MUFASSAL (AÇIKLANMIŞ) KİTAP NE DEMEKTİR MESELESİ

Kitabın mufassal yani açıklanmış olduğu geçer ayetlerde. Mesela denilir ki:

Allah, size Kitab’ı açıklanmış olarak indirdiği halde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rabbinin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma (Enam 114)

Peki bu açıklama herşeyin bizzat kitabın kelamıyla açıklanması mıdır yoksa başka bir şekilde mi? Mesela ayette şöyle der:

Üzerine Allah’ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu bir çokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir. (Enam 119)

Bu ayette haram kılınanların açıklandığı geçiyor. Mesela ayette şöyle der:

De ki: “Bana vahyedilenler arasında, leş, akıtılan kan, domuz eti -ki bu kesinlikle murdardır- ve yoldan çıkarak Allah’tan başkasının adına kesilmiş olanın dışında (bu sizin haram olduğunu ileri sürdüklerinizden) bir şey yiyene yediğinin haram olduğuna dair bir hüküm bulamıyorum. Kim çaresiz kalarak taşkınlık etmeden ve aşırıya gitmeden yerse (bilsin ki) Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir. (Enam 145)

Dolayısıyla bazı şeyler gayet açıklanmıştır ayetlerde. Öte yandan bilindiği gibi hadislerde de yırtıcı hayvanlar gibi yasaklanan şeyler vardır. Veya yine hadise göre balıklar leş hükmünde değildir. Yani başka açıklamalar da var. Fakat ayette iş gayet netleştirilmiş denilebilir.

Bir başka ayette ise mesela şöyle denilmekte:

O, kara ve denizin karanlıklarında kendileri ile yol bulasınız diye sizin için yıldızları yaratandır. Gerçekten biz, bilen bir toplum için âyetleri açıkladık. (Enam 97)

Burada yıldızların yol göstereceği söyleniyor ama nasıl yol göstereceği söylenmiyor. Velakin “bilen bir kavme açıkladık” deniliyor. Hasılı, yıldızların konumlarını vs bilen bir kavim gece yıldızlardan yönü tayin edebilir, yolunu bulabilir ve onlar bu ayeti iyi bir şekilde anlar.

Öte yandan şöyle denilmiştir:

İşte böylece âyetleri türlü türlü evirip çeviriyoruz ki, onlar sana: “Sen ders almışsın” desinler ve bilen bir toplum için de onu iyice beyan edelim. (Enam 105)

Burada “ders almışsın” demeleri, “Ehli Kitab’tan ders almışsın” anlamındadır, çünkü bilenler onlardı, onlardaki bilgileri içermekte ayetler. Ders almadığı ise malumdur. Bu şekilde Kuran’ın mucizeliği oluşmakta. Peşine ise ayrıca “bilen bir toplum için ayetleri beyan edelim” demekte. Çünkü iş öyle herkesin bir bakışta anlayacağı şekilde işlenmemektedir.

Başa dönersek; Allah, size Kitab’ı (Kur’ân’ı) açıklanmış olarak indirdiği halde, ondan başka bir hakem mi arayayım? Kendilerine kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rabbinin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma. (Enam 114) denilmekteydi. Buradaki “açıklanmış” ifadesi, öncelikle direkt açıklanan haram kılınan şeyler gibi noktalara matuf olarak gözüküyor. Beri yandan, Ehli Kitabın “bunun Allah katından olduğunu bileceği” geçmekte burada. Ve şöyle bir bağlantı var. Leş, kan, domuz eti, Allah’tan başkası adına kesilen hayvan gibi yasaklar önceki kitaplarda da var. Mesela Hristiyanların kitaplarında şöyle geçer:

“Bu nedenle, kanımca öteki uluslardan Tanrı’ya dönenlere güçlük çıkarmamalıyız. Ancak putlara sunulup murdar hale gelen etlerden, fuhuştan, boğularak öldürülen hayvanların etinden ve kandan sakınmaları gerektiğini onlara yazmalıyız. Çünkü çok eski zamanlardan beri Musa’nın sözleri her kentte duyurulmakta, her Şabat Günü havralarda okunmaktadır.” (Yeni Ahit: Elçilerin İşleri 15:19-21)

Burada domuz geçmiyor fakat fuhuş kelimesinin yerinde onun olduğu düşünülebilir, çünkü Tevrat’ta o yasak da var. Şöyle ki:

“RAB Musa’yla Harun’a şöyle dedi: “İsrail halkına deyin ki, ‘Karada yaşayan hayvanlardan şunların etini yiyebilirsiniz: Çatal ve yarık tırnaklı, geviş getiren hayvanların tümü. Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır. Kaya tavşanı geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır. Tavşan geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır. Domuz çatal ve yarık tırnaklıdır, ama geviş getirmez. Sizin için kirli sayılır. Bu hayvanların etini yemeyecek, leşine dokunmayacaksınız, sizin için kirlidir.” (Levililer 11: 1-8)

Burada da domuzla birlikte başka şeyler de yasak olarak geçiyor, fakat ayette bu da açıklanıyor. Şöyle ki:

“Biz, Yahudilere bütün tek tırnaklı/pençeli hayvanları haram kıldık. Sığır ve koyunun iç yağlarını da onlara haram kıldık. Ancak bu hayvanların sırtlarının, yahut bağırsaklarının taşıdığı ya da kemiğe karışan yağlarını haram kılmadık. Zulümlerinden dolayı onları bu şekilde cezalandırdık. Biz, elbette doğru söyleyenleriz.” (En’am, 145-146)

İşte böylece gayet açıklanmış duruyor mesele değil mi? Peki bunu “açıklanmış” gören kimler? Elbette önceki kitap ehli ve işi bilenler. Dolayısıyla bir direkt açıklanmış şeyler var bir de bilenler için açıklanmış şeyler var. Bu ise Tevrat ve İncil bilindikçe anlaşılır. Ayette “Kendilerine kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rabbinin katından hak olarak indirilmiş olduğunu bilirler. O halde sakın şüphe edenlerden olma” demekte. Günümüzde ise şüpheler artmış durumda. O zaman ne yapılması gerekiyor? İşin gayet tefsir edilmesi herhalde. O halde bundan kaçınmamalıdır. Öyle ki şu nokta belirginleşsin:

Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O’nun sözlerini değiştirebilecek (kimse) yoktur. O, işitendir, bilendir. (Enam 115)

Bir cevap yazın

*
= 5 + 6