İKİ DENİZ MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Bir defa konuyla ilgili ayetler şöyle.

Birinin suyu tatlı mı tatlı, diğerininki tuzlu mu tuzlu iki denizi salıveren ve aralarına bir berzah/engel, mani olunmuş bir mani koyan O’dur. (Furkan 53)

(Onlar mı hayırlı) yoksa, yeryüzününü durulacak yer kılan, arasında nehirler akıtan, onun için sabit dağlar yaratan, iki deniz arasına engel koyan mı? Allah’ın yanında başka bir ilâh mı var? Hayır onların çoğu bilmiyorlar. (Neml 61)

İki deniz bir olmaz. Şu tatlı mı tatlı, içimi kolay; şu da tuzlu mu tuzlu. Bununla beraber her birinden taze et yersiniz ve giyineceğiniz bir ziynet çıkarır. Onda Allah’ın lütfundan nasib arayasınız diye yara yara giden gemileri de görürsün. Gerek ki şükredeceksiniz. (Fatır 12)

Birbirine kavuşmak üzere iki denizi salıverdi. Aralarında bir berzah vardır, taşkınlık etmezler. Şimdi Rabbinizin nimetlerinden hangini yalanlıyorsunuz?! O ikisinden inci ve mercan çıkar. (Rahman 19-22)

Buralarda geçen iki deniz ifadesi; gök suyu-yer suyu, Rum denizi-Fars denizi, deniz-ırmak şeklinde tefsir edilmiştir öncelikle. (bknz Taberi, Kurtubi, Razi) Ayetteki engel ise kara parçası, kuru yer olarak düşünülüyordu ya da görülmeyen bir engel. Öte yandan ayette geçen “ikisinden de inci ve mercan çıkar” ifadesi birinden çıkar şeklinde izah edilebilmekteydi.  Ya da yağmur suyu, nehir suyu, inci oluşumunda etkilidir denilmekteydi. Çünkü inci tuzlu olan denizden çıkar sadece. Fakat ırmakların döküldüğü yer civarında.. İbni Aşur ise bu cümlenin yeni bir konu cümlesi olabileceğini söylemiştir. Beri yandan Mevdudi, özellikle Fars denizinde tuzlu denizin alt kısmında tatlı su tabakaları olabildiğini belirtmiştir. Öyle ki bu sudan içilebilmektedir. Şu halde tatlı su ve tuzlu su ikisi de denizdedir.

Buradaki iki mesele şudur: Denizin biri tatlı öteki tuzlu nasıl oluyor? Biri bulut ya da ırmaksa ondan inci nasıl çıkabilir?Ayetlerdeki acı-ucac, tatlı-furat kelimeleri başka birer ayette geçer, orada ise yağmur ve ırmak suyundan bahsediliyor gibidir. (bknz Vakıa 70, Mürselat 27) Yine denilebilir ki yağmurların asıl kaynağı denizdeki suyun buharlaşması, lakin tuz kalıyor. İkinci olarak dağda biriken sular ırmak olarak akıyor. Herhalukarda denize dönüyor yani. Lakin buharlaşma devam ettiğinden süreç devam ediyor.

Öte yandan bu meselede en çok şu fotoğraf kullanılmakta.

 

Bu ise iki denizdir ama biri tatlı biri tuzlu değil. Ayette içilebilecek derecede tatlı olduğu özellikle vurgulanıyor birisinin. Öte yandan bu tatlı-tuzlu ifadesi Rahman Suresi’nde geçmiyor. Kimileri de o zaman Furkan Suresindeki ayet, deniz-ırmak, bu ise iki denizdir demiştir. Hem tatlı-tuzlu ifadesi de burada çağrışım olarak işe yarar. Çünkü Akdenizle Atlas okyanusunun karışmaması sularının farklılığından, o ise öncelikle tuzlulukla alakalı.Şöyle ki;

 

 

Velakin burada da Fatır Suresi’ndeki ayet problem o zaman. Çünkü orada hem tatlı tuzlu olma durumu hem de takılar çıkarırsınız meselesi var. Şu halde burada ayetleri ayırmak zoraki, hepsi aynı şeyden bahsediyor gibi.

Yine denilebilir ki; Furkan 53 ve Fatır 12’de geçen ve tatlı olarak çevrilen Furat kelimesi bir nehir olan Fırat anlamına da gelmektedir. Bu bunun nehir anlamında olduğuna güçlü bir işaret. O zaman bu iki ayette nehir ve deniz ayrımından bahsediyor denilebilir; Rahman Suresi’nde ise bu ifade ve ayrım yok. Beri yandan Fatır 12’de herbirinden taze et ve ziynet çıkarırsınız diyor, bu ifadede taze et öncelikli, ziynet ikincil bir şey olarak düşünülebilir. Irmaklarda da nadirattan olarak inci çıkarıldığı söylenmekte. Hem akarsularda altın da bulunabilmekte, ayette ille de inci mercan dememiştir. Denizler vurgulanırken ise inci mercan zikredilmiş denilebilir.

Velakin berzah kelimesi önceki ayetlerde de var. Denilebilir ki, burada ikisi arasında engel var ifadesi, “genel olarak tatlı su ve tuzlu su arasında dengeyi bozmayı engelleyen bir şey var” demektir, direkt ırmağın döküldüğü yerle deniz arasında değil. Çünkü tatlı su denize akıp durmaktadır, lakin ne deniz tatlanmaktadır ne tatlı su bitmektedir. “O ikisinden inci ve mercan” çıkar ayeti de somut karışmayı vurguluyor gibidir zaten. O zaman engel nedir, taşkınlık etmezler nedir? Buradaki engel, deniz suyunun tuzla buharlaşmaması ve dağlara su taşımasıdır. Böylece deniz tuzlu kalmakta ve nehirler de tatlı olmakta.

Nitekim berzah, bu dünya ile öbür dünya arasındaki ara alemdir. Ayette der ki;

“Olur ki terkettiğim (dünya)da iyi işler işlerim.” Hayır. Bu sadece onun söylediği bir sözdür. Önlerinde diriltilecekleri güne kadar bir engel-berzah vardır. (Müminun 100)

Ayrıca hicren mahcura şeklinde bir ifade vardır, “engel olunmuş bir engel” anlamındadır, bu da berzah alemi için ve iki deniz arasındaki durum için kullanılır. (bknz Furkan 22,53) Denizden tuz alınmadığı gibi insanın da bedeni kalmış ruhu gitmiştir. Tabii “engel olunmuş engel” tabiri her iki denizin ya da suyun birbirine mani olması için de kullanılabilir.

Lakin bize göre buradaki mesele denizdeki suyun tuzsuz buharlaşıp tatlı su kaynaklarını beslemesidir. Nitekim yağmur için şöyle denilmektedir:

Eğer dilemiş olsaydık onu tuzlu kılardık; şükretmeniz gerekmez mi? (Vakıa 70)

Oraya sabit ve yüksek dağlar yerleştirmedik mi? Size tatlı sular içirmedik mi? (Mürselat 27)

…………………….

NOT: Engel’in bu şekilde tefsirini bir tek Muhammed Esed mealinde Furkan 53 tefsirinde gördüm. Mustafa İslamoğlu ise Rahman 20 tefsirinde ihtimallerden bir ihtimal diye bu ihtimali zikreder. Bu kişileri fazla tasvip etmem, delillendirmeleri de böyle uzun boylu değil, lakin durum böyle.

Bir cevap yazın

*
= 3 + 1