MANA VE KESTİRMECİLİK MEVZUSU

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Malum ki insan acelecidir, çıkarcıdır ve dünyada belli yapılar, güçler ve kolay aidiyetler var. Bunlar çabucak onu teslim almakta. Tabii bütün yapıların belli ölçüde hak tarafları da olabilir, lakin kendini tastamam hak olarak gösterme vardır ve sorun da budur. Öte yandan, insan akıl sahibi ve çelişkiler onu rahatsız eder normalde. Fakat baskılar, çıkarlar, onu susturur ve aklını kullanmaz olur. Buna aklı maaş, yani dünyevi akıl da denilebilir. İşte o yüzden aklı maad da denilen ahirete dönük akıl şarttır işte. Bunu farketmelidir. Burada aklı maaşın maddeye, tarihe ve yakın çevreye dönüklüğü kritik bir nokta. Çünkü buralarda da Allah inancı bir ölçüde olabilir, fakat ahiret inancı zayıftır. O manaya dönüklük ister. Bunu ise Kuran’ın Levhi Mahfuzdanlığı ve delilleri öncelikle sağlıyor. İşte bize göre insanların en ziyade yanıldıkları nokta bu noktadır. Çünkü bu iş çok ekstra bir iş olarak görülmektedir. Bir de işi oldukça zorlaştıranlar vardır. Mesela kimileri gaybi alem hakkında delilsiz isbatsız konuşmaktadır ya da kimileri sırf madde üzerine bir gerçeklik kurmakta diğerlerini eleştirmektedir. Pek çok insan ise iki arada bir derede kalmaktadır.

Denilebilir ki; Kitabın Levhi Mahfuzdanlığıyla akletme işi birlikte olmalı. Ne o akletmemeyi gerektirir, ne o ezeliyeti bitirir. Bize göre tarihteki ve özellikle de günümüzdeki en büyük sorun, kitabı akletmemiz için o ezeli olmamalı, ezeliyse akletmemeliyiz halleri, bakışları, yaklaşımlarıdır. Bu da iman işini büyük bir iş görmemekten kaynaklanıyor kanımız. Çünkü şeytan Allah ile de kandırmakta. İmanı hakikati kabul değil de çıkarlara bulanmış bir ezber olarak gösterebilmekte, az bir kabulü, ezbere kabulü “tam kabul” olarak gösterebilmekte vs. Burada kişinin aklın tabii kabulünü önemsemesi gerekmekte. Fakat dediğimiz gibi bu bir yol olarak da belirmeli. Çünkü gaybta rahat konuşanlarla salt maddeye dönük akılcılıklar gayet yol halinde. Özellikle de zamanımızda bu konudaki ifrat tefritlerin haddi hesabı yok. Çünkü pek çok şey birikti ve dünyevilikler çok arttı. İşi ifrat tefritlere çekmek isteyen güçler gayet hakim vs. Burada çok güçlü bir hakikatçiliğin gerektiğini anlamak lazımdır. Bunun için de imkanlar var öte yandan. Levhi Mahfuzdan gelen kitap, her türlü bilgiye ulaşma ve iletişim imkanları. Lakin biraz imtihanı da hakikat imtihanı olarak görecek kişi.

Bu anlamda şunu farkedelim ki; nice ayet, alışkanlıklara, ezberlere kapılıp doğrulara karşı çıkılması hakkındadır. Bütün peygamberlerin mücadelesi bu mücadeledir denilebilir hatta. Antiparantez, birileri diyebilir ki, ama onlara Allah’tan gerçekler bildirilmişti. Fakat unutmayalım, şimdi de elimizde Levhi Mahfuzdan gelmiş kitab var. Yani şimdi çıkabilecek gerçekler de var ve bunlara körlükler hiç de az değil. Yine unutmayalım ki, Kuran’da fırkacılık gayet eleştirilir, “bizi doğdoğru yola ulaştır” denilir, Kitab, gerçek, doğru, hak olarak geçer sürekli. Dolayısıyla imtihanın gerçekler ve doğrularla çok alakalı olduğunu farketmelidir. İkincisi ve belki daha mühimi; şunu farketmelidir ki, manadaki doluluk ahiret inancını sağlıyor. O ise delillerin çokluğunu istiyor, hele de iyice dünyevi bir ortamda. Deliller ise yönelmeyi ve ihtiyaç duymayı ister. Zaten öyle de olur, böyle de olur yaklaşımlarına kolay kapılınırsa ise bu olmaz. Kuran’a Alemlerin Rabbi’nin ezeli kelamı olarak inanmamız gerektiği ve buna göre delillerine bakılması gerektiği unutulmamalı. Hasılı, bütün bu çerçevede, Kuran’ın delil üzere yeni anlaşılan anlam boyutları üzerinde gayet durulmalı ve mana güçlenmelidir. Böyle böyle biiznillah işler normalleşecek denilebilir.

 

İŞİ ÖZETLEYEN BİR VİDEO

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

*
= 5 + 3

Youtube Hesabımız
Facebook Hesabımız