NEDEN BUNCA BİRİKİM MANA UFUKLARI AÇAMIYOR?

Rahman Rahim Allah’ın adıyla..

Denilebilir ki, bunca ilahiyat, imam hatip var, bunca tefsirler, kitaplar yazıldı, Kuran çerçevesinde konuşan bunca alim, akademisyen, meraklı var. Diyanet İslam Ansiklopedisi gibi bir kaynak, her türlü kaynağa ulaşma imkanları var, internet var.. Twitter var, facebook var, iletişim imkanları var. Neden bunca şey, yeterli bir bilinçlenme sağlamıyor? Çok yüzeysel bir bilinçlenme var, o da çağın hızı ve çeşitli gazlar arasında buharlaşıp gidiyor.

Çünkü bir defa insanın gerçekten hakikatin peşine düşmesi gerekiyor. Özellikle de muradı ilahi noktasında, bugüne niçin gelindi noktasında ciddi bir yoğunlaşma, yöneliş gerekiyor.. Tarih boyutlarıyla, Kitab boyutlarıyla işi açıklama gerekiyor ki bu birikimler nihai sonuca ulaşsın, çıkış gözüksün. Bu noktada acaip teklemeler başlıyor işte. Gitgide motivasyon azalıyor, iş hakikatten sapıyor. Bu bağlamda denilebilir ki; bir defa maaş alınan işler çok baskın. Öğretmenlik, imamlık, akademisyenlik, çerçevesi belli işler. Hatta çoğu zaman da yazarlık.. Ve alırken de ona göre alınıyor bilgiler ya da üretilirken.. Profesörlerin beklentisine göre, cemaatin beklentisine göre, devlet kurumlarının beklentisine göre, medyaların beklentisine göre, halkın beklentisine göre, türlü grupların beklentisine göre diye gidiyor liste. Bu beklentiler ise öyle ya da böyle işi kesici, sığlaştırıcı ya da saptırıcıdır. İşte hakikatçi bir kitle bu beklentilere kapılmadan hakikate yönelmeli, ortaya koymalı ve bir sinerji oluşmalı ki ortalık aydınlansın. Velakin bunun da pek bir örnekliği, nedenliği hazır değil zihinlerde. Fakat bilelim ki zaten mesele adeta tarihin sonu derecesindedir. Düşünelim, bu derece hakikate ulaşma ve yayma imkanları ne zaman oldu ki?! Hasılı, örnekliği, nedenliği çok arayan, bir nevi bahaneler arayan da zaten bu işin ehli olmayacaktır. Hadi iyi anlamayan olabilir diyelim vs. Ondan dolayı anlatımlarımız olacak tabii.

Öte yandan, gayi noktada örneklik çoktur. Mesela şu hadis kulaklara küpe olacak cinsten.

Abdullah İbnu Mes’ud (ra) demiştir ki: “Eğer ilim ehli, ilmi koruyup, onu layık olanlara vermiş olsalardı, ilim sayesinde devirlerinin insanlarına efendi olacaklardı. Ne var ki onlar ilmi, dünyalıklarından menfaat sağlamak için ehl-i dünya için harcadılar. Dünya ehli de alimleri aşağıladı. Halbuki ben, Peygamberimiz (as)’in şöyle söylediğini işittim: “Kimin tasası sadece ahiret olursa, dünya tasalarına Allah kifayet eder. Kim de dünya tasalarına kendini kaptırırsa, dünyanın hangi vadisinde helak olduğuna Allah aldırmayacaktır.” [İbni Mace Mukaddime 257]

Ya da peygamberlerin mücadeleleri ve “alimler peygamberlerin varisleridir” hadisi hep örnekliktir. Velakin bu derece araştırma ve keşf bazlı, insanlığa hitap, akılları ikna yoğunluklu bir dava noktasında örneklik tabii olarak pek yok. Bakalım, hayırlısı..

Facebook Hesabımız Youtube Hesabımız