GÜNÜMÜZ VE İMAN 2

Yakın zamanda bir haberde şöyle bir şeyle karşılaştım; bir şahısla ilgili “Peygamberimizin 35. Kuşaktan torunu” diyordu. 35.kuşakmış yani günümüz, Peygamberden sonra.. 1400 yıla göre daha kabul edilebilir bir tanımlama. Lakin, bu tanımlama da otomatikman şu hadisi getirdi sonra aklıma.

“En hayırlı nesil benim içlerinde bulunduğum nesildir, sonra ona tabii olanlar, sonra ona tabii olanlar..” Hatta bu hadise göre Ashabtan sonra gelen nesiller için tâbii (tabii olan) etbauttabiin (tabii olanlara tabii olanlar) tabirleri oluşmuştur. Peki ya sonrası?.. Öyle ya bu mantıkla gidecek olursak gitgide en aşağı nesle doğru mu gidilecek.

Öte yandan yine bir ayet var. Diyor ki ayette..

İman edenlerin (emin olanların) Allah’ın zikrine ve haktan inene kalplerinin saygı ile ürpereceği vakit gelmedi mi ki; onlar daha önce kendilerine kitap verilmiş sonra üzerlerinden uzun süre geçmiş, böylece kalpleri katılaşmış kimseler gibi olmasınlar. Onların çoğu yoldan çıkmış kimselerdi. (Hadid 16)

Ayette daha önce kitap verilenlerin uzun zaman sonra kalplerinin katılaşmasından bahsediyor. Ve Müsümanlara uyarı yapılıyor.

Tarihi gerçekliğe de şöyle bir bakarsak gerçekten de gitgide ictihad kapısı kapanıyor. Telif eserlerden ziyade şerhler yazılmaya başlanıyor. Her nesil bir önceki nesli aratıyor gibi bir durum var gibi.. Yine felsefe ve bilimde de gittikçe durağanlaşma sözkonusu. Bu dönemde Türklerin yeni bir heyecanla Anadolu ve Balkanları fethettiği görülüyor. Ama öte yandan Endülüs kaybediliyor. Daha sonra fetihlerde de bir gerileyiş ve gittikçe güçlenen Batı sözkonusu zaten. Ve nihayet günümüz.

Batı karşısında mağlup olduğu düşünülen bir İslam Alemi. Batılılaşma sonucu gelen yerleşen teknolojiler bilimler vs. Ve bu teknolojiler, bilimler Günümüz ve İman1‘de belirttiğimiz Kuran’ın mucizevi yönlerini ortaya çıkartmaya başlıyor. Ne dersiniz bu uyanış kime yazılır o zaman?..

HADİD 28 – Ey iman edenler (emin olanlar) Allah’tan korkun ve Resulü’ne inanın ki size rahmetinden iki pay versin, sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın ve sizi bağışlasın. Allah çok bağışlayan, çok merhamet edendir

HADİD 29 – Böylece kitap ehli, Allah’ın fazlından bir şeye güç yetiremediklerini, fazlın tamamen Allah’ın elinde olduğunu ve onu dilediğine verdiğini bilsin. Allah büyük fazl sahibidir.

NOT1: 28. Ayette geçen “ey iman edenler” enteresan bir şekilde “Hristiyanların tevhid ehli olanları” şeklinde de açıklanıyor tefsirlerde. Ya da Müminler..

NOT2: 29. Ayet için Vâhidî demiştir ki: “Bu âyet müşkildir ve kendisinden önceki âyetle nasıl bir münasebetinin olduğu hakkında müfessirlerin açık bir sözleri yoktur.” Ayet hakkında farklı yorumlar vardır.

…………………………..

Yeryüzünde vuku bulan ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazılmış olmasın. Şüphesiz bu Allah’a göre kolaydır.

Böylece elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız. Çünkü Allah, kendini beğenip böbürlenen kimseleri sevmez. (Hadid 22-23)

GÜNÜMÜZ VE İMAN 2” için 7 yorum

  • 20/01/2012 tarihinde, saat 08:19
    Permalink

    sizin için ışığında yürüyeceğiniz bir nur yaratsın sözü risalei nura işaret olamazmı

    Yanıtla
  • 20/01/2012 tarihinde, saat 12:36
    Permalink

    @halid
    yahu bunca şey söyledik, risalei nurdan hiç bahsetmememize rağmen bahsettiğimiz şeye değinilmeden “risalei nura işaret olmasın” denilmesi de bir tuhaf.

    Yanıtla
  • 22/01/2012 tarihinde, saat 21:08
    Permalink

    Allah sonumuzu hayır etsin , günümüzde hak ve batıl o kadar iç içe geçmiş ki , çoğu kimse inandığı batıllarından kendilerine yeni bir din icad ettiler , her gün biri müctehidliğini ilan ediyor bunların da etrafında küçümsenmeyecek insan kitleleri toplanıyor , Peygamberimizi tanımayan günümüz hristiyanlarının katıksız cehennemlerine su taşıyan sözde takva sahibi iman erlerini (!) da anlamakta zorlanıyorum. Allah katında din islamdır , bunun dışındakilerden din diye bahsetmek bile cehalettir. Gittikçe batağa saplandığımız muhakkak bir gerçek.

    Yanıtla
  • 23/01/2012 tarihinde, saat 23:19
    Permalink

    Bu ayete, “Karanlıklar içinde size bir nur ihsan edeceğim, ki o nur ile doğru yolu bulup onda gidesiniz.” şeklinde meal veren Said Nursi, âyet için, “Allah’a hamdolsun, Risale-i Nur bu kudsî ve küllî anlamının parlak bir ferdi olduğu gibi, ayetin orijinalinde geçen nuran, kelimesindeki an kısmı, tenvin sayılırsa 1318 sayısıyla Resâilü’n-Nur yazarı eğitimden yazarlık görevine ve mücahidâne yolculuğa başladığı zamanın beş sene evvelki zamanına ve birçok ayetin işaret ettiği 1316 tarihindeki önemli bir fikrî değişimden iki sene sonraki zamana denk gelir ki, o zaman Risale-i Nur’un hazırlanmasının başladığı aynı tarihtir. İşte bu nurlu âyet, hem anlamca, hem cifirce tevafuku, Kur’an’da bir araya gelişi tesadüfî olamaz.” (Birinci Şua – s.836) şeklinde bir yorum yapar.

    Yanıtla
  • 24/01/2012 tarihinde, saat 22:45
    Permalink

    @sadık kul
    biz projeksiyonu Kurana tutarken ısrarla işi başka (sonuçta aynı kapıya da çıksa) yöne çevirmeler hoş olmuyor.

    Yanıtla
  • 25/01/2012 tarihinde, saat 10:53
    Permalink

    Bediüzzamanı atatürkleştirmek isteyenler var bence çok yanlış

    Yanıtla
  • 27/05/2012 tarihinde, saat 21:33
    Permalink

    @halid
    Hurufiler de kurucuları Fazlullahı öteki ayete dayandırarak yüceltmekteymiş. Bir kitaptan aldığım bir paragraf (“şüphesiz Fadl, Al­lah’ın elindedir” ve “zâlike fadlullâh””O, Allah’ın fadlıdır” âyetlerindeki “fadl” kelimelerinin Fadlullah Hurufî’ye işaret ettiğine inanmalarıdır ve Fadl’ı Allah’ın zuhuru olarak görmeleri­dir) Yani bu işler öyle pek hoş görülemeyecek işler. İnsanlar kişilere değil ilme odaklanmalı.

    Yanıtla

halid için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 6

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ