GÖKLER KELİMESİ ÜZERİNE..

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Son zamanlarda gökler kelimesinin yanlış kullanımlarını gördüm. Mesela:

………………………………….

Ve mesela:

………….

Bir defa bu iki ayette de sema yani gök kelimesi geçiyor. Fakat gökler deniliyor ikisinde de.. İkinci örnekte “bütün uzay” anlamında bu olabilir ama ilkinde “atmosfer” anlamında çok zorlama. Saniyen; Kuran’da gökler yedi gök bağlamında sözkonusu ediliyor gayet, o ise görünmeyen gökler. Bu yüzden görünen şeyleri sürekli gökler diye isimlendirme bu mantaliteyi bozar.Gökler ile ilgili Bknz

….

Meseleye Kuran’ın Tevrat’ı düzelticiliği bağlamında bakarsak,

Tevrat’ta sürekli samayim-gökler kelimesi geçer, bu gök ya da gökler anlamına gelebilirmiş. Kuran’da gök ve gökler iki ayrı kelime ve yağmur için hep gök kelimesi kullanılır. Bir defa buradan “yağmurun göklerden gelmediği” dünya atmosferinde oluştuğu vurgulanmış oluyor. Çünkü böyle bir anlayış vardı. İkincisi; Tevrat’a göre yıldızlar, ay, güneş, dördüncü günde, dünyadan sonra yaratılmıştır. (bknz Yaratılış 1: 14-19) Fakat daha giriş cümlesi şöyledir. “Tanrı başlangıçta gökleri/göğü ve yeri yarattı” Burada aslında gökler kelimesi geçmekte, fakat gök diye çevrilmekte. Çünkü güneş, ay gibi yedi gök olduğu düşünülen varlıklar dördüncü gün yaratılacak.. Yani ilk başlangıçta gökler diye bir şey olmaması lazım (!)

Kuran’da da asıl kastedilen göklerin, yedi göğün, yerden sonra yaratıldığı geçer. (bknz Bakara 29, Fussilet 9-12) Ama bazı ayetlerde bir anda yaratılan gökler ve yerden de bahis var. Şöyle ki: O göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır, bir şeyi dilediğinde ona sadece ol der, o da oluverir. [Bakara 117] İşte bu bir anda yaratılan o başlangıçtaki gökler yani kainattır, fakat asıl gökler vurgusu yedi göğe gibidir. 

Beri yandan; yıldızların, güneşin ne zaman yaratıldığı geçmiyor ayetlerde. O zaman bunun “yedi göğe” karıştırılmaması nasıl sağlanacak? Elcevab; Yedi gök, ayetlerde kısmen tavsif edildiği ve mirac hadislerinden anlaşıldığı üzere bir takım göksel cisimler değil, alanlardır. Birileri firavun gibi göğe çıktı uzaya çıktı vs ama bu alanlara geçiş yapamadılar. Gökler dediğimiz zaman boşuna bunun kastedilmediğini farketmeliyiz.

Denilebilir ki, peki Nuh (as)’ın kavmine şu seslenişi ne olacak:

Görmediniz mi Allah yedi göğü nasıl tabaka tabaka yaratmış?

Ay’ı bunların içinde bir nur yapmış, güneşi de bir lamba kılmış [Nuh 15-16]

Düşünelim, göğü yedi parçaya ayıran bir “görsel yedi felek” var, eskiden beri bilinen. Nuh Peygamber, bu görünen yedi feleği yedi gök olarak isimlendiriyor adeta ve belli ki çevresindeki insanlar öyle görüyor, hatta onlara tapıyorlar. O anlamda bir tebliğ var burada. İbrahim (as)’ın önce gezegene, sonra aya, sonra güneşe Rabbim demesi, sonra ise onların olamayacağını, onların maddi sistemde işleyen şeyler olduğunu vurgulaması gibi bir tebliğ var burada denilebilir. Fakat Nuh (as)’ın bunların isimlerini saymaması, ay ve güneşin de bunların içinde mi arasında mı olduğunu net söylememesi enteresan. Burada güneş sisteminde de yedi gezegen olması ve eski sistemden ayla güneşi çıkarınca diğerlerinin bu sistemde olması da enteresan. Yani yedi gök, dünya dışındaki gezegenlerdir.

Öte yandan; denilebilir ki bu görünen yedi gök, bir şekilde kainattaki yedi gök ayrımına da uygun olabilir ya da dünyanın çevresindeki. Özellikle melekler alemi olan yedi göğün -ve kainatın da denilebilir- nihayetini bilmediğimiz için işi netleştirmek zor.

Beri yandan; denilebilir ki; Nuh (as) burçlar kuşağını kastetmiştir, eğer o birinci gökse.. Nitekim ayette güneş ve ay, yedi göğün içinde geçtiği gibi aynı burçların içinde olarak geçmekte. Şöyledir: Gökte burçları var eden, onların/onun içinde bir çerağ (güneş) ve nurlu bir ay barındıran Allah, yüceler yücesidir. [Furkan 61]

Yani; yedi gök diye bilgi olarak biliyorlar ama sadece ilk göğü “görerek biliyorlar” aslında. Ya da aynı böyle göklerin devam edip gideceğini düşünebilirler.. Bu şekilde anlaşılırsa ayrı bir boyuta gerek kalmıyor. Kainatın sonuna kadar böyle yedi kuşak düşünülebilir.

Peki bunların sonradan yaratılması nedir? Zaten kainat yaratıldığında bu kuşaklar oluşmadı mı? Buna şöyle cevap verilebilir; ayetlerde “sonra göğe yöneldi ve onu yedi gök olarak düzenledi” diye geçer. Burada dünyadan başlayarak kainatın sonuna kadar “gidiş geliş yapılan” bir sistem kurulması sözkonusu ve oranın melaikenin yerleri edilmesi vs. İşte bu anlamdaki yedi gök sonra kurulmuştur.  Bu, maddi sistemden farklı olarak gerçekten dünya merkezli bir sistemdir ve bu da mühim, “neden dünyadan sonra kuruluyor sistem” sorusuna çok esaslı bir cevap olarak. Çünkü maddi sistemde dünya “rastgele” bir yerde.

Bir cevap yazın

*
= 4 + 7