İSLAMA YANAŞMAYAN BATI ÜZERİNE-EVRENSELLİK VE YAHUDİLER. PSİKOLOJİK TARİH

İki tür evrensellik ‘milletlerüstülük’ öne çıkıyor insanlık tarihine baktığımızda. Birincisi batılılık, demokratlık diyebileceğimiz. Kısaca kapitalizme, hümanizme, liberalizme, açıkçası ise nefistperestliğe dayalı evrensellik. Bir de İslam’a dayalı evrensellik. Tabii bir de Katoliklik var. Katolik evrensel demekmiş üstelik, kelime anlamı yani. Enteresan.. Herşeyin dünyanın etrafında döndüğünü söylüyorlardı, hatırlayalım.

Ve gelelim; günümüzde batılı evrensellik sürekli reklamı yapılan altı çizilen bir şey. İslam’a dayalı evrensellik ise lafı edilmeyen, gösterilmeyen, üstünkörü batıya eklemlendirilmeye çalışılan bir şey olsa olsa. Hatta neredeyse bunu belirtmek bile yanlış bir şey olarak algılanır oldu. “Hop, nereye gidiyoruz..” Halbuki bütün bu batılı evrenselliğin ortaya çıkışı İslam bilim adamlarının kitaplarıyla başlamış sonra başka bir yola girmişti. Rönesans ve reform hareketlerinden bahsediyoruz. Ve bize göre tarihin doğal akışında acaip bir terslik söz konusu zaten tam da bu anlamda.

Dönelim; neden, evet, Rönesans ve Reform sonrası-sırası İslam’a yönelen değil de başka şeylere, ateistik, paganistik şeylere yönelen bir entellektüalite meydana geldi hakket. Eski Ahit, Eski Yunan vs. Üstelik tam da bu sıralarda Endülüs medeniyeti Katolik dikta tarafından kırılıp geçirilmişti. Katolikliğe karşı artık haklılığı ayan beyan ortaya çıkan bir İslam medeniyeti vardı. Başka bir güç yoktu zaten ortada. Anti-katolik zihne İslamı sempatik kılacak bu kadar şey varken nedendi acep bu uzak duruş. Bari şimdi soralım değil mi?…

Aslında gayet akıl dışı bir durum bu, sadece bir batı milliyetçiliğiyle açıklanabilir mi acaba. Doğu hep yabancı, öteki olduğu için mi böyle bir şey oldu?…

Hatta daha sonra komünizm ortaya çıkarken de bir İslam’a yöneliş söz konusu olmadı… Halbuki kapitalizme de çok güçlü eleştiriler var İslamda. Nedendi acaba bütün bunlar??.. Ya da neden bunları hiç aklımızdan bile geçirmedik diye mi sorsak. Belki de cevap oradadır, kimbilir.

Bütün bu süreçlerdeki terslik, batının doğuya hep ters bakışından mı kaynaklanıyor acaba sadece?.. Peki batı ve doğu nedir? Son zamanlarda da maneviyat boşluğu oldu gidip hinduizme budizme sığındılar mesela gayet rahatlıkla.

Açıkçası kanaatimiz bütün bu süreçlerde bir gücün özellikle bu süreçleri etkilediği yönlendirdiği yönünde. Batılı evrensellik hiç de böyle olmayabilirdi. Çok daha reel olabilirdi, şimdi çok sanal.

Örnek; en basit bir gerçek karşısında bile aman gerikafalı görünürüz diye düşüncelerini saklayabiliyorlar. Müthiş bir baskı sözkonusu..

Öte yandan… Tabloya dikkat..

Bu kadar kendini kandırma olur mu ya. Ama şöyle de ama böyle de.. Bu kadar doğruyu buldun gördün de o insan-tanrı saçmalığını nasıl görmüyorsun. Kimi kandırıyorsun???..

Peki nedir bu durum gerçekten. Düşündükçe aklımıza bir tek şey geliyor açıkçası, o da Yahudiler.

Yahudiler, Yahudilerin rolü vesaire.

Aslında bu hep söylenir ama bu çerçeve yine de biraz daha bir başka. Örnek, Martin Luther’in gizli bir Yahudi olduğu iddia edilir mesela. Protestanlığın kurucusu.. Ve yine Marx da bir Yahudidir. Komünizmin kurucusu..

Tabii bu arada soru şu, Luther çok güçlü antisemit söylemlerde bulunmuş Marx ise kapitalizme savaş açmasıyla görünüşte Yahudiliğe çok zıt çok aleyhlerine bir fikre imza atmıştır. Ama yine dikkat edilirse Luther, Eski Ahiti öne çıkararak uzun vadede Yahudi-Hristiyan yakınlaşmasını başlatmış oldu. Hatta işin başında bunu kendisi de dillendiriyordu. Sonra belki popülizm adına çarketti. Marx ise ‘din bir afyondur’ söylemiyle materyalist fikriyatıyla toplumları fesada uğrattı. Öte yandan ise kapitalizmi tarihin zorunlu bir aşaması ilan etti, dikkat. Yani herkes bu aşamaya gelmeli.

Sonuç olarak yani, bu iki hareket de pratikte insanları dünyaya, dünyacılığa götürecek şekilde formüle edilmiştiler, bütün o söylemlerin ötesinde. Ve işte tam da bu nokta, Yahudi dünya egemenliği fikriyatı bakımından elzem.

Ve özellikle de.. bunların yerine İslamın geleceği, gelebileceği düşünülüyorsa. Çünkü bir şeyin sırası gelmiş artık değişim kaçınılmaz olmuş.

Evet, dikkat edilirse mesele aslında hep ‘İslamdan uzak durma’ bu süreçlere baktığımızda. Başta belirtmiştik, en kritik, tam İslamın sırası gelince başka şeylere yönelme-yönlendirme işi. Ve nihayet; işte bu Yahudilerin asla pas geçmeyeceği bir şey.. Geldik en önemli sebebe şimdi.

O da gayet açık, çünkü Kuran’ın ve İslamın en önemli özelliklerinden birisi Yahudilerin maskesini düşürmesidir. Onlara karşı insanları çok uyanık kılması. Pek çok ayet vardır Yahudilerle ilgili. O yüzden çok büyük düşmanlıkları olmalı. Zaten bu Kuranda da belirtilir.

Andolsun, insanlar içinde, mü’minlere en şiddetli düşman olarak yahudileri ve müşrikleri bulursun. Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından en yakın olarak da: ‘Hristiyanlarız’ diyenleri bulursun. Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir. (Maide 82)

Ve tabii bu ayetler sadece teorik bir takım vurgular değil, Peygamberin önderliğindeki Medine İslam toplumunda tarihi olarak yaşanmış, tesbit edilmiş ve Yahudilerin o toplumdan kovulmalarıyla sonuçlanmıştır ki, İslamın kuruluşundaki bu tarihi tecrübe Yahudiler için de başka bir tür tecrübe olmuştur. “İslam’la başetmemiz mümkün değil!..”

Burada Yahudi inanışına da biraz değinelim, Yahudilik ırka dayalı bir dindir. Ve İsrailoğulları milletinden gelen kişiler ancak Yahudi olabilir. Öte yandan dünyanın heryerinde insanları olan bir yapı, hedefleri de o bakımdan yerel değil hep dünya çapında. Ahiret, öbür dünya inançları yok gibi bir şey ve üstün bir millet olduklarına inanıyorlar. Bunun sonucu olarak ise materyalist, maddi gücü elinde biriktiren, tefeci ve ticaretle uğraşan insanlar. Kapitalizmin önemli bir ayağının bankacılık olması tesadüf değil yani. İslamda ise faiz çok açık, net yasaktır mesela.

Tabii masonlar vesaire gibi yapılar sözkonusu. Eskiden beri medya, basın yayın, televizyon, sinema gibi alanlara hakimler. Yani entelektüel aleme.. Dahası bilim adamları, düşünürler vs. Organik, devamlılığı olan ve burası çok önemli ‘artniyetli’ bir yapı. Yani şu, diğer insanlara ne olduğu ya da ne olacağı onlar için hakikatte mühim değil. Tam tersine onlar açısından kullanılabilecek durumda olmaları mühim.

Ve şimdi batının ulaştığı ‘evrensellik’ denen şeye bir daha bakalım. Bu yapıya direnecek yönleri gittikçe törpülenmiş.. Hala yarı pagan bir din, İsa Tanrının oğlu. Hatta Tanrı.. Bilim ahlaktan soyutlanmış, sadece güce hizmet etmekte. Söylemler aşırı idealist, üst seviyede ama içi çoğu zaman boş, sanal. Ve İsrail diye bir haydut devlet var ve ona asla karşı çıkamayan bir Batı.

Andolsun ki “Allah, kesinlikle Meryem oğlu Mesih’tir” diyenler kafir olmuşlardır. Halbuki Mesih “Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah’a kulluk ediniz. Biliniz ki kim Allah’a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram kılar; artık onun yeri ateştir ve zalimler için yardımcılar yoktur” demişti.

Andolsun “Allah, üçün üçüncüsüdür” diyenler de kafir olmuşlardır. Halbuki bir tek Allah’dan başka hiçbir tanrı yoktur. Eğer diye geldiklerinden vazgeçmezlerse, içlerinden kafir olanlara acı bir azap isabet edecektir.

Hala Allah’a tevbe edip O’ndan bağışlanmayı dilemiyecekler mi? Allah çok yarlığayıcı, çok esirgeyicidir.

Meryem oğlu Mesih, yalnızca bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçti. Onun annesi dosdoğrudur, ikisi de yemek yerlerdi. Bir bak, onlara ayetleri nasıl açıklıyoruz? (Yine) bir bak, onlar ise nasıl da yüz çeviriyorlar?

De ki: ‘Size yarara da, zarara da güç yetirmeyen Allah’tan başka şeylere mi tapıyorsunuz? Oysa Allah, işitendir, bilendir.

Ey Kitap ehli! Haksız olarak dininizde taşkınlık etmeyin. Daha önce sapıtan, çoğunu saptıran ve doğru yoldan ayrılan bir milletin heveslerine uymayın” de (Maide 72-77)

Ve biraz da geleceğe bakalım.

Günümüzde bu defa postmodernizm dolayısıyla İslam’a yaklaşmak durumunda olan bir dünya söz konusu çünkü.

Bunu da elbette yönlendirmeye çalıştılar, çalışıyorlar. Ama dünya hızla küçüldü. Üstelik bu süreç pek çok yönden lehlerine gibi gözüküyor ve batı tipi evrenselliği bütün dünyaya yayma potansiyeline sahip. O yüzden de son zamanlarda İslamı batıya eklemlendirme çabaları had safhaya çıkmış durumda. Ama bir yandan da bütün bu çerçevede sırıtan bir İsrail var. Bakalım neler olacak.

…………………………………

NOTLAR

1-Eski Ahit Tevrattır. Katolikler de Eski Ahiti kabul eder, lakin belli bir yorum içerisinde. Mesela bazı kısımlarını önemsemezler. Yahudileri seçilmiş millet olarak lanse eden kısımları mesela. Çünkü onlara göre İsa Mesih’in katilleridir Yahudiler. Ama Protestanlık, geleneği ve dolayısıyla bu yorum, bakış olayını kaldırdığı için çıplak metin Yahudilere başka bir bakış üretmiştir.

2-Reform döneminde neden İslam’a hiç yöneliş olmadı sorusuna canlı bir örnek. Teslis inancını birazcık eleştiren Miguel Servet’in ceza olarak (Katolik-Protestan ortaklığıyla) yakılması. Ve aynı zamanda küçük kan dolaşımını bulan bu büyük şahsın bu derece unutturulması.

Bu kan dolaşımını buluş olayı ayrı bir enteresan zaten, bulan bir Müslüman, ondan sonra söyleyen Servet, ikisi de es geçiliyor ve dikkat.

“İSLAMA YANAŞMAYAN BATI ÜZERİNE-EVRENSELLİK VE YAHUDİLER. PSİKOLOJİK TARİH” için 3 yanıt

Bir cevap yazın

*
= 4 + 3