KESEBE VE İKTESEBE İFADESİ, BAKARA SURESİ 286. AYETİN TEFSİRİ

Bakara 286’da “kazandığı (kesebet) onadır, kazandığı (iktesebet) aleyhindedir” denilir.

Ayette geçen, kesebe ve iktesebe ifadeleri, aynı anlamda kullanılabildiği gibi farkları da vardır. Elmalılı bunlara dikkat çeker ve der ki; Rağıb El İsfehanî “Kesib hem kendisi, hem başkası için kazanıp aldığına, iktisab ise sırf kendisi için istifade ettiğine denilir. Bundan dolayı her kesib iktisab değildir, fakat her iktisab kesibdir.” demiş. Bunun için iktisab şehvet ile, kesb ise hikmet ile ilgili olur.

Zemahşeri de iktesebe’nin “istekle yapma” anlamı üzerinde durur ve “nefsin istekleri büyük bir istekle yapıldığından böyle denilmiş olabilir” der.

Beri yandan, denilebilir ki; günümüzde bu işin iki vechesi çok dikkat çekiyor. Birincisi; hevai şeylerin artışı, ikincisi ise genele hitaptaki, genelin imanının artması gibi konulardaki gevşeklik. Çünkü hakikatin delilleri meselesine ve bunların yayılmasına iyi yönelinmiyor. Yine bu paralelde; genel alanı gayet negatif ve sürükleyici. Denilebilir ki; çünkü biraz da bunlara terkedildiğinden böyle. Çünkü insanlığa tebliğ boyutları gevşek geldi işin ve şimdi büyük bir gayret istiyor. Yine denilebilir ki, motivasyon az. Onun için şunu iyi farkedelim, bu ayetin bu işi deşen bir potansiyeli gayet var.

Beri yandan Ahzab Suresi 72, 73. ayetler şöyle:

Biz emaneti göklere, yere ve dağlara arz ettik, onlar, onu yüklenmeye yanaşmadılar, ondan korktular da onu insan yüklendi. O gerçekten çok zalim ve çok cahildir.

Böylece Allah münafık erkeklerle münafık kadınlara, müşrik erkeklerle müşrik kadınlara azab edecek, mümin erkeklerle mümin kadınların da tevbelerini kabul edecektir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. (Ahzab 72-73)

Buna göre insan çok büyük bir yük yüklenmiştir. Peki o nedir? Buna tevhid de denilebilir, dosdoğru olmak da denilebilir, yakin de denilebilir, dünyanın ıslahı da denilebilir, Kitab da denilebilir. Bütün bunlar ise aslında aynı şeyin farklı isimleri gibidir. Buna dikkat..

Saniyen; peki bu, insanın taşıyamayacağı bir yükse “her kişiyi gücü ölçüsünde sorumlu tutar” nedir? Elcevab; insan fıtratı gereği bu yükü yüklenmiştir, dolayısıyla bu yükü taşımak fıtratına iyi gelir. Düşünelim, insan doğru inandığını, gerçeği gördüğünü, doğru hareket ettiğini düşünür, görürse mutlu olur. İşin zorluğu ayrı, fakat insanın normal tabiatı buna uygundur. Öbür türlüsü zorlamadır. Mesele ise işi başka tarafa çekenlerin çokluğu. Hasılı; işte bu yükü taşımaya çalışmalı, lakin gerçekleştirmesine gelince “gücü ölçüsünde” noktasını düşünmelidir.

 

KONU HAKKINDA “ÖZETLEYİCİ” BİR VİDEO

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 9

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ