KİTAB VE TASDİK ÜZERİNE

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Kitab ve tasdik adlı bir program var. Aslında bizim de gayet üzerinde durduğumuz Tevrat ve İncil meseleleri üzerinde duruyor ve takdir edilesi bir çaba velakin tasdik kısmı biraz fazla gibi programda.. Böyle bir eleştirimiz olsun. Şimdi bunun son bölümü hakkında bazı izahlarımız olacak. Program şöyle:

Programda çok iddialı bir şekilde dillendirilen ve gayet akılda kalıcı bir kısım olan, Yeşaya 40:6 daki “Bir ses ikra diyor” meselesi hakkında bazı kritik açıklamalar yapmak istiyoruz. Bir defa karae fiili İbranicede çağırmak, ilan etmek, okumak gibi anlamlara geliyor. Her yerde okumak anlamında değil, yani.. İkincisi; Tevrat metinlerinde en ziyade gizlenen şey ahirettir. Elbette Muhammed (as) da gizlenmeye çalışılır. Velakin buradaki pasaj ahiretle ilgili gayet. Şöyledir:

“Avutun halkımı” diyor Tanrınız, “Avutun! Yeruşalim halkına dokunaklı sözler söyleyin. Angaryanın bittiğini, Suçlarının cezasını ödediklerini, Günahlarının cezasını RAB’bin elinden İki katıyla aldıklarını ilan edin.

Şöyle haykırıyor bir ses: “Çölde RAB’bin yolunu hazırlayın, Bozkırda Tanrımız için düz bir yol açın. Her vadi yükseltilecek, Her dağ, her tepe alçaltılacak. Böylelikle engebeler düzleştirilecek, Sarp yerler ovaya dönüştürülecek.

O zaman RAB’bin yüceliği görünecek, Bütün insanlar hep birlikte onu görecek. Çünkü bu sözler RAB’bin ağzından çıktı.”

Ses, “İlan et” diyor. “Neyi ilan edeyim?” diye soruyorum. “İnsan soyu ot gibidir, Bütün vefası kır çiçeği gibidir. RAB’bin soluğu esince üzerlerine, Ot kurur, çiçek solar. Gerçekten de halk ot gibidir. Ot kurur, çiçek solar, Ama Tanrımız’ın sözü sonsuza dek durur. [Yeşaya 40: 1-8]

Dikkat edilirse metinde yerin dümdüz olacağından ve o zaman Rabbin görüleceğinden bahsediyor. Kuran’da şöyle geçer:

Ve o gün dağları yerinden sökeriz ve görürsün ki yeryüzü dümdüz olmuş ve onları diriltiriz, haşrederiz, hiçbir tanesini bırakmayız. [Kehf 47]

“Orada hiçbir çukur, hiçbir tümsek göremeyeceksin.” [Taha 107]

İnsanların toplanıp mahşer yerine geleceği zaten geçmektedir.

Öte yandan, Kamer 6 ve 7. ayet şöyledir:

Onlardan yüz çevir. Çağrıcının görülmemiş bir şeye çağıracağı o gün..

Gözleri yerde, kabirlerden çıkarlar, sanki onlar yayılan çekirgelerdir. [Kamer 6-7]

Buradaki “çağırıcının görülmemiş bir şeye çağıracağı” ifadesi tam da yerin dümdüz edilmesinden sonra olacağından “çağır, neye çağırayım” konuşmasına gayet uymakta.

Peşine ise insanların ot gibi olmasından gayet bahsediyor Tanah’ta. Kuran’da yeniden dirilişe tabiat gayet örnek gösterilir. Mesela şöyle denilir:

Rüzgarları gönderip de bulutu harekete geçiren Allah’tır. Biz onu ölü bir bölgeye göndeririz de ölümünden sonra toprağa onunla hayat veririz. Ölülerin yeniden dirilmesi de böyle olacaktır. [Fatır 9]

Şimdi metne dönersek, herşeyin yerli yerine oturduğunu göreceğiz. Bu çerçevede denilebilir ki; söz konusu metinde bazı vurgular hafif saptırılmış ve iş sanki bu dünyada olacak bir şeye benzetilmiştir. Hasıl, biz de sırf ikra kısmına takılıp bir anlamda aynı boyuta geçersek, biz de bu amaca hizmet etmiş gibi oluruz. İkincisi; Kuran’ın Tevrat’ı içericiliği ve düzelticiliği, Muhammed (as)’a işaret etmesi kadar mühimdir ve burada bu dediğimiz nokta daha açık. O zaman burada bunun üzerinde durulmalı.

Bir de dikkat çeken Yeşaya 40: 22’de şöyle denilmekte: Yerin kubbesinin üzerinde oturan odur, yeryüzünde oturanlar ise çekirgeler gibidir. Gökleri perde gibi geren, oturmak için çadır gibi kuran O’dur. 

Bu kısım da Kamer suresindeki ahiret sahnesine, kafirlerin çekirgeler gibi gelmesi sahnesine benzemektedir. Lakin Tanah’ta normal durum şeklinde anlatılmakta bu. İkincisi; yerin kubbesi derken hug diye nadirattan bir kelime kullanılmakta. Bu, biraz Arapça’daki hac olarak da okunabilecek bir kelime, İbranice hac, hagag‘dır. Ki mahşer yeri de orası olacak muhtemelen.. Hem üstte geçen metin de buna dair..

Görüldüğü gibi gayet incelikler sözkonusu ahiret noktasına odaklanırsak..

Bir cevap yazın

*
= 3 + 1