NEDEN HEP İKİNDİ

İncil ve hadislerde paralel şekilde geçen ifadelerden İslam ümmetinin ikindide olduğu anlaşılıyor. Peki bu ikindide oluş nedir?

İncil’de şöyle geçer:

Göklerin Egemenliği, sabah erkenden bağında çalışacak işçi aramaya çıkan toprak sahibine benzer. Adam, işçilerle günlüğü bir dinara anlaşıp onları bağına gönderdi. Saat dokuza doğru tekrar dışarı çıktı, çarşı meydanında boş duran başka adamlar gördü. Onlara, `Siz de bağa gidip çalışın. Hakkınız neyse, veririm` dedi, onlar da bağa gittiler. “Öğleyin ve saat üçe doğru yine çıkıp aynı şeyi yaptı. Saat beşe doğru çıkınca, orada duran başka işçiler gördü. Onlara, `Neden bütün gün burada boş duruyorsunuz?` diye sordu. `Kimse bize iş vermedi ki` dediler. Onlara, `Siz de bağa gidin, çalışın` dedi. Akşam olunca, bağın sahibi kâhyasına, `İşçileri çağır` dedi. `Sonuncudan başlayarak ilkine kadar, hepsine ücretlerini ver.` Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar. İlk başlayanlar gelince daha çok alacaklarını sandılar, ama onlara da birer dinar verildi. Paralarını alınca bağ sahibine söylenmeye başladılar: En son çalışanlar yalnız bir saat çalıştı` dediler. `Ama onları günün yükünü ve sıcağını çeken bizlerle bir tuttun!` Bağ sahibi onlardan birine şöyle karşılık verdi: `Arkadaş, sana haksızlık etmiyorum ki! Seninle bir dinara anlaşmadık mı? Hakkını al, git! Sana verdiğimi sonuncuya da vermek istiyorum. Kendi paramla istediğimi yapmaya hakkım yok mu? Yoksa cömertliğimi kıskanıyor musun?` İşte böylece sonuncular birinci, birinciler de sonuncu olacak. [Matta 20: 1-16]

…………

Hadiste ise şöyle geçer:

“Geçmiş ümmetlerin müddetlen içinde sizin müddetiniz, ancak ikindi namazı ile güneşin batması arasındaki müddet gibidir. Sizin meseliniz ile Yahûdîler ve Hristiyanlar’ın meseli, birtakım işçiler tutan şu kimsenin meseli gibidir: O kimse: “Gündüzün yarısına kadar benim için birer kırat yevmiyeye karşılık kim çalışır?” dedi. Yahudiler çalıştı. Sonra: “Gündüzün yarısından ikindiye kadar birer kırat yevmiyeye kim çalışır?” dedi. Hrıstiyanlar çalıştı. Sonra sizler ikindiden akşama kadar ikişer kırat ikişer kırat yevmiye ile çalışıyorsunuz. Eski ümmetler: “Biz çok çalıştık, az ücret aldık” dediler. Allah: “Hakkınızdan eksilttim mi?” buyurdu. “Hayır” dediler. Allah: “İşte bu, benim fadlımdır ki, ben onu dilediğime veririm” buyurdu. [Buhari-Fedailul Kuran 17]

Bizler en son gelenleriz, kıyamet gününde öne geçecek olanlarız. Onlara kitâb bizden önce verildi, bizlere ise kitâb onlardan sonra verildi. Şu gün, onların, hakkında ihtilâf ettikleri gündür. Allah bize hidâyet buyurdu. Binâenaleyh Yahûdîler’in yarındır; Hristiyanların yarından sonradır. [Buhari-Cuma 12]

………..

Bu ifadelerde İslam ümmetinin akşama yakın, ikindi vaktinde geldiği anlaşılıyor. Zaten ashab döneminden itibaren kıyamet de yakın görülmüştür bu yüzden. Fakat 1500 yıl geçti. Öte yandan, eskiden insanlığın toplam tarihi 7000 yıl olacak diye düşünülürdü. Onun için 1000, 1500 yıl gibi düşünülürdü İslam’ın vakti. Onun da sonuna gelindi yani.

Bütün bu çerçevede başlangıçtaki soruya dönersek, “nedir bu ikindi?” Acaba İslam ümmeti derken Peygamberimizin olduğu ya da tezkiye ettiği ilk üç dönem mi kastediliyor sadece? O zaman bu vakit ikindi olarak düşünülebilir. Yoksa, psikolojik anlamda, Yahudiler ve Hristiyanlar devam ettiği (ve bugün mesela gayet baskınlar) için mi böyle bir algı oluşuyor? O zaman her bir nesil bu durumla adeta yeniden muhatap olmaktadır. O yüzden de “ikindide”dir. Bizce bu açıklama daha makul. Zaten kıyamete yakın Mehdi ve Hz İsa döneminde Ehli Kitab kalmayacak. Nitekim Nisa Suresi’nde şöyle geçer:

“Kitap ehlinden ölümünden önce ona inanmayacak yoktur. Kıyamet gününde o, onların aleyhine şahitlik eder.” (Nisa 158)
……….
Antiparantez, bazıları onu tartışmalı, bunu şüpheli, şunu akla uzak görebilir, fakat gözardı edilemeyecek derecede birbirine bağlı bir çerçeve var ortada. O yüzden önce bunu görmeli, sonra ne diyorsa demelidir.

Öte yandan, bu ikindide oluş bir alacakaranlığa dönmüş durumda. Bunu çözecek nokta ise dünya çapında İslam hakimiyeti. O da Yahudiliği ve Hristiyanlığı bitirecek olan Kuran’ın Tevrat ve İncil’i düzelticiliği meselelerine ağırlık vermeye bakıyor. Belki de “İsa (as)’ın gelişi” de buna dair bir simgedir. Çünkü onun misyonu bunu da içermekteydi. Öyle olmayıp bizzat gelecek olsa bile bu çabalar da ya buna müstehaklığı sağlayacaktır ya bu işe bir zemin oluşturacaktır, yani herhalukarda bir gerektir. O halde gelecek-gelmeyecek meselelerinden çok ortada olan gereğe odaklanmalı deriz.

Saniyen, şunu farkedelim ki, Kuran’ın daha iyi anlaşılması noktasında en kritik mevzu da hep bu olagelmiştir. Önceki Peygamberlerin haberleri noktası. Bu, önce İsrailiyyat ağırlıklı şekilde tefsir edildi, sonra ondan uzak durulmaya çalışıldı. Lakin bir şeye göre de tefsir edilecek. O da resmi Tevrat ve İncil kitaplarını düzelticilik noktası olmalıdır öncelikle. Günümüzde de buna doğru gelindi. “Sürekli ikindide oluşu” en açıklayıcı izah budur.

Bir cevap yazın

*
= 5 + 8