“İHTİLAFA DÜŞMEYİN” NE DEMEK

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Kuran’da ihtilafa düşülmemesi ile ilgili pek çok ayet vardır. Lakin ihtilaf nedir?

Öncelikle ayetlerden bazı örnekler verelim. Deniliyor ki:

Sonra, Yahudiler dedi ki, ‘Hristiyanlar bir şey üzere değildir’ Hristiyanlar da dedi ki, ‘Yahudiler bir şey üzere değildir’ (aynı) Kitabı okudukları halde… İşte bunun gibi dedi bilmeyenler de; laflarının benzerini.. Şu halde, ihtilaf edip durdukları şey hakkında kıyamet günü Allah aralarında hüküm verecektir. [Bakara 113] 

İnsanlar bir tek ümmetti, peşine Allah peygamberlerini müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi. Ve onlarla birlikte Hak ile/Gerçek olarak Kitab’ı indirdi; ki insanlar arasında ihtilafa düştükleri şeylerde hüküm versin. Onda (Kitapta) ihtilafa düşenlerse ancak kendilerine (Kitab) verilenlerdi. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, aralarındaki hasetten.. Peşine, Allah iman edenleri, izniyle, Hak/Gerçek’ten ihtilafa düştükleri şeye ulaştırdı. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.  [Bakara 213]

İşte bu elçiler ki; bazısını bazısından üstün kıldık. Onlardan Allah’ın konuştuğu kimse de var, kimisini de derecelerle yükselmiş.. Meryem oğlu İsa’ya da açık deliller verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. Eğer ki Allah dileseydi onlardan sonrakiler  kendilerine açık deliller gelmesinden sonra vuruşmazlardı. Velakin ayrılığa düştüler; onlardan iman eden de var, inkar eden de.. Eğer Allah dileseydi vuruşmazdılar, velakin Allah istediğini yapar. [Bakara 253]

Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir. [Enam 159]

Doğrusu bu bir tek ümmet olan sizin ümmetiniz Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin. Ama işlerini  aralarında parça parça ettiler, hepsi bize döneceklerdir. İnanmış olarak yararlı iş işleyenin emeği inkâr edilmeyecektir. Biz şüphesiz onu yazmaktayız. [Enbiya 92-94]

Eğer Rabbin dileseydi elbette bütün insanları tek bir ümmet yapardı. Fakat ihtilafa düşenler olmaya devam edecekler. Ancak Rabbinin acıdığı kimseler hariç.. Onun içindir ki, onları yarattı. Ve Rabbinin “Andolsun ki cehennemi cinlerden ve insanlardan tamamen dolduracağım” sözü böylece tamam oldu. [Hud 118-119]

………….

Öte yandan, kimi hadislerde “siz ileride ehli kitabı takip edeceksiniz” “ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, biri hak, diğerleri ateşte” denilmektedir.

Bütün bu çerçevede aslolanın adeta ulaşılamayan bir şey olduğu vurgulanıyor sanki. Bir tür hedef.. Peki bu nedir? İnsanlık ideali mi, hakikat ideali mi, yakin derecesi mi, müminlerin birlik beraberliği mi? Ve ihtilaf buna mani oluyor.. Yani sabit fikir üzere tartışmalar.. Fakat iman da bir tür sabit fikir demek değil mi? Burada mesele fikir üretmekten mi kaynaklanıyor yoksa?! Yani imali fikir etmek, Kitab üzerine düşünmek mi grupların oluşmasına yol açıyor? Kimse düşünmese böyle olmaz o zaman (!) Yoksa tam tersi; ihtilaf, düşünmeyen, altyapısı olmayan kitlelerin kestirmeden birisine bağlılık şeklinde düştüğü bir tuzak mı? O zaman da Kitaba, delile yönelmemek mesele oluyor.

Beri yandan, insanlar yüzeysel olarak şöyle bir gerçeklikle karşı karşıya. Her Kitabı okuyan adeta başka bir şey diyor. Kitab’ta yoruma açık yerler çok, ayetler zü vücuh. O zaman nasıl ihtilaf olmayacak?!

Demek ki bir bakış açısı gerekiyor ve bu hiç düşünmemek olamaz. Madem Kitab düşünme içeriyor, burada bir yöntem hakim olmalı. O da şu olabilir; Kitab’ın en tartışma çıkaracak, gruplaştıracak, ayetleri bir yerlere zorlamayla sonuçlanacak yönlerine değil, öncelikle delil, hakikat, tebliğ içeren yönlerine odaklanılması gerekiyor. Böylece bir hakikatçilik oluşacak ki sonrası tufan olmaya.. Peki böyle olunca ne olacak? Olsun bakalım önce bir..

Bir cevap yazın

*
= 4 + 1