İMANI YOL EDİNME GEREĞİ ÜZERİNE

Bilindiği gibi iman, kalp ile tasdik ve dil ile ikrardır. İman edilecek şeyler ise genel olarak imanın şartları, özelde ise ayetler ve denilebilir ki “doğru tefsir”dir. Yani doğru anlamı gördüğü halde işine gelen başka noktaya kaçmamadır. Elbet, bir tek anlam yok ayetlerde, fakat daha iyi anlama, yanlış anlama diye bir şey de var. Özellikle de işlerin karıştığı bir zamanda. Bütün bunlar ise şu demektir, ayetlere dikkat ve samimiyetle yöneliş gerekiyor. İlgilenmeme, ortayı bulma, hevasına göre anlama, ezberini öne çıkarma vs türü taktikler değil yani. Tabii insan diyebilir ki, nasıl öyle olur; ayetlerin tefsiri yapılmış zaten.. “Farklı tefsirlerden herbirine uyabilir kişi, bunlar eşittir.. Herkes allame mi olacak.. Benim de görüşüm var..” vs. Burada doğruya odaklanmanın hayatiliğini farkedelim.

Elbette duruma göre ve geçici şekilde mesele hafifleyebilir. Kişi öğreniyordur, alışıyordur, mesele biraz zorludur vs. Fakat; nihai noktada “herkes öyle” “altyapım yok” “ezberim şöyle” “moda böyle” gibi kestirme bakışlar büyük bir sorun olacaktır. Özellikle de zamanımızda. Şunu farkedelim ki zamanımız Kuran’ın en ileri düzeyde anlaşılabileceği, buna imkanlar olan ve bunun gerektiği bir zaman. Kişi bilmiyordur, ama “öğrenmeyecek” diye bir şey yok, yanlış anlamıştır, “doğru anlamayacak” diye bir şey yok, bir an gaflete düşer, “orada kalacak” diye bir şey yok. Çünkü imtihan bu. Düşünelim ki, kalbinde zerre miktar iman olan cennete, zerre miktar kibir olan cehenneme gidiyor. Hadiste şöyle geçer: “Kalbinde hardal tanesi kadar iman olan hiçbir kimse cehenneme girmez; kalbinde hardal tanesi kadar tekebbür bulunan hiçbir kimse de cennete giremez.”(Müslim, İman, 147)

Buradaki kibir, Allah’a karşı kibirdir. Çünkü bir başka hadiste “la ilahe illellah diyen cennettedir” denilir, başka hadislerde “şirk koşmayan” diye geçer. Ayette şirk koşmanın bağışlanmayacağı, müşriklere cennetin haram olduğu belirtilir. (bknz Nisa 116, Maide 72) İşte bu nokta günümüzde “doğru anlama gelmeme” ile gayet alakalı görülüyor. Çünkü “niye gelinmediği” noktası, ya birilerinin görüşünü aşırı abartmayla, ya hevasını öne çıkarmayla, ya çıkarını gözetmeyle vs gayet alakalı. Bunlar ise hep şirk yolları.. O yüzden “akletme” meselesinin de imtihanın baş konularından olduğunu iyi farkedelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 0

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ