GÖRME VE TANIMA MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Günümüzde anlaşılan mühim bir gerçeğe temas eden bir ayet de Neml 88. ayettir.

Dağları görürsün de onları donmuş/hareketsiz sanırsın, halbuki onlar bulutların yürümesi gibi yürürler. Herşeyi sapasağlam yapan Allah’ın sanatı olarak..  Muhakkak ki o, yaptıklarınızı pek bir bilendir. [Neml 88]

Bu iki şekilde düşünülebilir:

………………………………

Bazısı ise bu ayeti şöyle çevirmiş:
[Ey Peygamber!] Senin şu gördüğün ve yerinden hiç oynamaz zannettiğin dağlar var ya, işte o dağlar kıyamet günü bulutlar gibi akıp gidecektir. İşte kıyamet günü vuku bulacak bu dehşetli olaylar, yaptığı her işi kusursuz yapan Allah’ın kudretinin eseridir. Şüphesiz O, yaptığınız her şeyden haberdardır. [Mustafa Öztürk meali]

………….

Denilebilir ki; tarihi şekilde anlamak adına böyle çevirmiş ve ortaya çıkan “ayetleri” görmemek adına.. Çünkü geçmiştekiler, bugünki gerçekleri bilerek tefsir yapmamışlardı ama bugün güya anlama sahip çıkmak adına böyle tefsir etmek enteresandır. Mesela Razi şöyle açıklama yapmıştır:

“Bil ki bu kıyametin kopmasının üçüncü delilidir. Bu da dağların yürütülmesidir. İnsanların dağları hareketsiz sanmalarının sebebine gelince; çünkü büyük cisimler aynı yönde ve aynı keyfiyyette hızlıca hareket ettirilseler bunlara bakan kimse onları duruyor zanneder. Halbuki onlar süratle yola devam etmektedirler.”

Ayeti “kıyamet” şeklinde anlamasa direkt bugün anlaşılan gerçekliği ifade etmiş yani.

Deniliyor ki, başka ayetlerde kıyamet sahnesi olarak dağların yürütülmesi geçiyor. Lakin şu farkla ki, o ayetlerde سَارَ  fiili kullanılır hep. (bknz Tur 10, Nebe 20, Tekvir 3, Rad 31, Kehf 47)
Bir tek burada yürüme anlamında مَرَّ fiili kullanılır ve kıyamet vurgusu yoktur.

Beri yandan Elmalılı şu noktayı şaibeli bulur; Neml suresindeki akışta, kıyamet ayetlerinin içerisinde neden başka bir şeye değinilsin? Ama ayetteki vurgulardan dolayı burada başka bir anlam düşünmek ister ve bugüne de hitap olduğuna dair açıklamalarda bulunur.

Önceki ayet şöyledir: Sûr’a üfürüldüğü gün Allah’ın diledikleri müstesna göklerde ve yerde bulunanlar hep dehşete kapılır. Hepsi boyunları bükük olarak O’na gelirler. [Neml 87]

Bir defa sura üfürülüp herşey dirildiğinde zaten mahşer meydanı olacak ve dağlar dümdüz edilmiş olacak. Öte yandan ; dağlar azamet ve bir nevi sarsılmazlık belirtisi olduğundan şu ana geçiş gayet makul anlatımda. Yani; zaten senin yüce-kalıcı gözüken dağları sabit görmen de bir izlenimdir, o da akıp gitmekte türlü yapılar içinde. Bu şekilde bir anlam ve bir ara cümle düşünülemez değildir.

Üstelik sure şu ayetle biter.

De ki, övgü ve şükür Allah’adır, yakında size ayetlerini-delillerini gösterecek de onları bilip tanıyacaksınız. Rabbin yaptıklarınızdan/yapacaklarınızdan gafil değildir. [Neml 93]

……

En nihayet şunu belirtelim; Neml 88’de aslında “gibi” kelimesi yoktur.

Bir cevap yazın

*
= 4 + 4