MECBURİ İSTİKAMET: HAKİKATİN DÜNYA HAKİMİYETİ

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Tarihe şöyle bir bakarsak; batı medeniyeti uzun süre kilisenin hegamonyasındaydı. Sonra kilisenin baskısından kurtuldu, lakin protestanlık ve peşine aydınlanma düşüncesiyle deizm, ateizm gibi noktalara savruldu. İşte bu uzun ve entellektüel süreçte elinde Kuran olan bizler işi yönlendirme noktasında çok zayıf kaldık. Hatta sonra biz yönlendirilmeye başlandık. Ve İslam alemi karıştı.

İşte bizim Kuran’ın Tevrat ve İncil’i düzelticiliği meselesinden çok uzak kaldık diye bas bas bağırdığımız nokta, salt bir Kuran’ı daha iyi anlayalım sorunu değil, dünya tarihini etkileyen bir nokta. Ve bu geri kalış bizde de Kuran’ı iyi delillendirememe, dolayısıyla imanın başka şeylerle ayakta tutulmaya çalışılmasına da döndü. Lakin en kritik nokta da şu. Bunun tesbitleri dahi yeni yeni yapılıyor. Elbette taklitçilik eleştirileri, dine katılmış şeylerin eleştirileri oldu ama “neyi yapmadık da böyle oldu?” konusu iyi açıklanamadı. O yüzden de iş kuru bir hırgüre döndü. İşte bu mevzu bunu da açıklıyor.

Peki şimdi ne yapılacak? Günümüz bilgi ve iletişim çağı ve Kuran’ın Tevrat ve İncil’i düzelticiliği konusu halen yapılmamış ve yapılınca dünya çapında etki potansiyeli halen var. Velakin halen “bekleyelim” diyenler de fazlasıyla olabilir..  Bu işin hiç hafifsenmemesi gerektiğini de biraz anlayalım derim.

Hasılı velkelam, tarihe ve biraz ilahi bir perspektifle bakarsak, bu mecburi istikamettir. Lakin unutmayalım ki; tarih, hayat ya da ilahi irade bize “hissettirecek kadar” uyarı yapar, ötesi niyete bakar. Hele bu derece büyük bir iş acaip derecede niyete bakar.

Bir cevap yazın

*
= 3 + 4