KURAN’IN MAHLUK OLUP OLMADIĞI VE KADER MESELESİ

Bilindiği gibi mutezilenin bir görüşü vardır, insan kendi fiillerini belirler ve sorumludur. Böylelikle de kaderi kabul etmez mutezile. Öte yandan Kuran’ın mahluk olduğunu iddia etmiştir bu mezhep, bir dönem iktidara gelmiş ve sonra da alimlere bu görüşü icbar etmiştir. Hatta Ahmet b. Hanbel ve pek çok alim bu yüzden hapsedilmiş, zulme uğramıştır.

Peki bu iki şey arasındaki bağlantı nedir? Kuran mahluk mudur değil midir ile kader mevzusu yani.

Bilindiği gibi vahiy Alak Suresi ile (96. Sure 1-5. Ayetler) inmeye başlamış ve 23 yıl boyunca –olaylarla da paralel bir şekilde- inmiştir. Yani baştan sona doğru kitabi sırasıyla inmemiştir. Daha sonra ise ayetler bugünki sırasına konulmuştur yine vahiyle.

Burada çok belli bir özellik var ki o da şu, nasıl bir Kitab en baştan yazılmaya başlanmaz ve böyle karmaşık bir şekilde iner. Bu şu demektir değil mi, bu Kitab baştan sona kadar belliydi, o anda inmedi aslında. Peki “olaylara göre iniyor gibi görünüyorsa” ne denilebilir? O olaylar da önceden belliydi anlamına gelir değil mi?

O halde Kuran mahluk değildir. Ve kader vardır.

Peki “mahluktur” ne demektir o zaman? Ayetler o anda, olaylara göre indi. Yani ayetleri insanlar belirledi, yönlendirdi bir nevi. Ve o dönemdeki insanlar.. Başka şeyler yapsalardı başka ayetler gelecekti yani. Ve kader de yoktur nihayet.

Ama burada sorun şu, o zaman iniş sırasına göre gitmeliydi.

Şimdi tekrar soralım, ayetler neden bugünki kitabi sırasıyla inmedi?

………..

NOT1: Günümüzde ise bazıları nüzul sırasıyla bazıları da kaderle meşgul.

NOT2: “Kuran mahluk mudur” meselesi, görünüşte Allah’ın sıfatları hususunda kelami bir tartışma olabilir. Ama pratikte kastedilenin belirttiğimiz şeyler olduğu açıktır.

Bir cevap yazın

*
= 4 + 1