GÖĞÜN KORUNMUŞ TAVAN OLMASI MESELESİ

Enbiya 32. ayette “göğü de korunmuş bir tavan yaptık, onlarsa onun ayetlerinden yüz çevirirler” demekte. Elbette buradaki koruma meselesi iki yönlü olduğu için ve ayetlerde dünyanın göktaşlarından korunmasından ziyade yukarı haber almaya giden şeytanların taşlandığı ve böylece melekut aleminin korunduğu belirtildiği için (bknz Hicr 17-18, Mülk 5, Fussilet 12, Saffat 6-10, Cin 9) bu mesele “acaba Kuran bunu bildirdi mi?”ye dönebilmekte. Fakat ona da işaret vardır. İnfitar suresinde şöyle geçer: “Gök yarıldığında.. Kevkebler saçıldığında..” (İnfitar 1-2)

Buradaki kevkeb kelimesi şeytanların taşlanması hadisesinde de geçen bir kelime. Bu kelime yıldız diye çevrilse de aslen parıldayan nesneler için kullanılıyor ve gezegen anlamına geliyor. Göktaşları da her ne kadar gezegen olmasa da yıldız-gezegen diye bir ayrımda gezegen sınıfında olurlar. Dolayısıyla burada “gök yarıldığında..” ifadesini dünya atmosferinin yarıldığı şeklinde düşünürsek bu şu anlama gelir ki; koruma kalkacak, göktaşlarının atmosferde erimesi olmayacak ve yere saçılacaklardır. Nitekim peşine “kevkebler saçıldığında” diyor. İnfitar 3. ayet ise “denizler fışkırtıldığında” diyor. Bu da bu sahnelerin devamı niteliğinde.

Öte yandan, kevkebler için “saçıldığında” ifadesi kullanılırken nücum (yıldızlar) için “bulandığında.. silindiğinde..” (bknz Tekvir 2, Mürselat 8) ifadeleriyle ışıklarına gönderme yapılmakta. Böylece buradaki farklılık belirginleşmekte.

Kevkeb ifadesiyle ilgili ayrıca bknz. 

En nihayet şu konu da mühim bizce, Kuran’ın ana delillerini önceki kitapları düzelticilik ve içericilik boyutları olarak görüp bu noktadaki vurgulamaları yapmazsak, sadece kainat düzenini önceden bildirmesi noktasını baz alırsak iş biraz hafif kalabilir. Çünkü Kuran’da koruma anlamında asıl üzerinde durulan konu şeytanların taşlanması nihayet. Dünya atmosferinin korunması ikincil bir konu. Yani bunu asıl delil alanı görürsek sorun çıkar. Dediğimiz gibi olunca ise normal bir şekilde kabul görür.

Bir cevap yazın

*
= 3 + 3