MANANIN “YOKLUĞU” MESELESİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

………..

Hani bir söz vardır, “mala, davara faydası ne?” diye; pratik aklı, aklı maaşı bundan iyi özetleyen bir cümle bilmiyorum. Mesele ise kimisinin dini buna indirgeme ve bunu ideal etme çabası. Bu mantığa göre din, “insanın bu dünyada (ve öte dünyada) mutlu, huzurlu olması için gönderilen kurallar bütünü”dür.

…………………

Ve dikkat edilirse bu mantıkta, akletmek, anlamak gibi şeyler son derece ötelenmiştir, anlamadığın bir şey mi var “bizi aşar” der geçersin.

……………….

Hatta çok anlamaya çalışmak, özellikle de “felsefe” adı altında teslimiyyetsizlik-imansızlık adı altında yerilir. Tıkır tıkır işleyen bir şey bozulmaktadır, fitne çıkarılmaktadır akletmeyle. Bozulan şey ise aslen “aklı maaşçı din” algısıdır.

……………………

Düşünelim; insan imtihan ediliyor ve akıl sahibi ve Kuran herşeyden bahsediyor. Bu üç temel gerçekten çıkan sonuç nedir? “Herşeyi-Kuran’ı anlamak durumundasın” değil mi?

………….

Şu iki noktayı da buna ekleyelim; din sanıldığından çok daha fazla akla iş bırakmıştır, çünkü ezbere kabuller büyük bir şirk tehlikesidir ve pek çok şey de tartışmalıdır. Neden bunca mezhep var sanılıyor? Öte yandan, dünya nefse-nefislere çok fazla prim veren bir yerdir. Dolayısıyla herşey zaman içinde dünyanın eğmesine bükmesine uğrar. Ve bu da bir başka “aklı kullanma zorunluluğu” demek.

…………………..

Lakin mesele şu ki, akletmek, mana dediğimiz şey, sonuçta kağıt üstündeki bir şey, sözcüklerden ibaret olan bir şey. Yani adeta “yok”

………………

Peki sormak lazım, “Tanrı” nasıl bu bakımdan?

……………..

Biz sana ağır bir söz ilka edeceğiz!

Kuşkusuz, gece neşet eden, işte o basışça daha şedid, deyişçe de daha doğru..

Doğrusu sana gündüzün uzun bir yüzüş var.

Rabbinin adını zikr et ve O’na ayrıl bir kesiliş.. [Müzzemmil 5-8]

Bir cevap yazın

*
= 3 + 1