“İŞTE BUNUNLA SEVİNSİNLER” İFADESİ, YUNUS SURESİ 58. AYETİN TEFSİRİ

Yunus 58. ayette denilmiştir ki, “işte bununla sevinsinler” Burada belağat bakımından “sadece bununla sevinsinler” anlamı vardır. Sevinilecek şey ise Kuran’dır. Yine burada bir şeyler toplamayla değil bununla sevinilmesi gereği düşündürülüyor. O ise maddiyattır. Elbette “türlü edebiyat” da olabilir..

Öte yandan ayette şöyle deniliyor:
De ki: “Hak geldi, batıl yok oldu. Elbette batıl yok olmaya mahkumdur.”
Biz Kur’ân’dan, iman edenler için bir şifa ve acıma olan şeyler indiriyoruz. Zalimlerin de ancak zararını artırır. (İsra 81-82)

Razi tefsirinde şöyle geçer:
İbn Mes’ûd (r.a)’un şöyle dediği rivayet edilmiştir: “Hz. Peygamber (s.a.s), Fetih günü Mekke’ye girdiğinde Beytullah’ın etrafında 360 put vardı. O, elindeki değnek ile onlara dürtüyor, “Hak geldi, batıl zail oldu” diyor ve bunun üzerine o put yüz üstü düşüyordu.”

Yine şunu bilmeliyiz ki, bu ayetler Mekke Döneminde nazil oldu. “Neredeyse seni yurdundan çıkarmak için rahatsız edeceklerdi, o takdirde onlar da senin ardından pek az duracaklar” (İsra 76) “De ki: “Rabbim! Beni, gireceğim yere gönül rahatlığı ve huzur içinde girdir ve çıkacağım yerden de dürüstlükle ve selametle çıkmamı sağla. Bana katından yardım edici bir delil/kuvvet ver.” (İsra 80) denildikten sonra bu kısım geliyor surede. Dolayısıyla İslam’ın dünyada da bir galebesi söz konusu ve bu da bir ufuk. Fakat dünyaya iltifat edilmemesi de daha öncelikli bir durum. Burada böyle bir denge var denilebilir.

Hasılı, bilmeliyiz ki; Kuran’ın öbür dünyayı bildirmesi, bir tek ilahın olduğunu, O’nun bu dünyada görülmeyeceği, öbür dünyada görüleceğini, her şeyi işitip gördüğünü, türlü gaybi gerçekleri bildirmesi, herşeyi izah etmesi, son derece kanıtlı oluşu, yol göstermesi, içe sinişi, akıl sahipleri için her gün bayram edilecek kadar bulunmaz bir nimettir. Fakat dünyaya kapılanlar, yüzeysel hayatla aldananlar, işitmek istemeyecek vs ancak dünyadaki dengesizliğini, ahiretteki ziyanını arttıracaktır. Öte yandan, İslam’ın galebesi de her an oluşabilecek bir şey. Çünkü hakikattir.

……

Öte yandan Yunus Suresi’ndeki ayette “Allah’ın fazlıyla ve rahmetiyle sevinsinler” diye bir ifade var. Bu ifade “Ya üzerinizde Allah’ın fazlı olmasaydı ve rahmeti” şeklinde çeşitli ayetlerde geçiyor. Özellikle de Nur Suresi’nde.. Bir yanlışın affedilmesi sadedinde.. Yunus 58 tefsirlerinde kimisi “bunlar Kuran ve İslam’dır” demiştir, kimileri ise “Kuran ve kişinin onu kabul edenlerden olmasıdır” demiştir. Allah’ın fazlı ifadesinin bir tür seçilmişlik olduğu düşünülebilir genel çerçevede. Elbette bu belli bir vazife de aynı zamanda. Rahmeti ise acıması ya da manevi nurlara girdirmesidir denilebilir.

Şu ayetlerle iş daha netleşiyor:

Ey insanlar! Size Rabbinizden kesin bir delil geldi. Size apaçık bir nur indirdik.

Allah’a iman edenlere ve O’na sımsıkı sarılanlara gelince; Allah onları kendinden bir acıma ve fazl içine daldıracak ve onları dosdoğru bir yol ile kendine yöneltecektir. (Nisa 174-175)

Yani bu iş herkese açık, “seçilmişlik” derken bu vurgu da önemli.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 1

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ