MANAYA EHEMMİYYET VERİLMESİ HAKKINDA

Bilindiği gibi gayba iman ediyoruz. Ve bilindiği gibi; Allah, ahiret gaybtır, cennet, cehennem gaybtır, hatta peygamberler tarihi bir ölçüde gaybtır, Allah’ın ilmi bir yönüyle gaybtır. Buradaki en bilinebilir nokta ise; akli olarak Allah’ın varlığını bilebiliriz, Kitab’ı elimizde olduğu için de O’ndan geldiğini ve ilmini bir ölçüde görebiliriz. Ve hatta bu çerçevede “muradı ilahiyi” bir ölçüde görebiliriz.

İşte bu noktada bilebileceklerine yönelmesi mühim oluyor insanın. “Zaten inandım bitti.. karıştırma..” gibi anlayışlara ise çok kolay sapılabiliyor. Çünkü buna zaman ayırması, bir de hakikatleri kabul noktasında bir akliyyet geliştirmesi gerek insanın bunun için, palas pandıras girilebilecek bir alan değil çünkü bu. İşte mesele, gereğin gerekleri noktasında tıkanıyor. Çünkü bunu insan bir ölçüde kendi görmek durumunda. “Hani ayet, hadis” dediniz miydi her noktada iş tıkanır. Çünkü, buna yönelik pek çok ayet hadis dizersiniz de icabında, insanlar şöyle bir şey bekliyor adeta. Ayette diyecek ki; “Kuran, levhi mahfuzdan olduğu için, gelecekte akılla yönelip keşfetmeniz gereken şeyler olacak, sakın bu işten bigane kalmayın” Bunu direkt lafzen böyle diyecek ayet.. Öyle değilse, en azından “önemli değildir” oluyor iş (!)

Tabii dediğimiz gibi; Kuran’ın levhi mahfuzdan olduğu geçiyor ayetlerde, ayetlerin iyice düşünülmesi gereği geçiyor, insanlara tebliğ gereği geçiyor, delil vurguları çok, akletme vurguları çok, sözü dinlerler en güzeline uyarlar geçiyor, imana zulüm bulaştırılmaması gereği geçiyor, dünya hayatının aldatıcılığı geçiyor, Kuran’ın gittikçe daha iyi anlaşılan yönleri gayet belirgin şekilde tarihte görülüyor, fakat dön dolaş “buna yönelmenin gereği ne?”

Görülmeyene iman ettiğimiz unutulmamalı ve bir gün hesabın görüleceğine. Peki “böyle mi?!” Özellikle de işlerin bulandığı günümüzde bu soru hayati.

Facebook Hesabımız Youtube Hesabımız