KURAN’IN ANLAŞILMASI: AKILCILIK RİVAYETÇİLİK MESELESİ

Çok acıyan Pek acıyan Allah’ın adıyla..

Kuran’ı hemen yorumlama işleri eleştiriliyor, buna bir ölçüde katılıyoruz, lakin mesele rivayetçilikse buna da katılmıyoruz. Çünkü söylem değil ama verilen örnekler ona çıkıyor zaman zaman. Şöyle ki:

Videoda diyor ki, Maturidi demiş ki; ayetten anlaşılan “nefsinizi öldürün” anlamıdır, çünkü önce “tövbe edin” diyor. Lakin sırf rivayetler öyle değil diye Maturidi öyle tefsir etmemiş ve bu övülüyor.

Fatiha ve Zehraveyn’in önsözünde belirttiğimiz üzere Kuran’ın Tevrat’ı ve İncil’i düzelticiliğine normalde çok güzel bir örnek, videoda geçen İsrailoğullarına “kendinizi öldürün” denilmesi mevzusu. Ama durum vaziyet bu.

Şimdi bu sahne Tevrat’ta nasıl geçiyor, ona bakalım.

MISIRDAN ÇIKIŞ-BÖLÜM 32

1 Halk Musa’nın dağdan inmediğini, geciktiğini görünce, Harun’un çevresine toplandı. Ona, “Kalk, bize öncülük edecek bir ilah yap” dediler, “Bizi Mısır’dan çıkaran adama, Musa’ya ne oldu bilmiyoruz!”

2 Harun, “Karılarınızın, oğullarınızın, kızlarınızın kulağındaki altın küpeleri çıkarıp bana getirin” dedi.

3 Herkes kulağındaki küpeyi çıkarıp Harun’a getirdi.

4 Harun altınları topladı, oymacı aletiyle buzağı biçiminde dökme bir put yaptı. Halk, “Ey İsrailliler, sizi Mısır’dan çıkaran Tanrınız budur!” dedi.

5 Harun bunu görünce, buzağının önünde bir sunak yaptı ve, “Yarın RAB’bin onuruna bayram olacak” diye ilan etti.

6 Ertesi gün halk erkenden kalkıp yakmalık sunular sundu, esenlik sunuları getirdi. Sonra oturup yediler, içtiler, kalkıp alem yaptılar.

7 RAB Musa’ya, “Aşağı in” dedi, “Mısır’dan çıkardığın halkın baştan çıktı.

8 Buyurduğum yoldan hemen saptılar. Kendilerine dökme bir buzağı yaparak önünde tapındılar, kurban kestiler. ‘Ey İsrailliler, sizi Mısır’dan çıkaran ilahınız budur!’ dediler.”

9 RAB Musa’ya, “Bu halkın ne inatçı olduğunu biliyorum” dedi,

10 “Şimdi bana engel olma, bırak öfkem alevlensin, onları yok edeyim. Sonra seni büyük bir ulus yapacağım.”

11 Musa Tanrısı RAB’be yalvardı: “Ya RAB, niçin kendi halkına karşı öfken alevlensin? Onları Mısır’dan büyük kudretinle, güçlü elinle çıkardın.

12 Neden Mısırlılar, ‘Tanrı kötü amaçla, dağlarda öldürmek, yeryüzünden silmek için onları Mısır’dan çıkardı’ desinler? Öfkelenme, vazgeç halkına yapacağın kötülükten.

13 Kulların İbrahim’i, İshak’ı, İsrail’i anımsa. Onlara kendi üzerine ant içtin, ‘Soyunuzu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım. Söz verdiğim bu ülkenin tümünü soyunuza vereceğim. Sonsuza dek onlara miras olacak’ dedin.”

14 Böylece RAB halkına yapacağını söylediği kötülükten vazgeçti.

15 Musa döndü, elinde antlaşma koşulları yazılı iki taş levhayla dağdan indi. Levhaların ön ve arka iki yüzü de yazılıydı.

16 Onları Tanrı yapmıştı, üzerlerindeki oyma yazılar O’nun yazısıydı.

17 Yeşu, bağrışan halkın sesini duyunca, Musa’ya, “Ordugahtan savaş sesi geliyor!” dedi.

18 Musa şöyle yanıtladı:

“Ne yenenlerin,

Ne de yenilenlerin sesidir bu;

Ezgiler duyuyorum ben.”

19 Musa ordugaha yaklaşınca, buzağıyı ve oynayan insanları gördü; çok öfkelendi. Elindeki taş levhaları fırlatıp dağın eteğinde parçaladı.

20 Yaptıkları buzağıyı alıp yaktı, toz haline gelinceye dek ezdi, sonra suya serperek İsrailliler’e içirdi.

21 Harun’a, “Bu halk sana ne yaptı ki, onları bu korkunç günaha sürükledin?” dedi.

22 Harun, “Öfkelenme, efendim!” diye karşılık verdi, “Bilirsin, halk kötülüğe eğilimlidir.

23 Bana, ‘Bize öncülük edecek bir ilah yap. Bizi Mısır’dan çıkaran adama, Musa’ya ne oldu bilmiyoruz’ dediler.

24 Ben de, ‘Kimde altın varsa çıkarsın’ dedim. Altınlarını bana verdiler. Ateşe atınca, bu buzağı ortaya çıktı!”

25 Musa halkın başıboş hale geldiğini gördü. Çünkü Harun onları dizginlememiş, düşmanlarına alay konusu olmalarına neden olmuştu.

26 Musa ordugahın girişinde durdu, “RAB’den yana olanlar yanıma gelsin!” dedi. Bütün Levililer çevresine toplandı.

27 Musa şöyle dedi: “İsrail’in Tanrısı RAB diyor ki: ‘Herkes kılıcını kuşansın. Ordugahta kapı kapı dolaşarak kardeşini, komşusunu, yakınını öldürsün.'”

28 Levililer Musa’nın buyruğunu yerine getirdiler. O gün halktan üç bine yakın adam öldürüldü.

29 Musa, “Bugün kendinizi RAB’be adamış oldunuz” dedi, “Herkes öz oğluna, öz kardeşine düşman kesildiği için bugün RAB sizi kutsadı.”

30 Ertesi gün halka, “Korkunç bir günah işlediniz” dedi, “Şimdi RAB’bin huzuruna çıkacağım. Belki günahınızı bağışlatabilirim.”

31 Sonra RAB’be dönerek, “Çok yazık, bu halk korkunç bir günah işledi” dedi, “Kendilerine altın put yaptılar.

32 Lütfen günahlarını bağışla, yoksa yazdığın kitaptan adımı sil.”

33 RAB, “Kim bana karşı günah işlediyse onun adını sileceğim” diye karşılık verdi,

34 “Şimdi git, halkı sana söylediğim yere götür. Meleğim sana öncülük edecek. Ama zamanı gelince günahlarından ötürü onları cezalandıracağım.”

35 RAB halkı cezalandırdı. Çünkü Harun’a buzağı yaptırmışlardı.

………………………………..

Dikkat edilirse bu anlatımda buzağıyı Harun (as) yapıyor, Kuran’ın düzelttiği bir noktadır bu. İkincisi; Kuran’a göre “tövbe edin ve kendinizi öldürün” diyor Musa (as), Tevrat’ta ise tövbe mefhumu yok, iş bir disiplin meselesi olarak böyle oluyor.

Ve rivayetlerde işte Tevrat’taki bu anlatım İslamize edilmiş ve disiplin meselesi, tövbe meselesi yapılmış olarak gözüküyor. Buzağıya tapmayanlar tapanları öldürdü, onlar da dikilip durdular ya da karışık bir birbirini öldürme işi oldu ve bu tövbe sayıldı şeklinde rivayetler var. (bknz Taberi)

Ayrıca bir başka anlatımda şöyle denilir Kuran’da:

Buzağıyı (ilah olarak) edinenler Rabblerinin gazabına ve dünya hayatında bir zillete uğrayacaklardır. İşte iftiracıları böyle cezalandırırız.

Kötü işler yaptıktan sonra tövbe eden ve inananlara gelince: Şüphe yok ki Rabbin, bundan sonra çok bağışlayıcıdır, rahimdir. [Araf 152-153]

Sözkonusu “nefsinizi öldürün” konusu ise öncesiyle birlikte şöyledir:

Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise O’nun yokluğunda buzağıyı (ilah) edinerek zalimlerden olmuştunuz.

Bundan sonra gene sizi affettik, şükredesiniz diye.

Ve hidayete erersiniz diye Musa’ya Kitab’ı ve Furkan’ı verdik.

Hani Musa, kavmine, siz buzağıyı (ilah) edinmekle gerçekten nefislerinize zulmettiniz; yaratıcınıza tövbe edin ve nefislerinizi öldürün. Bu, yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır demişti. Böylece tövbenizi kabul etmişti. Şüphe yok ki o, tövbeleri kabul edendir rahimdir. [Bakara 51-54]

Dikkat edilirse ilk kısımda “tövbe edenler ve inananlar” diyor, ikinci kısımda ise “tövbe edin ve nefislerinizi öldürün” diyor Musa (as). Burada iman etme ifadesini hangisi karşılar; birbirini öldürmek mi, nefsi öldürmek mi?.. Beri yandan, ayetlerde bunca affettik, Rahim’dir, bağışlayıcıdır, şükredesiniz diye vurguları var.. Dolayısıyla bu işte bir ehvenlik olmalı.

Üçüncüsü; şöyle bir ayet vardır Medine dönemi münafıklarıyla ilgili..

Hayır! Rabbine andolsun ki iş bildikleri gibi değil, onlar aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olamazlar.

Eğer biz onlara: “Kendinizi/Birbirinizi öldürün veya yurtlarınızdan çıkın.” diye yazmış olsaydık içlerinden pek azı hariç bunu yapamazlardı. Fakat kendilerine verilen öğütleri tutsalardı, elbette haklarında hem daha hayırlı, hem de daha sağlam olurdu. [Nisa 65-66]

Dikkat edilirse ayette “kendinizi öldürün” emrinin yapılabilmesinin büyük bir iş olduğu ve Allah’ın bunu öyle herkesten istemeyeceği vurgulanıyor. Peki nasıl oluyor da Kuran’da onca eleştirilen İsrailoğulları bunu yapmış oluyor ve bu büyük iş hiç vurgulanmıyor ayetlerde (!) Tam tersine İsrailoğullarının yaşamaya düşkünlükleri vurgulanıyor.

Denilebilir ki, “yurtlarından çıkma” işini yapmışlar, bunu niye yapmasınlar?! Lakin, o esaret altından kurtulmaktı, gerçek bir yurdundan çıkış değildi.

Fakat burada gayet incelikler olması ve görünüşte Kuran’ın olabildiğince Tevrat’ı onaylama doğrultusunda olduğunun düşünülmesinden dolayı “birbirlerini öldürdüler” şeklinde tefsir edilmiştir ayet büyük çoğunlukla.

Aslında bize göre burada biraz da idealizm sözkonusu gibi. Mesela Yahudilerin kabul ettiği gibi İshak (as)’ı kurban edilen oğul kabul etme, bu ayetteki gibi İsrailoğullarının Allah için birbirlerini öldürdüğünü kabul etme türünde ilk bakışta baskın durumdaki Müslüman Arapların kabul etmek istemeyeceği şeyler var özellikle ilk dönem tefsirlerinde. Ve işte bu kabul etmek istemeyeceği şeyler noktası kabulden kaçıracağına kabule sevketmiş gözüküyor ki bu idealizm psikolojisidir.

Elbette en doğrusunu Allah bilir.

……………………………………………..

NOT: Bu konuda Maturidi’nin tefsirine baktım. Maturidi, “önceki alimler icma etmeseydi kelimeyi gerçek anlamında düşünmezdik” diye başlıyor. Ama bunu videoda geçtiği gibi  “düşünmeliyiz” anlamında kullanmıyor, hatta başka çeşit düşünüyor.

Bir cevap yazın

*
= 3 + 4