levhi Mahfuz boyutunda anlaşılması”dır. Hiçbir devirde Kitab ve malumat insana bu derece yakın değildi çünkü ve bu işin bir yönüyle din, bir yönüyle hakikat olduğunu unutmamak lazım. Hakikat ise bilgi müktesebatı ve akımlarla da şekil alabilen bir şey. Onun için bu çerçevede hassasiyet şart bir defa ilkesel olarak.. Öte yandan, gayet bir diriliş gereken zamandayız. Kader, zorunluluk ve imkanlar noktasında bu işin adını böyle koymuştur dolayısıyla. Kainat keşfedilmiş ve aklı temsil etme iddiasında bir medeniyet oluşmuş, öbür yandan ise İslam inancına karışımlar olmuş, Müslümanların gerçeği ve aklı temsili problemli hale gelmiş. Öyle ki, bu çerçevede İslam’ın bu çağı dönüştürebilecek bir bilinç alanı içermediği ve içeremeyeceği algısı göze çarpıyor. Oldu olacak, içermemesi gerektiği.. Çünkü o eski dünyaya, bilinç alanına seslenmekte görünüşte. Peki hakikat davası, hakikat alanında, vasat, geçiştirici olabilir mi? Özellikle de dünya çapında yayılma imkanları söz konusuyken.. Unutmayalım ki iletişim çağındayız. Yani hakikatin en iddialı olması gereken bir ortam bu aslen.

Beri yandan, bu iddia, Levhi Mahfuz boyutları ile olabilir. Çünkü aksi takdirde sadece geçmişe ışınlanmaya bakar iş. Kuran’ın bugünün müktesebatının ve tarihin üzerindeliği görülmek durumunda hasıl. Lakin buradaki hassas konu bu bağlamdaki çerçeveyi Kuran’ın belirlediğinin açık olmasıdır. Yoksa çeşitli cereyanlara “Kuran diyor” sapması olur.

Kısacası denilebilir ki, bir çıkış gerekiyor ve bu çıkış, yeni bilgilerin, özellikle de Kuran’ın Tevrat ve İncil’i ince düzelticiliğinin ortaya konulması ve bu çerçevede bir tarih, aydınlanma, kader algısıyla mümkün. Eğer Kuran’ın sözkonusu anlam boyutları olmasaydı, diyebilirdik ki, bu çıkış gereğinin zorlamasıdır. Lakin hem o var hem bu varsa işin açık olması gerekir. İşi daha iyi gösterme bakımından bir özet geçelim; Tevrat, Kuran’dan Önce 2000, Zebur 1500, İncil 600′lerde geldi. Tevrat-Zebur en azından K.Ö.800′lerde İncil 400′lerde muharrefti. Kuran, nüzulü sırasında kendisini “Tevrat ve İncil’i doğrulayan” olarak ifade etti, Yahudi ve Hristiyanlardan çok nadir itiraz vaki oldu. Kuran tefsirlerinde ise Tevrat ve İncil değil de Ehli Kitab’tan alınan hikaye ağırlıklı rivayetler (İsrailiyyat) kullanıldı ve düzelticilikten ziyade ayeti açıklama sadedinde kullanıldı. Tevrat ve İncil’in tefsirlerde direkt kullanımı çok yeni bir durum, ince düzelticilik ise gayet çözümleme gerektiren bir özellikte. Şöyle belirtelim bunu da; Kuran binlerce noktada Tevrat ve İncil’i düzeltiyor ayrıntılarda. Fakat bu derece bir yöneliş çeşitli açılardan mesele..

Bir başka mesele de “öncekiler de hiç bir şey yapmamış” psikolojisine girip eldeki müktesebatı tamamen yaftalama psikolojisine girmedir. Halbuki bu işin herhalde yarısı, “öncekiler ne demiş” bir bakmaktır, hata bile etmiş olsalar.. Sadece belli noktalara takılıp genellemelere gidilmemeli ve her bir meseleyi şimdi çözme psikolojisine girilmemelidir. Pek çok noktada da doğruyu eskilerde bulabilirsiniz. Dava modernizm değil, hakikattir. Velakin sizin çözmeniz gereken meseleler de vardır ki, her şey yavaş yavaş kapsama alanına girdi, iş ilgi ve alakaya bakıyor. Yani gayet evham ve kibir alanları var. Bizim yapacağımız, işte olabildiğince ciddiyeti ve yoğunlaşmayı sağlamaya çalışmaktır.  İn Şae Allah, çalışmalarımız hayra vesile olur.                                                                                                                                                                                                                                          

…….

TEFSİRİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Tags:
  1. şimdilik yorum yok.

*
= 4 + 2