HAKİKATİN HAKİMİYETİ; AMA..

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Hak, hakikat.. Peşinden gideceksin.. Doğru, erdem, gerçek.. Yüce dava.. Ayrılmayacaksın.. tipinde konuşanlar çoktur. Fakat nedense şu noktaya gelince adeta “bütün sözler” anlamını yitiriyor.

…….

Ve kaçış başlıyor..

Velakin tam da bu nokta için değil mi o sözler? Tam da o sözler kalınlaşmalıydı burada.. Üstelik “senden başka rakib de yok”

Onun için, “hakikatin hakimiyeti; ama şu noktada olan bir akılla” mevzusunda ısrarcı olunmalı. Bir başka ifadeyle hakikat mevzularında ısrarcı olunmalı. Ne kadar derinse ne kadar üstse o kadar memnuniyet aramalı ve istemeli.

Elbet hikaye masal türünden değil, delil ve isbatla.. Lakin asıl nefsin dünya yönünde olduğunu da unutmadan..

Ayette denilir ki;

Sen ancak Zikr’e (Kur’an’a) uyanı ve gizlide Rahmân’dan korkanı uyarabilirsin. İşte onu bir bağışlanma ve güzel bir mükâfatla müjdele. [Yasin 11]

Bizim âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki; bunlarla kendilerine hatırlatıldığında büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile tesbih ederler. [Secde 15]

Allah, sözün en güzelini, birbiriyle benzer, ikişerli (tekrar edilen) bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların bu Kitab’ın etkisinden tüyleri ürperir, derken hem bedenleri ve hem de gönülleri Allah’ın zikrine ısınıp yumuşar. İşte bu Kitap, Allah’ın dilediğini kendisiyle doğru yola ilettiği hidayet rehberidir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren olmaz. [Zümer 23]

Artık her kim azgınlık etmiş,

Ve dünya hayatını/aşağı hayatı tercih etmişse,

Kuşkusuz onun varacağı yer cehennemdir.

Kim de Rabbinin makamından korkmuş ve nefsini hevadan menetmiş ise,

Kuşkusuz onun varacağı yer cennettir. [Naziat 37-41]

Bir cevap yazın

*
= 3 + 6