KURAN’IN TEVRAT’I DÜZELTİCİLİĞİNDE ÇOK GERİ KALINIRSA 1

Kuran’ın Tevrat ve İncil’i düzelticiliği meselesinde pek çok boyutlar var. Bir de bundan çok geri kalınırsa neler olabileceğine dair bazı örnekler verelim. Çünkü malum ki, çağımız bilgi çağı ve insan her türlü teoriyle karşılaşabilir çağımızda. Ve biraz da söze önce giren, yürür, gider, haklı gözükür, biraz böyledir hayat. Şimdi bu çerçevede pek çoğusu için hiç akla gelmedik bir kaç konuyu belirtelim.

Birincisi; mesela Kuran’da altın buzağıyı Samiri’nin yaptığı geçer. Bizim gözden kaçırdığımız nokta ise Tevrat’ta altın buzağıyı Harun’un yaptığı geçer. Velakin bizim tefsirlerde bu konu belirtilmemiştir de belirtilmemiştir. Tee vefatı miladi 1480’de olan Bikai’nin tefsirinde geçiyor ilk, düşünelim. O da acaip üstü kapalı şekilde. Öyle ki müellif Tevrat’tan alıntı yaparken tam buraya gelince afallıyor ve Harun (as)’a iftira edildiğini söylüyor ve geçiyor. İftiranın ne olduğunu bile açıkça söylemiyor. İşte böyle bir serencamı var mevzunun. Ve yakın zamanlarda deniliyor ki; “Kuran Samirilerle Samiri’yi karıştırmış” Şöyle ki; İsrailoğulları tarihinde başkenti Samiriye olan ve buzağıya tapılan Kuzey İsrail krallığı var, Bunların sonraki devamına da Samiriler deniliyor. Onlar buzağıya tapmıyor ama o bölgede olduklarından isimleri bu şekilde. Hasılı kelime benzerliğinden ve Tevrat’ta Samiri diye bir şey böyle geçtiğinden “Kuran karıştırdı” diyorlar. Bir de en önemlisi, biz, Tevrat’ta altın buzağıyı Harun (as)’ın yaptığı söyleniyor, halbuki Samiri yapmıştır, nitekim tarihte de buzağıya tapan bu krallık neden başkentine Samiriyye demiştir diye vurgulamayınca böyle oluyor. Gerçi şimdi de söylersiniz ama etkisi ona göre olur. Söylene söylene gelseydi ona göre olurdu.

Saniyen; mesela Tevrat’ta, firavunun iman eden karısı, firavunun sarayındaki mümin kişi ve Haman geçmiyor Musa kıssasında. Daha da ilginci bir bayram günü iman edip öldürülen sihirbazlar geçmiyor. Sihirbazlar var, fakat başka şekilde işleniyor mevzu. Velakin tee bin sene sonraki İran sarayında geçiyor bunlar. Ester Kitabı adlı kitapta kralın eşi gizli yahudi ve sarayda bir de yahudi kimse var. Haman ise kralın veziri ve bütün yahudilerin belli bir günde öldürülmesi mevzubahis oluyor, lakin sonra işler tersine dönüyor ve o gün yahudilerin bayramı oluyor. Hikayede Musa kısasında geçmeyen şeyler bir araya toplanmış, biraz farklı şekilde gelişse de iş karakterler buraya transfer edilmiş, belli. Fakat işte biz tefsirlerde buna dair hiçbir şey demiyoruz ve şimdi birileri çıkıp “Haman bin sene sonraki bir kıssada geçiyor, Kuran karıştırmış” diyor.

Üçüncüsü; diyorlar ki, üçyüz kişinin su içmediği su imtihanı Gideon zamanındaydı, Kuran bunu Saul (Talut) zamanında işliyor, karıştırmış. Gerçekten de Tanah’ta böyledir. Fakat bizim önceki tefsirlerde bu hiç belirtilmeden gelmiştir ve Talut (Saul) de kötüleşen biri olarak işlenmiştir. Çünkü Tanah’ta Saul kötüleşen birisi.. Şimdi onlar böyle deyince ise cevap vermekte çok zorlanılmış, “aynı şey bir kaç defa olabilir” ya da “Tanah’ta işin yerini karıştırmışlardır” gibi cevaplar verilmiştir (bknz Menar Tefsiri, Tefhimul Kuran) Halbuki Kuran’ın düzeltciliği ve Saul’ün Tanah metinlerinde küçültülmeye çalışıldığı çeşitli örneklerle söylenseydi iş yerine otururdu.

Hasılı bilelim ki, bu tarz konular var ve bunlar söylendiği zaman bir etki eder. Çünkü başta belirttiğimiz gibi sözü ilk söyleyen, bir işi bilirlik, doğruluk gibi bir izlenim kazanıyor. Veyahut karşıdaki kişi, işin bu vechelerine çok uzak olursa etkili olabilir bu sözler. İşin bu boyutlarına da dikkat edilmelidir artık vesselam. Yani Kuran düzeltiyorsa bir şeyi, önceden biz bulup söylemeliyiz. Sıkışınca değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 4 + 0

FACEBOOK HESABIMIZ
YOUTUBE HESABIMIZ