İman ve üstünlük mevzusu

Ali İmran 139’da “eğer gerçekten inanıyorsanız üstün olan/üstün gelecekler sizlersiniz” denilmekte. Burada inanç belirleyici bir nokta olarak gösterilmekte. Malum ki Uhud Savaşında müslümanlar mağlup gibi olmuştu. Ayet bunun üzerine gelmiştir. Fakat genel bir ilkedir. Peki burada belirleyici olan nedir, hakikat mi inanç mı? Çünkü malum ki Ali İmran Suresi’nde hakikat bakımından bir üstünlük vurgulanır gayet. Bir mevzuda Hristiyanlara deliller getirilir getirilir ve nihayet madem haklılık iddia ediyorsunuz, hadi lanetleşelim denilir.

Artık sana gelen ilimden sonra, onun (İsa’nın) hakkında seninle ‘çekişip-tartışmalara girişirlerse’ de ki: ‘Gelin, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım; sonra karşılıklı lanetleşelim de Allah’ın lanetini yalan söyleyenlerin üstüne kılalım.’ (Ali İmran 61)

Hristiyanlar buna gelemezler.

Sonra Yahudilere madem haklılık iddia ediyorsunuz getirin Tevrat’ı okuyun denilir. Onlar da getirememiştir. Ayet şöyledir:

Tevrat indirilmeden önce İsrail’in kendine haram kıldıklarının dışındaki bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldi. De ki: “Eğer doğru sözlü iseniz getirin Tevrat’ı da okuyun.” (Ali İmran 93)

İşte buralarda kuru kuruya bir inanç değil, delil üzere oluş vurgulanır. Hasılı, böyle olan kişiler başlarına bir iş de gelse üstündür anlamındadır mevzu öncelikle. O bakımdan da madem müslümanız üstünüz değil, delil üzere miyiz ona bakılmalı. Çünkü bunda geri kalındığı dikkat çekiyor. İşe İsrailiyyat şu bu karışmış ve iş iyi toparlanamamış durumda. Buna bakılmalıdır şimdi evvela..

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 5

Youtube Hesabımız
Facebook Hesabımız