KURAN’DA DİŞİ ÖRÜMCEK, BAL ARISI VE KARINCA

Arapça’daki fiil ve kelimelerde erillik dişillik vardır. Bu çerçevede; bal arısı ve örümcekle ilgili ayetlerde bu hayvanlara ilişkin dişil kelimelerin kullanıldığı dikkat çekiyor. Öte yandan bilimsel araştırmalar sonucu şu çıkmıştır ki sözkonusu ayetlerde bahsedilen işleri yapan hayvanlar dişidir. Hatta buna karınca ve sivrisineği de ilave edebiliriz. Lakin bu arı ve örümcek örneğinde yapılan işler bizzat belirtildiği için altı çizilmeli.

Mevzunun iyice anlaşılması açısından mesela Razi, Nahl Suresi tefsirinde şöyle der: Bazı kimseler “nahl”in, hem müzekker, hem müennes olan bir kelime olduğunu söylemişlerdir. Bu kelime Hicazlılara göre müennestir. İşte bundan ötürü, Allah Teâlâ onu ayette müennes saymıştır. (Razi Tefsiri)

Dikkat edilirse hiç arının müennesliği düşünülmüyor o zamanlar. Sadece luğavi bir iş olarak görülüyor.

Öte yandan; Zemahşeri, nahl kelimesini müzekker görür, müennesliğin manadan olduğunu söyler. (bknz Keşşaf Tefsiri) Fakat balı dişi arının yaptığı gibi iddialarda bulunmaz. Gayet müphem bir tesbit olarak geçilir bu nokta.

İşi pekiştirmek açısından karınca mevzusunu da ele alalım. Mevzu şu:

 

Burada evveliyetle şu konuyu biraz açma gereği var. Bilmeliyiz ki; Kuran’da bilimsel gerçekler biraz örtüktür ama nihayetinde nettir. Bunlardan çok enteresan olanlarından bir tanesi de adeta masalımsı bir konu işlenirken büyük bir bilimsel gerçeğe işaret edilmesi. Karınca kolonisini kraliçe karıncanın yönetmesi mevzusu..

Yine şunu bilmeliyiz ki ayette gayet incelikle dişi karıncadan bahsediliyor. Mesela Keşşaf Tefsiri’nde şöyle geçer:

Katâde’nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: O, birgün Kûfe’ye gelmiş ve etrafına insanlar toplanmış. Bunun üzerine o, “İstediğinizi sorun” demiş. Ebu Hanife (r.h) de o zaman henüz bir delikanlı olarak onların arasında imiş ve “Süleyman (a.s)’ın karıncasının erkek mi dişi mi olduğunu sorun” demiş. İnsanlar, Katâde’ye bunu sorunca o cevap verememiş. Ebu Hanife (r.h), o karıncanın dişi olduğunu söylemiş. Ebu Hanife’ye “Nereden biliyorsun?” denildiğinde, “Allah’ın kitabından… Çünkü Allah, kitabı Kur’ân’da KALET NEMLETÜN demiştir. Eğer o karınca erkek olsaydı, KALE NEMLETÜN derdi” cevabını verimiştir. Bu böyledir. Çünkü “nemletün” kelimesi, müzekker ve müennesi aynı olma bakımından “hamâme” (güvercin), “şât” (koyun) kelimeleri gibidir. Binâenaleyh bunlardan dişisi erkeğinden verilen sıfat ile (mesela erkek güvercin) veya HUVE HİYE gibi zamirler kullanılarak ayırdedilirler. (Keşşaf Tefsiri)

Yani örtülü bir vurgu, örtülü bir gerçek. Lakin çıkınca da tam isabet..

Saniyen; şunun da farkında olunmalı ki; surenin devamında Sebe Kraliçesi ve Süleyman’ın ordusunun onun memleketini çiğneyebileceği konusu geçiyor. Yani karınca vadisindeki duruma gayet benzer bir durum. Sonra iş düzeliyor. Bu noktalar işi gayet netleştiriyor.

 

Konu hakkında bir video:

KURAN’DA DİŞİ ÖRÜMCEK, BAL ARISI VE KARINCA

Facebook Hesabımız Youtube Hesabımız