HAKİKATİN MECBURİYETİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

…….

Hud Suresi’nden ayetler..

18. Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir? Onlar Rablerine arz edilecekler, şahitler de: İşte bunlar Rablerine karşı yalan söyleyenlerdir, diyecekler. Bilin ki, Allah’ın lâneti zalimlerin üzerinedir!

19. Onlar, Allah’ın yolundan alıkoyan ve onu eğri göstermek isteyenlerdir. Ahireti inkâr edenler de onlardır.

20. Onlar yeryüzünde âciz bırakacak değillerdir; onların Allah’tan başka dostları/velileri de yoktur. Onların azabı kat kat olacaktır. Çünkü onlar ne görebiliyorlar ne de kulak veriyorlardı.

21. İşte onlar kendilerini ziyana uğrattılar. Uydurmakta oldukları şeyler de kendilerinden kaybolup gitti.

22. Şüphesiz onlar, ahirette en çok ziyana uğrayanlardır.

…………………..

Mesele nedir? Allah hakkında uydurulan yalan?.. Bu “uzak Allah inancı”dır. Öte yandan ise kişinin kendisini mutlak görme inancı. Kısaca şöyledir; Allah, uzak olduğu için herşeyi bilmemektedir, büyük ihtimalle de yoktur, eğer varsa da bir takım aracılarla O’ndan kurtulunabilir, birileri onay verdi mi kurtulunur.

Tabii bütün bunlar çok büyük ihtimalle insanın içinden geçen hisler, düşüncelerdir. Belki pek çoğu dile dökülmemiştir. Ama Allah herşeyi elbette bilmektedir ki “Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kimdir?” demekte. Yani onları en büyük yanılgıları ile vurmaktadır, Allah içimizden geçenleri de biliyor. Beri yandan bunun mühim bir sebebi Allah’ı hatırlamamaktır. Hadiste şöyle geçer:

Kim bir yerde oturur da orada Allah’ı hatırlamazsa ona Allah’tan ona bir eksiklik vardır. Kim bir yerde yatar da orada Allah’ı hatırlamazsa ona Allah’tan bir eksiklik vardır. (Ebu Davud, Edeb 4855)

Ayette ise denilir ki:

Onlar ayaktayken, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler. Ve «Rabbimiz! Sen bunu boş yere yaratmadın, Sen yücesin, bizi ateşin azabından koru.» derler. (Ali İmran 191)

Bakın, burada sadece Peygamberlerden bahsetmiyoruz, insan akıl sahibi değil mi, fikir sahibi değil mi, bu hayat imtihan değil mi? O da elbette sorumludur. Ve büyük sorumlukuk, öncelikle Allah’ı anmak ve hakkında doğru bilgi sahibi olmaktır, kendi kendine tahminlerde bulunmak değil.

Yoksa kimisi “şöyle yapmayınca bakalım bir şey olacak mı?” diye Allah’ı test etmeye kalkar. Bunlar da kişiyi Allah hakkında yalan uydurmaya götürür. Yoktur, bilmiyor ya da şöyledir, böyledir gibi.. Kişi ayetlere iyi kulak verilmek durumundadır. Yine denilebilir ki, ayetlerin bütünlüklü anlaşılmasına, tefsire..

Ayette denilir ki;

Kim Rahman’ın Zikr’ini görmezden gelirse ona bir şeytanı sardırırız, artık o onun yakın dostudur. Şüphesiz ki onlar onları yoldan alıkoyarlar da sanırlar ki doğru yoldalar.. Sonunda bize geldiğinde (şeytanına) der ki: “Keşke seninle benim aram iki doğunun/doğu ile batının uzaklığı kadar olsaydı! Meğer ne kötü bir yakınmışsın! [Zuhruf 33-38]

Hala Kur’an’ı iyice düşünmezler mi, yoksa bir takım kalplerin üzerinde kilitleri mi var? [Muhammed 24]

Peki hala kandırılan oluyorsa?.. O kişi ya anmıyordur ya iyi kulak vermiyordur. Bunu da anlayalım artık.

Bir cevap yazın

*
= 4 + 3