HAKİKATÇİLİK VE ZORLUKLAR ÜZERİNE 3

Şeytanın hakikatçilikten çok çeşitli kaçırtmaları olduğu görülüyor. O yüzden bir de bu konu üzerinde duralım. Bir defa zaten insanı hevaperestliğe, dünyaperestliğe alıştırıyor ayrı, hakikatçilikten de güya iyi niyetle kaçırtıyor. Mesela İslam alemini kötü göstermeler, Işid gibi yapılar ya da uydurma anlatılara bağlanan yapılar ya da modernist yorumlar yapan kimseler, adamına göre “bu işlere girilirse böyle olunur” şeklinde gösteriliyor. Sonuç ise Kitab’tan uzak duruluyor. Halbuki insan bir şeyden korkacaksa şundan korkmalıdır:

Her kim Rahman olan Allah’ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz. Artık o şeytan onun yakın dostudur.

Şüphesiz ki bu şeytanlar onları yoldan çıkarırlar. Onlar da kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.

Nihayet kıyamet günü bize gelince, arkadaşına: “Keşke seninle benim aramda doğu ile batı arasındaki kadar bir uzaklık olsaydı. Sen ne kötü arkadaşmışsın!” der. (Zuhruf 36-38)

Dikkat edilirse bu ayetlerde kim Rahman’ın Zikr’ini, yani Kuran’ı görmezden gelirse ona bir şeytanı sardırırız, o onu saptırır fakat doğru yolda olduğunu sanar diyor. Öyle ki dönme şansı da kalmıyor ve cehenneme gidiyor. Bu derece kritik bir mevzu bu. Özellikle bir de zamanımızda Kitab’ın ortaya konulması işi tabii olarak arttı. Dikkat edilirse şeytanın her tarafa çekip götürme imkanları da arttı. Buradan şunu anlayalım ki ya biri ya öteki olacak. Hatta diyebiliriz ki modern zamanların en belirgin özelliği bu; Kuran daha iyi anlaşılabilir de dünyaya dalınabilir de.. Birisi kesin olacak. Ve burada işin “ilmi müktesebatın üstüne çıkması” kritik bir eşik gibi. Onun altındaki durumlar da bir nevi körlük. O yüzden bu mana yolculuğuna alışmaya bakmalıdır. Hatta film gibi bulmaca gibi aslında zevk alınan bir şeydir bu. Lakin iş çeviren çok olunca; böyle..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 5

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ