“HAKİKATÇİLİK OYUNU” MU?

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Hakikate ulaşmak bir iş midir, yoksa kişiye gelmesi mi sözkonusudur?

Kimisi için bu bir ameliye değil, ona gelmesi sözkonusu açıkçası. Resmen değil ama psikolojik olarak bu böyle. Çünkü hiçbir ciddi hakikat mevzusuna girmiyor bazısı özellikle, kesinlikler meselesine yanaşmıyor, güya inancında hiçbir felsefi boyut yok çünkü vs.

Nasıl ki peygambere geldi, ona da gelmiş. Peygambere Cebrail getirdi, ona da birileri, tarih, ulema getirdi. Adeta böyle bir izlenim sözkonusu hakikate bakışta. Lakin bu “dünyevi bir kesinlik” olduğu için de bitmeyen bir problem alanı. Ona dokunma, buna yanaşma, şuna karışma vs.

Birisine herhangi bir şey derken tarihle boğuşmaya başlıyorsunuz birden. Neden?..

Çünkü birilerine göre hakikatin birinci şartı “kişinin kendisinin tercihi olmaması” hakikatin. Acaip bir ilke bu. Aslında tercih, ama işine geldiği için saymayıveriyor. Birileri getirmiş ya, getirilmiş ya, gözüyle görmedi ya onları, o zaman tercih olmamış oluyor. Ders kitapları da böyledir mesela, sanki birisi dememektedir orada geçen şeyleri, direkt gelen bir hakikattir. O yüzden de kesin kanaat oluşturur. Bir şeyi üçe ayırmışsa mesela kitap, üçtür o, dört yapana kadar canınız çıkar.

Açıkçası bu kesinlikler ve imaj mevzusu aslında çok hayati, çünkü mutlak otorite meselesine kadar gider dayanır bu mevzu. O ise şirk ve tevhid.

Velhasıl; günümüzde, yaşayan, senin benim gibi birisi, bir şey söylediği zaman hakikate dair, bu “insan işi” “tercih” “sakınılması gereken bir şey” “birisinin şahsi görüşü” dür.

Bir defa bu yapmacık “hakikat=getirilmiş olacak” mantığı aşılmalı. Zaten bir numara bu, aslında görüşler sözkonusu, “bugünki insanlar değil” sadece, ya da bu durum “örtülüyor” bir şekilde. Birisine, bir kitaba sürekli referanslar yapılarak, “o dedi” gibi bir hava oluşturularak ya da “ümmet çıkarı” “maslahat” “birlik beraberlik” gibi vurgularla “devam” mantığı pompalanarak.. İşi siyasi bir parti noktasına indirgemek sanki esas (!)

Ya da bugüne kadar gelen içtihatlar, tefsirler gökten mi indi? Neden onların üstüne çıkılamıyor? Çünkü tarih (iktidarlar ve millet) onayladı, seçti, ayıkladı, dizayn etti onları zaten (!) Bugün de aynı şey amaçlandığına göre… Değil mi?!..

Hristiyan konsillerine bir bakılması rica olunur bu arada bknz  genel kabuller, doğruya doğru mu gitmiş, yanlışa doğru mu? O halde neden genel kabullere “hakikat” payesi verelim, bunun mantığı ne?

Temel mantık “ulaşmaktır” hakikatte, bunu anlayalım önce. Sana gelmiş, ne derece doğru ne derece yanlış, bugün birileri konuşuyor,ne derece doğru ne derece yanlış, şeklinde bir bakışı bile olamayan birisi ne hakikatinden bahsediyor olabilir aksi takdirde? Hakikatçilik oyunu mu oynuyoruz?..

…………………………..

İlle de bu meseleyle ilgilidir demiyorum lakin ciddi bir uyarı olarak şu hadise bakılması rica olunur.
“Ahir zamanda bazı kimseler çıkacak ve dini dünyaya alet edecekler insanlara yumuşak görünmek için kuzu derilerine bürünecekler ve dilleri şekerden tatlı, fakat kalpleri kurt kalbidir. Allah şöyle buyurur: Benim affıma mı güvenip gururlanıyorsunuz, benim rahmetime mi güvenip cesaretli davranıyorsunuz şanıma yemin ederim ki onlara kendilerinden bir fitne göndereceğim yumuşak huylu olanlar bile şaşkına çevrilecektir.” (Tirmizi-Zühd 59)

Facebook Hesabımız Youtube Hesabımız