GERÇEK MASAL VE KUR’AN

Sinema dergisi Empire’ın İngiliz edisyonu, ”Gişede Milyon Dolarları Nasıl Kazanırsınız?” başlığı altında yapımcıya para kazandıran kuralları anlatmış. Ve birinci madde şuymuş, dikkat.

Yani masal anlatın diyor kısaca, gerçekler fazla iş yapmıyor. Bir tek Titanic iş yapmış gerçek hikayelerden, gerisi masalmış. Lakin dikkatimizi çeken bir şey var ki o da şu, her ne kadar belki fantastik filmlerin dini referansları varsa da -İncilden özellikle- ya da başka dinlerden.. bknz 1 bknz 2 bknz 3 bu filmlerden Tevhidi ders alabileceğiniz belki de tek filmdir Titanic. Filmde malum gemi için “bunu Tanrı bile batıramaz” denilir ama gemi batar.

Enteresan..

Ve buradan başka bir yere geleceğim, neden insanlar masal dinlemek istiyor acaba. Bu kadar bilimsel-evrensel eğitime rağmen. Bir ihtiyaç var belli ki ortada, gerçeküstüye dair. Ama aynı zamanda masallar onların hoşuna gidecek şekilde dizayn edildiği için mi?.. Her ne kadar belki bol bol dini referansları olsa da.. Hani Mani’nin dini gibi.. Hatta Hristiyanlık bile gnostizm denilen fazlasıyla yoruma kaçan etkilerle şekillenmiştir. Bu arada, daha sonra gnostikler aforoz edilmiştir mesela ama Hristiyanlığın kurucusu sayılan Pavlus gnostiklerin üstadı olarak geçer zamanında. Oluşturulan Hz İsa ile pagan tanrısı Dionysos arasındaki benzerliklere dikkat..

İsa’dan yüzyıllar önce oluşmuş Osiris-Dionysos mitsel motiflerinde ve anlatımlarında İsa’nın hikayesiyle yakından ilgili pek çok detay bulmak mümkündür ve aradaki benzerliklerin “şaşırtıcı” olduğu dile getirilmektedir.
-Osiris-Dinonysos, aynı İsa gibi, Tanrı’nın yaptığı etten kemikten bir varlık ve Tanrı’nın oğlu’dur.
-Osiris-Dionysos, aynı İsa gibi, dünyanın günahları nedeniyle bir kurban olarak Paskalya zamanında ölmüştür.
(Bazı hristiyanlar buradaki ifadeye itiraz etmiştir, benzerlik: İsa’nın “dünyanın günahları nedeniyle kurban olarak ölmesi” “Paskalya
zamanı” ölmesi ise sadece bir ayrıntı ve hristiyanlık ile İLGİSİ olduğu için yazılmıştır, “İsa da paskalya zamanı öldü” demedim, söylemeye çalıştığım Osiris-Dionysos’un hristiyanlık için ÖNEMLİ sayılan bir günde öldüğü.)

-Osiris-Dionysos’un, Attis’in ölümü ve yeniden dirilişi, aynı hristiyanlıkta olduğu gibi, onun etini ve kanını sembolize eden ekmek ve şarabın yenilip içilmesinden oluşan bir ritüel ile kutlanır.
-Osiris-Dionysos’çular da aynı hristiyanlıkta olduğu gibi, kendi kurtarıcılarının son günlerde tekrar dünyaya geleceğine inanmışlardı.
-Osiris-Dionysos ölümünün ardından cehenneme iner ve aynı İsa gibi, üçüncü gün yeniden dirilir ve aynı İsa gibi göğe yükselir.
-Osiris-Dionysos’un babası aynı İsa’nın “babası” gibi Tanrı’dır, ayrıca annesi de aynı İsa’nın annesi gibi bakiredir.

Yani Hristiyanlığa göndermeler yapmanın da ilahi bir şeye yöneldiği fazlasıyla şüpheli. Zaten dediğimiz gibi referanslar karma, hani Mani’nin bile ötesinde belki. Bırakın “dolayısıyla”yı direkt paganizme referans yapan işler filmler çok zaten. Hatta onların ağırlığı daha çok bile diyebiliriz. Harry Potterlar, Karayip Korsanları, Yüzüklerin Efendisi falan hangi kategoriye girer. Modern fantastikleri hiç söylemiyorum bile..

Ama dediğimiz gibi nedir bu masala yöneliş, özellikle postmodernizmle geleneğe yöneliş anlamında genel bir durum var lakin insanların eskiden beri böyle bir zafiyeti de fazlasıyla sözkonusu. Masal sadece “bilimin, gerçeklerin kuruluğu” sonucu yönelinen bir şey değil yani. Kadim bir zafiyet. Hatta Kant’ın inancın akla aykırılığını vurgulayan “Saçma olduğu için inanıyorum” sözü meşhurdur. Niçe neydi mesela.. Böyle buyurdu Zerdüşt falan. Ya da “komünizm” bir masal değil midir?.. Belki gerçeklerle başlar diyelim ama sonunda sınıfsız toplum vardır. Bu bir proje değil gerçekleşecek olan bir şeydir, dikkat. Faşizm türlü masallara dayanmaz mı?.. Yani bu alan hep vardı.

Yine buradan Kuranın tarzına ve tavrına gelirsek. Yani bir nevi olması gerekene.. Kuran bizden hep gördüğümüz, görünen şeyler üzerinde düşünmemizi ister öncelikle. Kainat, yer, gök, mahlukat.. Çünkü kainattaki düzen, gerçekler, kader bizi Tevhide götürecektir. Ama öte yandan gayb vardır. Ve o konularda yorum yapamazsın. Ne denilmişse odur, bilinmeyen alemdir. Ve kalıyor geriye Peygamberlerin kıssaları yani. Hani fantastiğe yol açabilecek kapı olarak.. Burada ise sanırım “fantastizme” yönelmekten ziyade –çünkü bunlar gerçek hikayelerdir- bize verilen mesajlara yönelmek gerekmekte. Malum bahsedilen kıssalarda geçen kişiler büyük çoğunlukla Peygamberlerdir ve onların da mucizeleri söz konusu. Bunlar genel olarak söz konusu olan şeyler değil yani; böyle bir izlenim vermemek gerekir. Ama kıssaların içindeki tansiyon, hak-batıl mücadelesi çerçevesindeki duruşlar tavırlar evrenseldir. Ona eğilmek gerekir. Kimisi ise tam tersi kıssalardan yola çıkarak adeta her türlü “fantastiğe” inanmayı neredeyse imanın şartı sayıyor, sayacak. Fantasdik oluyor fantastik.

Nihayet diyeceğimiz, her ne kadar gişe başarısı onu gerektiriyorsa da fantastik filmlere değil gerçekçi filmlere yönelin siz. Hatta filmlere bile değil gerçeklere yönelin ki, bizce yeni trend de budur zaten. Gerçekler filmleri geçti, malum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 5

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ