“GELENEĞİ ELEŞTİRME” MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Kanımızca günümüzdeki en mühim meselelerden biri de insanların gelenekçi-modernist çekişmesi içerisinde adeta bölünmesi ve neredeyse herşeye otomatik olarak bu çerçevelerden bakmalarıdır. Bu zıtlık beslenmektedir herşeyle ve devam edip gitmektedir. Bunlara “iki tarikat” dersek abartmış olmayız.

……….

Ve hakikatçilik, bu sığlığı aşmakla başlar öncelikle. Sırf var diye, güçlü diye, empoze ediliyor diye, moda diye taraftar olunmaz bir şeye. Ya da ideal edinilmez. Hakikatçilik, ciddi bir yöneliş, arayış, sorgulama ister. İmajını değil, kendisini. Mesela bu bakımdan bir örnek vereyim, geleneği çokça eleştiririz biz de -sitemizdeki yazılara bakılabilir- lakin, Kuran’ı anlamakta en faydalandığım kişilerin başında Fahruddin Razi, Elmalılı gibi müfessirler gelir. Ve bunların da kendi tesbitlerinden ziyade aktardıkları. Yani gelenek. Hadisler, kelime manaları, pek çok meseleyi anlamada kilit durumdadır.

……………….

Mesela Fecr Suresinde geçen “çifte ve teke yemin olsun” (Fecr 3) ayetini bunlar olmadan nasıl anlıyacaksın? Nereden bileceksin bunların Arefe ve Bayram günleri olduğunu.

Bknz1

Bknz 2

……………

Herşey oturup hindi gibi düşünmeyle çıkmaz. Tabii ille de ahkam kesmek istemiyorsan.

……………

Ne yalan söyleyeyim; Fahruddin Razi, Elmalılı gibi müfessirlerin aktardıkları, bugün orada burada ahkam kesen kimselerden çok daha fazla şey söylemektedir, “anlamak” için çok daha faydalıdır. Tabii o zamanın bilgisi dahilinde söyledikleri şeyleri biraz görmeyeceksin. O bağlamda yapılan hatalar mazurdur. Sen üstüne bugünün bilgisini kullanacaksın. Lakin, onları bırakıp sadece “bugünün bilgisi” demek, modaya uymaktan başka hiçbir anlam ifade etmez. Çünkü seni hakikate ulaştırmaz. Bir tarikatten başka bir tarikate savurur sadece.

……………..

Bir cevap yazın

*
= 4 + 3