İSA (AS) GELECEK Mİ?

İsa (as)’ın ahir zamanda geleceği çok yaygın bir kanaat. Bu başka dinlerde de var; özellikle de Yahudilikte Beklenen Mesih (Meşiah) var, Hristiyanlık ise zaten buradan beslenmektedir. Onlara göre de Mesih ayrıca bir daha gelecektir, bunun da ötesinde öbür dünya yargılamasını yapacaktır. Peki Kuran ne diyor bu konuda? Burada öncelikle Maide Suresinden bir kesiti ele alacağız.

Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, “Beni ve anamı, Allah’tan başka iki tanrı bilin” diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, “Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin.

Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.

Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır. Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin” dedi.

Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur. (Maide 116-119)

Konuşma açıkça öbür dünyada geçiyor. Ve İsa (as)’ın tekrar yeryüzüne geldiğine dair hiçbir şey içermiyor, böyle bir şey hissettirmiyor. İsa (as) göğe kaldırıldıktan sonra dünyayla bağlantısı kesilmiş açıkça. Ve teslis olayı İsa (as) tarafından “öte dünyada” kesin bir şekilde inkar ediliyor, bu dünyada olup bitmiş olsaydı bu, bu derece herkesin bildiği bir şey böyle mevzu edilmezdi. Denilebilir ki, “buna gidebilecek bir şey söylemediği dahi” gibi bir vurgu mu yapılıyor ve böylece de bu işin ciddiyeti mi vurgulanıyor yoksa?.. Olabilir ama dünyaya tekrar geleceği kesinse buna gider anlam, orada bir kesinlik yok. O zaman gelmeyeceğine gitmesi daha makul..

Bir başka ayet var, geleceğine delil olarak gösterilen bir de ona bakalım.

“Andolsun, Kitap ehlinden, ölmeden önce ona inanmayacak kimse yoktur. Kıyamet günü, o da onların aleyhine şahid olacaktır” (Nisa 159)

Müfessirler bu ayet konusunda adeta ikiye ayrılmış.

Yüce Allah’ın: “Kitap ehlinden ölümünden evvel ona iman etme­yecek kimse yoktur” buyruğu ile ilgili olarak İbn Abbas, el-Hasen, Mücahid ve İkrime şunları söylemektedir: Buyruğun anlamı şudur: Kitap ehlinden olan herkes, mutlaka “ölümünden evvel” Mesih’e iman edecektir. Buna gö­re, “ona” daki zamir, İsa (as)’a aittir. “Ölümünden” kelimesindeki zamir ise, kitap ehline mensup kişiye aittir, çünkü ölüm meleğini gördüğü takdirde gerçekler açığa çıkacaktır. Ancak bu merhaledeki imanın kendisine hiçbir fay­dası olmaz. Zira bu, artık hayattan ümit kesildiği ve ölüm haline düşüldüğü sıradaki bir îmandır. Böyle bir halde, yahudi olan kimse de hıristiyan olan bir kimse de İsa Mesih’in sadece Allah’ın bir Rasulü olduğunu ikrar ve itiraf eder.

Âyet-i kerimedeki iki zamirin de İsa’ya ait olduğu söylenmiştir, O tak­dirde buyruğun anlamı şöyle olabilir: Kıyamet günü İsa ineceği vakit hayatta olan herkes mutlaka ona iman edecektir. Bu açıklama­yı, Katade, İbn Zeyd ve diğerleri de yapmış, Taberî de bunu tercih etmiştir. Yezid b. Zuray’ ise, bir adamdan, o da el-Hasen’den, yüce Allah’ın: “Kitap ehlinden olup ölümünden evvel ona iman etmeyecek kimse yoktur” buy­ruğu hakkında şöyle dediğini rivayet etmektedir: Yani, İsa’nın ölümünden ön­ce Allah’a yemin ederim ki o, elan Allah nezdinde hayattadır. Fakat, İsa ineceği vakit hep birlikte ona iman edecekler.

Buna yakın bir açıklama, ed-Dahhâk ve Said b. Cübeyr’den de nakledil­miştir. “Ona iman etmeyecek kimse yoktur” buyruğunun, burada sözkonusu edilmemiş olmakla birlikte “Muhammed (sav)’a iman etmeyecek kimse yok­tur” anlamında olduğu da söylenmiştir.

……….

Bu ayet meşhur bir hadiste de sözkonusu edilmekte.

Resulullah (sav) buyurdular ki: “Meryem oğlu İsa’nın, aranıza adaletli bir hakim olarak ineceği, istavrozları kırıp, hınzırları öldüreceği, cizyeyi kaldıracağı vakit yakındır. O zaman, mal öylesine artar ki, kimse onu kabul etmez”
Sonra Ebu Hureyre der ki: “Dilerseniz şu ayeti okuyun. “Kitap ehlinden hiçbir kimse yoktur ki, ölümünden önce O’nun (İsa’nın) hak peygamber olduğuna iman etmesin. Kıyamet gününde ise İsa onlar aleyhine şahitlik edecektir” (Nisa 159)
[Buhari-Sahih 2222; Müslim, Sahih-155, Ahmed bin Hanbel-Müsned 7227, Mamer Raşid ElEzdi-Cami 20840]
………….
Buna karşın, Peygamberimiz son Peygamberdi, o zaman Hz İsa’nın daha sonra gelmemesi lazım deniliyor, “Peygamber olarak gelmeyecek” diye cevap veriliyor.
Bir de İsa (as) ölmedi deniliyor, “göğe yükseltildi” Bu ise “her nefis ölümü tadacaktır” ayetine aykırı olur. O zaman gelmesi lazım.
Halbuki ayetlerde göğe yükseltilmeden önce öldüğünden bahsediliyor.
“Ey İsa, seni vefat ettireceğim, seni kendime yükselteceğim ve seni inkarcılardan temizleyeceğim. Sana uyanları da kıyamet gününe kadar inkarcıların üstünde tutacağım. Sonra dönüşünüz banadır. Üzerinde ayrılığa düştüğünüz hususlarda aranızda ben hüküm veririm.”  (3 : 55)
“Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun” (5 : 117)
………….
Ali İmran 55. ayetteki “öldüreceğim/vefat ettireceğim” ifadesi tevil edilmekte. Sırası böyle olmayabilir denilmekte. Halbuki tam da sırası öyle. Hatta bir Kuran mucizesi var orada, “sana uyanları kıyamete kadar inkarcıların üstünde tutacağım” ifadesi tarih içinde gerçekleşmiştir. Mesela Hristiyanlar, Müslümanlar dışındaki milletlere galebe olagelmiştir. Rum suresinin girişinde dahi bu belirtilir. “Rumlar yenildi. Yakın bir yerde ama yenilgilerinin akabinde galip gelecekler” (Rum 2-3)
Mesela İstanbul’u ancak Müslüman Türklerin fethetmesi ilginçtir, tarih içinde defalarca kuşatılmış ama bir şekilde kurtulmuştur.
………
Öte yandan şu ayete göre gelecektir deniliyor.
 
“O, saat için bir bilgidir. Öyleyse ondan (saatten) şüphe etmeyin ve bana uyun, doğru yol budur” (Zuhruf 61)
Buradaki “O, saat için bir bilgidir” ibaresi üzerinde duralım. Burada saat, kıyamet olarak tefsir ediliyor. Yalnız ayetteki “o kelimesi” İsa da olabilir, Kuran da deniliyor. Öte yandan İsa olduğunda “onun ölüleri diriltmesi, kendi yaratılışı, çamurdan kuşları canlandırması Allahın izniyle, ölümden sonra dirilişin kesin işaretleri olduğu için” de denilmekte. Ve tabii meşhur görüş kıyametin alameti olarak dünyaya ineceği şeklinde.
Bir de burada şöyle bir incelik var. “O saat için bir bilgidir, öyleyse ondan (saatten) şüphe etmeyin..” denilip demek ki İsa kıyametin alametidir diye anlaşılırsa “o halde şüphe etmeyin” ifadesi de “daha İsa gelmediğine göre kopmayacak, şüphe etmeyin” diye anlaşılır. Halbuki bu kesinlik Kuranın ruhuna aykırıdır. Kıyamet yakın olabilir, vaktini kimse bilmez gibi ifadeler o zaman havada kalıyor gibi olur. Denilebilir ki, başka alametler var, onlar için de böyle düşünülebilir. Lakin bu tavsiyeyi ayet yapmaz, kişi düşünürse düşünür. Ama şüphe etmesi gerekir, emin olamaz. Üstelik bazı hadislerde vs. kıyametten önceki yüzyıl bildiriliyor adeta. Böyle bir şey olur mu?
Nitekim bir kaç ayet sonra Zuhruf 66’da şöyle der.

Onlar, hiç farkında değilken kendilerine ansızın geliverecek olan kıyametten başkasını mı gözlüyorlar?

İşin daha da ilginç tarafı ise burada “Onlar” dediği İsa’dan sonra gelen aralarında gruplara bölünen Ehli Kitap.

Bir cevap yazın

*
= 3 + 0