İMANİ KONULARDAKİ İLGİYİ ALAKAYI MUMLA ARAYAMAYIZ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Açık konuşmak gerekirse şöyle bir saçmalığı kabul edemeyiz. “Ehli iman tefsir deyince kaçacak..” Ya da kayıtsız duracak.. Niye?.. Çok imanı olduğu için.. Yahu düşünelim; uzay meraklısına galaksi dersen atlar, maç meraklısına dünya kupası dersen zıplar, edebiyat meraklısına Dostoyevski dersen koşar.. Ama ehli iman tefsir deyince kaçacak.. Ve bu normal olacak.. Şeytan böylesine kandırabiliyor insanları. Açıkçası bunu bir iki yıldır her tarafta duyurduğumuz ve neredeyse sıfır dönüt aldığımız Fatiha Tefsiri bağlamında konuşuyoruz. Dönüt derken de olumlu ya da olumsuz herhangi bir üç kelamı kastediyoruz.

Mecburen bir işe odaklanırsak ise; neden böyle?.. Haset kısmını çabuk geçiyorum, elbette vardır da daha çok ilgisizlik sözkonusu.  Ona bakınca ise mesele kısaca şöyle gözüküyor; Çünkü çoğusu birine bağlanmış son derece ve bunu iş eden söylem de çok. “Sen anlamazsın.. İşler derin..” vs. Bunların mimli isimleri ve eleştirilmezleri var onu gördüğü anda uzaklaşıyor. Çeşitli bahanelerle tabii. Ya diyor ki bu konuşan meşhur olmaya çalışıyor. Ya diyor ki, bu kişi problem çıkarmaya, dini bozmaya, itikadımı sarsmaya çalışıyor ve rahatlıkla uzak duruyor. Belki de içinden “bu doğru konuşuyor” diyor ama ondan uzak duruyor. Kitlelerle aram bozulmasın diye.. Belki de başarı şansı yok diyor.. En ikna edici bir şey.. Ya da bildiğin dünyevidir kişi düpedüz, hiç alakası yok bu işlerle..

Halbuki şu unutuluyor ki, iman cennete ve cehenneme götüren şey ve ana dava. Bu ise aslen manadır.. Yani şu şudur, bu budur şeklindeki zihniyettir, herhangi bir iş değil. Elbette ana kaideleri vardır lakin tarihe ve bugüne, herşeye bakışı da içerir ister istemez. Bunun da en doğrusuna bakılacak elbet. Dolayısıyla buradaki sapış ve kaçışlar en ziyade kişiye yazılır, çünkü bahanesi yok. Kafana mı biri girdi de mani oldu?.. Altı üstü merak, ilgi, alaka..

Yine ayette “onlar ki sözü dinlerler ve en güzeline uyarlar” diyor. Niye sözü dinlerler diyor, laf olsun diye mi?  Denilebilir ki, peki dinleyince itikadı bozan adam yok mu? Olabilir de ayet sözü dinlerler diyor, yani herkesi dinlerler.. Kim dedi sana bir tek kişiyi dinle diye?! Herkesi dinleyince ve doğru hassasiyeti varsa kişinin doğruya ulaşacağını ilkesel olarak kabul etmek gerekir. Doğru hassasiyeti yoksa da nasıl doğru yolda olabilir o?! Neden öyle kabul edelim?! Ayette; Doğruyu getiren ve onu doğrulayana gelince işte onlardır muttakiler. [Zümer 33] diyor.İlle fırka olacaksa kişi, onun da yeri var. Şöyle ki; Dinlerini parça parça edip guruplara ayrılanlar var ya, senin onlarla hiçbir ilişkin yoktur. Onların işi ancak Allah’a kalmıştır. Sonra Allah onlara yaptıklarını bildirecektir. [Enam 159] 

Onun için imanın hakikate iman olduğunu unutmayalım.. Herhangi bir rahatlama aracı, motivasyon, aidiyet aracı değil sadece. Hakikat ise dün olduğu kadar bugün de vardır ve anlaşılması gereken noktaların anlaşılması gerekir, dolayısıyla konuşanlara kulak verilmesi gerekir. Bu anlamda mesela beş kişinin gizli gizli kendi arasında konuştuğu şey değildir hakikat. Açık açık konuşulan ve isbat edilen şeydir. Ve sadece “ben anladım tamam” da olmaz burada, yayılması ve herkesçe anlaşılması da davanın tabii olarak içindedir. İmtihanı ciddiye alalım derim hasıl. Çünkü görüntü hiç öyle değil..

…………………

Bir cevap yazın

*
= 5 + 0