KARANLIKLAR VE IŞIK İFADESİ, ENAM SURESİ 1. AYETİN TEFSİRİ

Ayette denilir ki; “Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve ışığı vareden Allah’adır. Sonra örtenler/inkar edenler, Rablerine eş tutuyorlar.”

Küfür kelimesi, nankörlük, örtme gibi anlamlara geliyor ve elbette inkar anlamına. Ayette inkar edenlerin Rablerine eş tuttuğu belirtiliyor. Bu eş koşma, çeşitli şeyler olabilir. Putlar, hevalar, hatta belki de tabiat. Çünkü tabiatın kendi kendisine oluşup geliştiği anlayışı da var. Beri yandan ise en çok görülen mesele “bir yaratıcının varlığını kabul ama başka şeyleri red”tir. Dolayısıyla burada ayetin başındaki vurgunun önemi ortaya çıkıyor; hamd. İşte bu hamd eksikliğinden bir şeylerin kaynaklandığı anlaşılıyor temelde.

Peki hamd nedir? Razi, ayetin tefsirinde der ki “Medh, hamd ve şükür farklıdır. Medh cansız varlığa da olur, hamd faile olur, şükür ise sadece kendine gelen nimete olur”

İkincisi nelere hamd edileceği mevzusu var. Elmalılı der ki; “Kur’ân’da beş sûrenin başında hamd geçmektedir. Birinci olarak Fâtiha’da “Hamd âlemlerin Rabb’i olan Allah’a mahsustur.” İkincisi bu sûrede “Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve nuru var eden Allah’a mahsustur.” Üçüncüsü Kehf sûresinde “Hamd, kuluna Kitab indiren Allah’a mahsustur”. Dördüncüsü Sebe sûresinde “Hamd, göklerde ve yerde bulunanların hepsi kendisinin olan Allah’a mahsustur”. Beşincisi Fâtır sûresinde “Hamd, gökleri ve yeri yaratan, melekleri elçiler yapan Allah’a mahsustur” buyurulmuştur ki hepsi Fâtiha’daki “hamd, âlemlerin Rabb’i olan Allah’a mahsustur.” hamdiyle âlemlerde ilâhî mülkiyetin çeşitleri ile açıklama ve izahıdır.” Burada dikkat edilirse kainat ve Kitab üzerinde durulmakta.

Ayrıca, Enam 1. ayette geçen karanlıklar ve nur ifadesi, Kuran’da sapkınlıklar ve hakikat anlamında da kullanılır. Kimi müfessirler “karanlıklar ve nur” ifadesinin Enam 1. ayette de bu anlamda olduğunu söylemiştir. Kimileri ise iki anlamın da olduğunu söyler. Bunu destekleyen bir ipucu da şudur ki; nur ifadesi, ceale fiili ile birlikte iki anlamda da kullanılmakta Kuran’da. (bknz Enam 122, Nuh 16) Yani hem “maddi nur yaptı”, hem “manevi nur kıldı” anlamı ceale fiiliyle ifade edilmekte. Bu ayette de ceale fiili kullanılmıştır. Dolayısıyla iki anlamın kastedildiği açık gibi… (bknz Menar Tefsiri) Zaten surelerin başında geçen “hamdedilecek şeyler”e bakıldığında orada da bunu görüyoruz. Bir de şunu farketmeliyiz ki gökler ifadesi de yedi gök dolayısıyla sadece maddi gökler olmasa gerek. Hasılı burada Kitab’ın önemi artıyor.

Bir de günümüz açısından düşünüldüğünde bütün bu çerçevede en mühim konu şu gözüküyor ki, böylesine yaratılışın başından bahsedilirken hakikat anlamına da gelebilecek şekilde nur ve sapkınlık anlamına gelebilecek şekilde karanlıklar kelimesi kullanılmış. Günümüzde salt maddeden hakikate ulaşma gayretleri olduğu için bu incelik kritik. Çünkü böyle böyle adeta yaratılışın ilk anını çıkaracak bir düzeye geliniyor, fakat ne hamde geliniyor ne bu ilim insanlığı ihya ediyor. Çünkü sonsuz derecedeki zamanlar, uzun sebeplilikler zinciri, tesadüflük algısı oluşturuyor, gaybtan uzaklaştırıyor, maddi sebepliliği mutlaklaştırıyor. Ve çünkü maddenin ve formüllerin peşine düşenler hakikatin değil gücü elde etmenin peşine düşecekler.. Burada; Yaratan’ın, Kitabı en baştan nur ettiğini görürsek ona göre de bir karanlıklar kurduğunu düşünmelidir. Bu, elbette “kainat bambaşka bir gerçekliktir, Kitab bambaşka bir gerçekliktir” anlamına gelmiyor fakat asıl aydınlatıcı Kitab’tır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 8

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ