LUT KAVMİNE NE YAĞDI?

Kuran’da pek çok ayette Lut kavmine siccilden taş (çamurdan pişirilmiş), çamurdan taş, Allah katında işaretlenmiş taşlar (bknz Hud 82-83, Hicr 74, Zariyat 33-34) yağdırıldığı geçer. Bu Fil Suresindeki ebabil kuşlarının attığı şeyle aynı gibi.

Beri yandan bir ayette bunu yağdıranın hasıb, yani “taş atan” anlamına gelen rüzgar olduğu geçiyor. (bknz Kamer 34) Bu kelime, “çakıl taşları atan” anlamında bir kelime ve hamsin denilen, kumları kaldıran ve taşıyan rüzgar için düşünülüyor. Lakin normalde bu rüzgarın büyük bir azap niteliği yok, halbuki başka bir ayette “üzerinize bir hasıb göndermeyeceğinden emin mi oldunuz?” (Mülk 17) denilmekte. O halde, hasıb, bu siccil denilen özel taşları atan rüzgarın özel bir adı olabilir. O hamsin rüzgarı değil yani sadece. Hem Lut kıssasında meleklerin azabla memur olduğu, işaretlenmiş taşlar geçiyor hep. Rüzgar (ki ayette rüzgar kelimesi bile yok) sadece bir ayette geçiyor. Demek ki bu rüzgar fonda olan bir şey sadece ya da meleklerin kullandığı bir araç gibi.. Önce bu rüzgar oluşturuluyor, sonra siccil denilen taşlar bu rüzgara yükleniyor, sonra da hedefe getirilip atılıyor.

Nitekim Zariyat Suresi’nde şöyle geçer:

“Tozdurup savuranlara andolsun

Sonra bir ağrlık taşıyanlara

Sonra kolayca akanlara

Sonra bir işi bölüştürenlere..” (Zariyat 1-4)

Saniyen; Zariyat Suresi 51. suredir ve hamsin denilen bahsettiğimiz rüzgarın adı Arapça “50-elli” anlamına geliyor. Onun o olmadığına fiili bir işaret gibi bu da.. Velakin bir rüzgarın olduğu da anlaşılıyor.

Buradan Tevrat’a dönersek; Tevrat’ta Lut kavmine gökten ateşli kükürt yağdığı geçer. (bknz Yaratılış 19. bölüm) Arapçada da olan kibrit-kükürt kelimesi geçiyor burada. Bu ise volkanlarda görülen bir madde aynı zamanda. Hele “ateşli kükürt” denildiğinde volkan patlaması akla gelebilir. Bu anlatı “pişirilmiş taş” gibi ifadelerin bir senaryoya (!) dönüşmüş hali gibi gözüküyor. Nitekim mesela ebabil kuşları ile ilgili kıssanın da bir volkan patlaması olabileceğini söyleyenler oldu Alemi İslam’da.

Beri yandan, Hristiyan tefsirlerine baktım, Lut kavmine yağan kükürt ve ateşin volkan patlaması olduğu da söyleniyor, volkan patlaması gibi gözüküyor ama o zamanlarda bir volkan patlaması bilinmiyor tarzında ifadeler de var. Zaten Kuran’da volkan patlaması diye bir durum hiç yok. Hatta adeta “başka bir şey” deniliyor ısrarla.. Saniyen, Tevrat’ta Hz Lut’un karısının kaçarlarken “geriye baktığı için” tuz olduğu geçiyor. Çünkü “kimse geriye bakmasın” denilmiş (!) Yani kazara tuz oluyor kadın. Burada işin “öylesine bir şeye” çevrilme gayreti dikkat çekiyor.. Kuran’da Lut’un karısının zaten geride bırakıldığı defalarca geçiyor çünkü. Tevrat’ta ise bu hiç yok. Yine, Hz Lut’un tebliği de yok vs. Rabb, bu kavimle ilgili kötü şeyler duymuş da inip bakacakmış vs diye geçiyor mevzu.

Hasılı Kuran’da anlatılan, çok açık bir mucize. Fakat Tevrat’ta işin bir tür tabii olaya çevrilmeye çalışıldığı gözüküyor. O ise en temelde başka milletlere dinin tebliğinin olmadığı anlayışından çıkıyor denilebilir. İşte kükürt olayı da buradaki gevşeklikten çıkmış gibi.. Kuran, fiili olarak pek çok şeyi düzeltiyor kıssada.

Bütün bunların peşine de İslam Ansiklopedisinde siccil maddesinde “Bununla birlikte Lût kavmini helâk eden taşların püskürtülen lavlar, Ebrehe’nin Fil ordusunu mahveden siccîlin de gök taşları olabileceği söylenebilir.” diye bir ifade gördük ki şaşılası gerçekten.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 3 + 7

Youtube Hesabımız
Facebook Hesabımız